İltica/Sığınma...‎


Bir şeylerin iyice ters gittiği kanısı düşünceleri sarsıp duruyor.
Acı içindeyiz!..
Bedenimizi delikler içinde bırakan, ruhumuzda derin yaralar açan Man Adası ya da Zarrab Davası'nın eziklik ve bunalımını atlatmadan içte ve dışta büyüyen ve gittikçe gelişen yeni olaylar iğne olup batmaya başladı.
Bu kez işin içine bir iltica/sığınma girdi...
Toplumda pek duyulmayan, yahut duyulsa da küçümsenen karın ağrısı türünden bir şey!..
Ankara Kent Çocuk ve Gençlik Halk Dansları Topluluğu Derneği ekibi, 05-10 Kasım 2017 tarihleri arasında Macaristan’da yapılan bir organizasyona katılıyor.
Ekip 16 kişiden oluşmuş. Dönüşte bir bakılıyor ki ekibin büyük bir kısmı yok! Gelenler sadece 5 kişi!..
Araştırılıyor, soruşturuluyor ve bir süre gizleniyor...
Derken bir haber alınıyor ki ekibe katılıp da dönmeyen 11 kişi Macaristan'dan iltica/sığınma isteğinde bulunmuş... Şaşılası bir durum. Hiç görmediğimiz, duymadığımız bize yabancı ve şimdiye dek bizden olmayan bir tavır.
İltica/sığınma; daha önce Demirperde Ülkeleri dediğimiz Sovyetler Birliği'nden diğer ülkelere çeşitli yollarla geçmek/kaçmak isteyenlerin sıkça başvurduğu bir yoldu. Genellikle spor karşılaşmaları için diğer ülkelere giden sporcular, Sovyetler Birliği'ne bir daha dönmek istemez, gittikleri ülkeye sığınma başvurusunda bulunurlardı. Bu yolla diğer ülke vatandaşlığına geçen çok sayıda sporcu vardır...
***
Bizden ilk kez, bir kültür ve sanat faaliyeti kapsamında yurt dışına giden bir ekip bu yola başvurmuş oldu.
Kim bunlar?
Neden böyle bu yola başvurmuşlar?
İnanın tahmin etmekte güçlük çekiyoruz. Aklımıza gelen birkaç sebep sayabiliriz. Ama boşa atmanın yararı yok ki!..
İşin kolaycılığına kaçıp "Bunlar sakın FETÖCÜ olmasın?" gibi sorular da sorabiliriz... Ya da aranan kişilerden olduklarını söyleyebiliriz. O kadar çok sebep sıralamak mümkün ki!..
Sebepler ve bahaneler üzerinde durmak yerine, neden böyle bir girişimde bulunduklarını araştırmanın yararlı olacağını düşünüyoruz. İltica edenlerin yaşları da küçük sayılır. Gerçi içlerinde yirmi (20) yaşını aşkın olanlar da varmış.
Ama neden?..
***
Bir tuhaf, anlayamadığımız ve içimize sindirmekte zorlandığımız olaylar dizisi!..
Ne hâllere düştük? Kim bilir daha ne türden olaylar başımıza gelecek?
Dünyanın dört bir yanından nice masraflara katlanıp ülkemizi görmeye gelenlerin sayısıyla övünürüz... Gerçi sayıları azaldı ama yine de gelenler var...
Peki bizden bir başka ülkeye iltica/sığınma taleplerinin artmaya başlamasının sebebi ne ola ki? Gidiş sağlıklı değil... Baksanıza aklımıza hiç getirmeyeceğimiz bir olay içimizden, bizden çıkıyor...
***
Bu ve benzeri olaylar göstermektedir ki içte ve dışta çoğunlukla denetimimiz dışında gelişen olayların oluşturduğu akıma kendimizi kaptırıp sürükleneceğiz? Ama daha ne kadar?..
Bitmiyor ki!..
Ya Kudüs'ün hiç beklenmedik bir anda devreye girmiş olmasına ne dersiniz?
Tesadüf mü bunlar?
Hiç sanmıyoruz!
Sorunlara çözüm üretmesi gereken Devlet büyüklerimiz, tutum ve tavırlarıyla çözüm yerine adeta yeni sorunlar üretiyor!
Olacak şey mi?
Elbet Devlet idaresi zordur. Dünyadaki gelişmeleri aklın ve bilimin desteğinde izlemek gerek... Hatalar zincirinin halkalarını onarmak yerine, bu zincire yeni çürük halkalar eklemek akılcılık olabilir mi? Toplumda yarattıkları heyecan akımına kendisini kaptırarak sürüklenenler, o heyecanın frenleyicisi ve yönlendiricisi değil, olsa olsa tutsağı olurlar.
***
Toplum olarak tarih boyunca ürettiğimiz hataların peşinden gidersek işimiz zordur. Bizden sonraki nesillere huzur dolu bir yaşam değil, sorunlarla köhnemiş bir ortam bırakmış oluruz.
Sanırım en büyük eksiğimiz eğitim kaynaklı!..
Bireylerin yetişmesinde çağın gereklerine kucak açmış; düşünen, sorgulayan, araştıran ve üreten yapının oluşturulması için çaba göstermeliyiz. Gerçekten birbiriyle içtenlikle kenetlenen, bencilliği geriye itmiş ve özverisi gelişmiş bireyler yetiştirmenin yollarını aramamız gerekmez mi?
Akılları tutsak edilmiş, suskun, bencilliği önde tutan ve çıkarcılığı ilke edinen, ne pahasına olursa olsun itaat eden ve düşünceyi bir yük olarak algılamış beyinlerin bizi götüreceği alan koyu karanlıklar olacaktır.
Bu güzelim ülkede birlikte yaşamanın hazzını tadabilmişler, ihanetin uzağında yaşarken kim bilir nasıl mutlu olurlar? 
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.
umut 5 gün önce
yazılarınızı yazarken resim koymayınız paylaşıyoruz, yazılarınızı paylaşalım resminizi değil lütfen