Görüşmeler Tam Bir Zafer Değildir. ‎


Türkiye'nin Rusya ile yaptığı Soçi Mutabakatı (Türkiye – Rusya Federasyonu Arasında Mutabakat Muhtırası) sonrasında gelişmelerin ABD ve Rusya'ya karşı "Türkiye'nin tam bir zaferi" olarak takdiminin uygun olmadığını düşünüyoruz.
Çünkü içinde bulunduğumuz koşullar geleceğe çok da umutlu bakamayacağımızın işaretlerini taşımaktadır.
Gerek ABD gerekse Rusya, Türkiye'nin güvenli bölge oluşturulmasına yönelik isteğini anlayışla karşıladıklarını söylediler. Taleplerimiz dikkate alındığında bu önemli ve olumlu bir gelişmedir.
ABD ile yapılan Suriye'nin Kuzeydoğusuna İlişkin Türkiye-ABD Ortak Açıklaması daha çok soru işaretleri ile doludur. Ancak Soçi Mutabakatı da ondan çok farklı değil... Aslına bakarsanız her ikisi birbirinin aynası gibi. Yan yana koyup ivedi davranmadan ve biraz da geniş çaplı düşünerek kıyaslarsanız rahatsız edici ya da tartışmaya açık olan yönlerini açıkça göreceksiniz.
***
ABD Ortak Açıklaması ile Soçi Mutabakatı'nda rahatsız edici yönler:
  • Birinde yer alan önemli konunun diğerinde bulunmaması sorunların hızla üremesine yol açacaktır.
  • Suriye'nin Kuzeydoğusuna ilişkin ABD ile ortak açıklama dikkate alındığında, Barış Pınarı Harekât alanı sınırlarının doğusunda Kamışlı şehri hariç Türk-Rus ortak devriyelerinin başlatılması sorun olacaktır.
  • Birinde karara bağlanan konunun diğerinde tekrar ama değişik karara bağlanması daima sorun olacaktır.
  • Güvenli bölge şeridinin 30 km derinlikte olması Soçi Mutabakatı'nda yer almasına rağmen ABD Ortak Açıklaması'nda yer almamaktadır. Kritik anlarda sorun olacaktır.
  • YPG'nin Güvenli Bölge sınırları dışına çıkarılması, adeta ABD ve Rusya'nın anlayışına bırakılmıştır.
  • Güvenli bölge konusunda ABD ve Rusya'yla birlikte hareket etmemiz ileride sorunlara yol açacaktır.
  • Somut gibi görünen kararların önemli bir bölümünün yoruma açık olması başarımızı gölgelemektedir.
Bu kısa açıklamalardan sonra gelinen noktada ABD, Rusya, Suriye ve Ortadoğu'daki ilişkilerimizi şöyle özetleyebiliriz.
***
ABD, TSK'nin Başarılı Olamayacağı Tezinden Hareket Etmiş ve Yanılmıştır.
ABD; kumpas davaları, 15 Temmuz Darbesi girişimi sonrası kurumlarının alt üst edilmesi ve 6 aya inen askerlik süresinin kaynak akışını sekteye uğratacağı gibi düşüncelerle TSK'nin gücünün epey zayıfladığı teziyle hareket etmiştir.
Yaptıkları on binlerce TIR silah yardımı ve askeri eğitim desteği ile YPG'den düzenli ve etkili bir terör ordusu meydana getirdiklerini düşünerek ellerini ovuşturmuş ve "Haydi yiyin birbirinizi, dökebildiğiniz kadar dökün kanlarınızı!" anlayışı ile hareket etmiştir. Hatta bunun için ABD kendi kuvvetlerini geri çekerek çarpışmaların bir an önce başlamasını istemiştir. Ancak daha Barış Pınarı Harekâtı'nın ilk günü ne ölçüde büyük bir yanılgıya düştüklerini anlamış ve araya girmek zorunda kalmışlardır.
***
İlk amaçlarının YPG'nin yok edilmeden geriye çekilmesini sağlamak olduğunda kuşku yoktur. ABD bunu önemli oranda başarmıştır.
