Demokrasiyi İçine Sindiremeyenler. ‎


Kiminin derdi, kiminin keyfi alt alta üst üste dizilirken bilmediğimiz, görmediğimiz koca koca yapılar oluşuyor.
İnsanlık değerleri yerlerde sürünüyor. Vahşi doğanın kan akıtıcı görüntüleri boşluklardan sızıp da aramıza karışınca herkes kuru gürültülerden kaçışıp duruyor.
Mutsuz, huzursuz ve beş parasız insanlar...
Ötede sayıları arttıkça artan varsıllardan ne yapacağını şaşıranlar insanlığı katlediyor.
Din, sömürü aracı olarak kullanıldıkça kutsallığına bakışlar değişiyor, hava kararıyor, denizden ayaklanan dalgalar tsunaminin öncü habercileri gibi insanların üzerine akın akın geliyor.
***
Korku var her yerde korku!..
Mutluluğun dünkü.
Tadı kalmamış dillerde.
Diller paslanmış ve iyiden iyiye uyuşmuş sanki...
İnsafsızca elbirliği edenler, korku pompalıyor köşelere bucaklara. 
Yağmur yağdıkça Ankara'daki siyasiler sel sularını dolduruyor bodrum katlarına.
Kaplara kacaklara...
***
Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Ataş, 24 Haziran seçimlerinin gelecek yüz yılı şekillendirecek dönüm noktası olduğunu söylüyor bir öğretmen edasıyla...
"Recep Tayyip Erdoğan'ı devirmek istiyorlar." diyor.
Ve gözlerini belertip sesine abanarak hınçla bağırırken içi dehşetle dolu haberi veriyor:
"Recep Tayyip Erdoğan’ı bu ülkede başkan yapmadan bize uyku haramdır. Bize çoluk çocuğumuz, ailemiz haramdır. Eşimiz, dostumuz haramdır."
Bu ne gaflettir?
Bu ne felaket tellalcılığıdır? 
***
Demokrasinin ne olduğunu hiç bilmezler mi?
Bu seçimlerde birden çok cumhurbaşkanı adayı ve çok sayıda parti iktidara gelmek için yarışırken halkın oyuna başvurmuyor mu?
Peki, oylama sonucu Recep Tayyip Erdoğan giderse onu kim götürür?
Halk değil mi?
Öyleyse "devirmek" ne demektir?
Halkın oyuna "devirmek" nitelemesi yapanlar idrakten yoksun olmalıdırlar.
En doğal ve en tabii insan haklarının kullanılmasını ve demokrasinin kurallarına göre işleyişini içlerine sindiremeyenlerin bu tür yaklaşımları önce ülkemize, sonra kendilerine zarar verir.
Ve kışkırtıcılık vardır işin içinde!
Halkın galeyana gelmesini arzulayanların kör ve kötü hevesleri vardır.
***
"Recep Tayyip Erdoğan’ı bu ülkede başkan yapmadan bize uyku haramdır. Bize çoluk çocuğumuz, ailemiz haramdır. Eşimiz, dostumuz haramdır." demek ne anlama gelir?
"Haram" sözcüğü dinsel bir sıfattır. Neyin "haram" olup olmadığı Allah'ın iradesiyle belirlenir. Kişilerin kendi kendilerine herhangi bir şeyi "haram" etmeleri Kur'an-ı Kerim'in anlayışı ile bağdaşmaz. Öyleyse bu kişinin yaptığı nedir?
Yemin edebilir. Kendine veya başkalarına söz verebilir. Ama bunların hiçbiri "haram" sözcüğü ile nitelenemez...
Niyeti dini motifler kullanarak insanları kendi çıkarları/amaçları doğrultusunda etkilemekse sözümüz yoktur.
Kaldı ki söylediklerinin bir mantığı da yoktur.
Seçimler malum 24 Haziran 2018 günü...
Öyleyse o tarihe kadar:
Uyku uyumamaları,
Varsa çocuklarını görmemeleri,
Eşiyle görüşmemesi ve onunla aynı yatakta yatmaması,
Varsa başta ana-baba olmak üzere diğer akrabalarından uzak durması,
Dostlarını unutup bir tarafa bırakması,
MÜMKÜN MÜ?..
Peki ya Recep Tayyip Erdoğan bir daha seçilemezse bu kişi ve bunun gibi düşünenler ne yapacaktır?
Yoksa kendilerine özgü yöntemleri mi var?
***
Son sözümüz şudur:
Halkın oyuyla Recep Tayyip Erdoğan'ın yerine bir başkasının Cumhurbaşkanı seçilmesi demokrasinin güzelliklerindendir.
Buna tahammülsüzlük ise cehalettir, aymazlıktır.
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.