HSK'nin Kura Çekecek Yeri Yok mu? ‎


Zulmün ve haksızlıkların karşısında durarak bir ülkeyi ayakta tutan en önemli kurumun, adaleti sağlayan ve yargı yetkisini kullanan mahkemeler olduğuna kuşku yoktur. Anayasamız, yargı yetkisini kullanan mahkemelerin bağımsız ve tarafsız olacaklarına vurgu yapmaktadır.
Tabii ki mahkemelerin bağımsız ve tarafsız olmaları hâkim ve savcılar eliyle sağlanır. Bağımlı ve taraflı olan hâkim ve savcıların adaleti sağlayamayacakları, dolayısıyla ülkeye zarar verecekleri gün gibi açıktır. Bu zarar ülkeyi yıkıma götürecek ölçüde büyük olacaktır.
Tarih böyle demektedir. İnsan aklı bunun böyle olacağını ortaya koymaktadır.
***
Geçtiğimiz günlerde hâkim ve savcı adayları Beştepe'ye getirildi ve görev yeri belirleme kuraları burada çekildi.
Değerli okuyucularım, bu haber acı bir haberdir. İçi; sıkıntılar, anlaşmazlıklar, türlü çelişkiler ve uyumsuzluklarla dolu bir haberdir. Tabii ki üzücüdür, kahredicidir.
Merak ediyorum. Hâkimler ve Savcılar Kurulunun kura çekecek yeri yok muydu?
Hâkim ve savcı adayları neden bunun için Beştepe'ye getirildiler?
Onların Beştepe'ye getirilirken bağımsızlık ve tarafsızlık niteliklerinin zedelenebileceği düşünülmedi mi? Hâkim ve Savcıların Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı ayakta alkışlamaları ne derece doğrudur? Konuyu saptırıp Cumhurbaşkanına saygı gösterilmiş diyenler var.
Yazık edilmektedir!..
***
Hele bir de Milletvekili Barış Yarkadaş'ın:
"AK Parti'de aktif rol üstlenmelerine rağmen pazartesi günü çekilen kura sonucu hâkim ve savcı olarak atanan avukatların çoğu Ankara ve İstanbul'da görevlendirilmişler." diye bir iddiası var ki acılar doludur, küf kokusu gelmektedir.
AK Parti'de aktif görev alan avukatların hâkim ve savcı yapılıp çoğunun Ankara ve İstanbul'a atanmaları yakışıksızdır, geleceğimiz açısından kaygı vericidir.
***
Belki bu haberden daha acı bir haber daha var ki duyduğunuzda siz de üzülecek ve kahredeceksiniz. İnanın bunu her ne kadar kaleme alıyorsam da doğru olmamasını içten ve gönülden diliyorum:
Hani hatırlarsınız 2016 yılında Yargıtay, Danıştay ve Sayıştay Başkanları, Sayın Cumhurbaşkanımızla birlikte çay toplamaya gitmişlerdi. İşte bu çay toplamaya katılan Danıştay Başkanı Zerrin Güngör idi.
Daha sonra verdiği bir beyanatta "...sizi temin ederim ki yargı şimdiye kadar hiç bu kadar tarafsız ve bağımsız olmamıştı!.." diyecek kadar şaşırtıcı bir açıklamaya imzasını atan yine Danıştay Başkanı Zerrin Güngör idi.
İşte şu sıralar Danıştay Başkanı Zerrin Güngör’ün kızının aşağıya aldığımız atanma öyküsü dillerde dolaşıyor:
Danıştay Başkanı Zerrin Güngör’ün kızı Gonca Hatinoğlu 19 Mart 2018 Pazartesi günü Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda yapılan kurada Elâzığ Hâkimliğine atanmış. Ancak bu ilimizde göreve başlaması beklenen Gonca Hatinoğlu Elâzığ'a gitmemiş!.. Çünkü...
Çünkü görülmemiş bir hız ve yöntemle hemen ertesi gün, yani 20 Mart 2018 Salı günü yayımlanan HSK 1. Daire Kararnamesi ile Ankara’ya atanmış!.. Hem de Yargıtay Tetkik Hâkimliğine...
Bir Elâzığlı olarak üzüldüm.
Elâzığ her şeyiyle görülmeye, gezilmeye ve en önemlisi hizmet verilmeye değer illerimiz arasındadır. Doğu Bölgemizdeki insanlarımızın acılarının yoğrulduğu bir kentimizdir. Daha doğudan gelenlerle birleşen ve yepyeni bir görünüm kazanan bir ilimizdir. Devletimizin üzerinde en çok durması gereken illerimiz arasındadır. Araştırıldığında ve incelendiğinde burada oluşan sentezin ülkemiz adına çok verimli ve yararlı bilgilerle yüklü olduğu görülecektir.
***
Yargı yetkisini kullanan yüksek mahkemelerin falan filanın arka bahçesi olduğunun vurgulandığı günler çok uzakta kalmadı. Bundan yakınanların şimdi yargının tüm alanını arka bahçesi yapma girişimleri acı bir felaketin habercisi değil de nedir?
Bir anayasal kurum olan Hâkim ve Savcılar Yüksek Kurulu vardı. Bu kurul:
"Hâkim ve savcıları mesleğe kabul etme, atama ve nakletme, geçici yetki verme, yükselme ve birinci sınıfa ayırma, kadro dağıtma, meslekte kalmaları uygun görülmeyenler hakkında karar verme, disiplin cezası verme, görevden uzaklaştırma," gibi işlemleri yapmaya yetkiliydi.
Hâkim ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun adında yer alan "yüksek" sözcüğünü kaldırdılar. Tabii ki bir anayasa değişikliğiyle!.. Hâkim ve Savcılar Kurulu oldu!..
Neden bunu yaptılar?
"Yüksek" nitelemesini hâkim ve savcıların işlemlerini yürüten bir kurula neden çok gördüler?
İlginç ve anlamakta zorlandığımız bir  uygulamadır bu...
Oysa...
Oysa Anayasa'da Yüksek nitelemesiyle anılan başka kurumlar da vardı.
Yüksek Seçim Kurulu, Yüksek Hakem Kurulu, Yüksek Öğretim Kurumu gibi...
Onlara dokunmayıp...
***
Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay, Sayıştay, Uyuşmazlık Mahkemeleri gibi yüksek mahkemelerin üyelerinin atanması yöntemleri değiştirilerek bu mahkemelerin bağımsız ve tarafsızlıkları yara aldı.
AK Partili eski bir siyasetçinin sınıf arkadaşları yüksek yargı mahkemeleri başkanlıklarına seçildiğinde:
"Benim güzel arkadaşlarım, çok mutlu oldum. Kurban olduğum Allah, verdikçe veriyor!.." sözleri unutulmadı, hâlâ belleklerimizdeki yerinde taptaze duruyor.
Böylesine bir yapının oluşturulduğu günlerden işte bugünlere geldik.
***
Duyarsız bulduğumuz bu ya da benzeri uygulamalar; zulmün ve haksızlıkların karşısında durarak bir ülkeyi ayakta tutan, adaleti sağlayan ve yargı yetkisini kullanan mahkemelerde görevli hâkim ve savcılarımızın bağımsızlık ve tarafsızlıklarına gölge düşürecek niteliktedir.
En kısa zamanda bu ya da benzeri uygulamalara son verilmesini içtenlikle dileriz.
Bizim havaya, suya ve güneşe duyduğumuz ihtiyaç kadar ülkemiz de bunlara ihtiyaç duymaktadır.
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.