Ortak açıklamaya uygun olarak YPG'nin çekilmesi gereken alanlara çekilmiş olacağından kuşkuluyuz. Sürenin dolmasından sonra Sayın Cumhurbaşkanının yaptığı açıklama da bu yöndedir. Ancak öyle anlaşılıyor ki ABD bir kez daha araya girerek YPG'nin sorun yaratmayacağına güvence vermiş ve yaptırımları da kaldıracağını açıklamıştır.
Bunun üzerine MSB:
"Mevcut harekat alanımız dışında bu aşamada yeni bir harekat icra edilmesine gerek kalmamıştır," açıklamasını yapmıştır. İvedi yapılan bu açıklamanın neleri aksatacağını hep birlikte göreceğiz. 
ABD'nin: "PKK/YPG’nin bölgeden tamamen çekildiği," açıklaması kuşkularla doludur. Bu konuda yorum yapmaya dahi ihtiyaç duymamamız ilginçtir.
Politik dilin ne olduğunu bilmeyecek kadar cahil ve iğrenç bir yapı sergileyen Trump'ın ağzı kulaklarına varmış olmalıdır. 
Her şeye rağmen İlerde YPG'nin PKK türü eylemlere girişmeyeceği varsayarsak alınan kararlar doğru ve isabetlidir. Ancak silahlarını dahi bırakmayan YPG'nin rahat durmayacağı, hatta şimdiden saldırılarının ön hazırlıklarını yaptığı kanısındayız.
***
ABD'nin petrol sahalarını kontrol altına aldığını açıklaması Ortadoğu'da hangi maksatla bulunduğunu itiraf etmesiyle eş anlamlıdır. Onlar için demokrasi ve insan hakları gibi kavramlar yaptıkları işe örtü olmaktan öte bir değer taşımamaktadır. Arap Baharı'nın ne olduğu da artık iyice anlaşılmış olmalıdır.
***
Rusya Çok Yönden Avantajlı Konuma Geçmiştir.
Rusya'nın eli bize karşı daha da güçlenmiştir.
Barış Pınarı Harekât alanının hem batısında hem de doğusunda Rusya'nın ne işi var ki?
Rusya ile birlikte devriyeye çıkmamızın, dış dünyadan gelecek baskıyı azaltacağı kanısında olanlar ilerleyen zaman içinde yanıldıklarını göreceklerdir.
Mültecilerin güvenli ve gönüllü şekilde geri dönüşlerini kolaylaştırmak bizim açımızdan önemlidir. Sorun bizim, dert bizimdir.  Türkiye'de bulunan Suriyeli göçmenleri Rusya'nın sorun yaptığını düşünmüyoruz. Böyle bir madde ancak bu konuda Türkiye'nin yapacağı çalışmaları kolaylaştırması açısından katkıda bulunabilir. Yoksa bu konuda Rusların etkin katkılarının olacağını beklemek boşunadır.
Ruslar, tarih boyunca Osmanlılardan isteyip de bir türlü beceremedikleri sıcak denizlere inme hayalini artık gerçekleştirmiştir.
***
Neden Toprak Bütünlüğünün Korunmasını İstediğimiz Suriye ile değil de ABD ve Rusya ile Görüşüyoruz?
Suriye topraklarında 30 km derinliğinde oluşmasını istediğimiz güvenli bölge kuşağı için kalkıp ABD ve Rusya ile görüşmek zorunda kalışımızı çok da başarılı bulmuyoruz. Neden bu toprakların sahibi Suriye ile değil de ABD ve Rusya ile?..
Böyle bir yaklaşım, Sayın Erdoğan'ın Beşar Esat'la ilgili açıklamaları ve görüşleri değişmedikçe şu aşamada mümkün görünmüyor. Kalıcı düşmanlıkları pohpohlamanın bir anlamı yok ki!.. Sayın Cumhurbaşkanının yeri geldiğinde sık sık tekrarladığı gibi önemli olan ulusal çıkarlarımızdır.
***
Sonuç olarak; başlamasının mutlak gerekliliğine inandığımız Barış Pınarı Harekâtı'nın üstün başarılarla devam etmiş olması övüncümüz ve gururumuzdur. Ancak durduğumuz noktadaki soru işaretleri rahatsız edicidir.
 
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.