İstanbul'la Gelen!.. ‎


Seçimler Türkiye Cumhuriyeti tarihinde benzeri görülmemiş bir yarışa tanık oldu!
Ne isterseniz vardı. Aradığınız her şeyi bulabilirdiniz!
Demokrasinin güzel görüntülerinden tutun da yalan, iftira ve kumpaslar dolusu kaynayan kazanlara varıncaya dek…
Çok yönlü alanlarda çok yönlü alınacak dersler olduğu kanısında olduğumuz seçimlerin İstanbul ayağı daha değişik ve bilmecelerle doluydu!..
***
Geçen tüm seçimlerin odağında yer alan.
Kişiliği, mücadele azmi ve bedensel gücüyle.
Önü ardı kesilmeyen enerjisiyle.
Devletin imkânlarını cömertçe harcamasıyla.
Saraylarda oturmasıyla.
Yığınla danışmanı, koruması ve hizmetlileriyle.
Tanınan biri var ki!..
***
Her gün gözlerimizin önünden kayıp giden siluetiyle.
Kulak kepçelerimizden geçerek beynimizin hiç girilmemiş kıvrımlarında dolaşan sesiyle…
Bitmeyen hırsıyla.
Yığınlar dolusu istekleriyle.
Toplumu ardından sürüklemesiyle.
Hep başarmak arzusuyla.
Dolu bir beyin.
İşte size Recep Tayyip Erdoğan.
***
Siyaset meydanına etkin olarak İstanbul'da girmişti.
İstanbul'a Belediye Başkanı olmuştu.
Toplumu, bürokrasiyi ve ekonomiyi ilk olarak İstanbul'da tanımıştı.
Daha sonra bir engeli geçip rahatlıkla Başbakanlık koltuğuna oturmuştu.
Ardından Cumhurbaşkanlığı…
***
Sonra daha çok yetkiler istemiş.
Hepsi bende toplansın demiş.
Bunun için Anayasa değiştirilmişti.
Şu olmuştu bu olmuştu.
Derken;
"Beka Sorunu" yüklemeye çalıştıkları seçime sıra geldi.
Bahçeli'yi koltuğunun altına alıp meydanlarda halka seslendi.
Hele bir Yenikapı Mitingi!..
Vardı ki;
Aman Allah'ım toplananlar nasıl o kadar ayakta durmuştu?
Ve İstanbul bu ülkenin göz bebeğiydi!
Herkesin sevdiği.
Her şeyden çok önem verdiği.
Taşı toprağı altın.
İstanbul!..
***
Bundan olacak Sayın cumhurbaşkanı, seçim öncesi adım adım gezdi İstanbul'u.
Bir günde sekiz (8) miting yaptı.
Sonraki günde altı (6) miting daha!..
Çünkü başarmak.
Muhalefetin eğik başını iyice aşağı düşürmek istiyordu.
***
Ama bir tuhaflıklar oldu!..
Millet İttifakı'nın seçtiği.
Ekrem diye.
Soyadı İmamoğlu dedikleri.
Halim selim biri çıktı ortaya.
Sessizdi ama her gördüğüne elini uzatıyor, her baktığına sırıtıyordu.
***
Oy kullanımı tamamlanınca oyların sayımına geçildi.
Duyuruldu ki Ekrem İmamoğlu'nun onca yapıp ettikleri boşa gitmişti.
Binali Yıldırım sanki bin ata binmiş gibi hep önde gidiyordu.
Çaresiz herkes sonuçları kabullenmeye hazırlanmıştı ki:
İmamoğlu dedikleri adam TV kanallarından konuşmaya başladı.
Hayret!
Hiç de halim selim durmuyordu. Adeta kükrüyordu.
Ama kimseyi de kırmıyor ve tehdit de etmiyordu.
Sadece:
"Kimsenin hakkını yemem, kimseye de hakkımı yedirmem," diyordu.
Duyanlardan güldü kimileri. Benzeri sözlere alışkın halkımız tam sırtını dönmek üzere idi.
Ama.
Bir daha çıktı TV kanallarına.
Bir daha bir daha çıktı.
Ve her çıktığında daha kuvvetli, daha inançlı, daha güvenli konuşuyordu.
"Hakkımı yedirmem" sözleri çınlamaya başladı yurdun dört bir yanında.
Akılcı konuşuyordu. Kanıtlarının olduğunu belirtiyordu.
Vicdanı olanları göreve davet ediyordu.
Derken Yüksek Seçim Kurulu Başkanı çıktı:
"Bizdeki verilere göre Ekrem İmamoğlu önde, " dedi.
Şaka sandı kimileri.
Dalga geçiyor diyenler de oldu!..
Sonrasında kayıplara karışan Anadolu Ajansı da: "İmamoğlu önde," deyince.
Bir kesim İstanbul'u kazandıklarını, diğer kesim İstanbul'u elden çıkardıklarını anladılar.
Nihayet!..
İstanbul kendisine hizmet verecek taze kuvvetlerin eline geçecekti.
Cumhuriyetin değerlerine ve Devletin kurucusu Atatürk'e gönülden bağlı…
Ekrem İmamoğlu kesin olmayan sonuçlara göre öndeydi…
***
Şu ülkenin yazgısına bakınız ki!
Hakkımı yedirmem diyen halim selim biri
Kükreyerek.
İstanbul'a hizmet için geliyordu.
***
Sayın Cumhurbaşkanı olan bitene elbette demokrasi penceresinden bakıyordur.
Ve bir parti başkanı olarak gereken dersi alıyordur.
***
Sonuçlar ülkemiz için kutlu olsun… 
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.