Kandırıyorlar Bizi! ‎


Kandırıyorlar bizi!
Gittikçe daha çok...
Yoğun bir kandırılma bombardımanına tutulduğumuzdan arada bir soluklanmak için başımızı bir yerlere sokmak ve hiçbir şeyi görmemek için çırpınıp duruyoruz. Kulaklarımızı tıkadığımız da oluyor!
Kimimiz kandırılmak istemiyor. Kimimiz tam tersine kandırılmak için ellerinden geleni yapıyor! Gözlemlediğimiz kadarınca her geçen gün kandırılmak isteyenlerin sayısında artış var. Doğal olarak KANDIRMAK İSTEYENLER de çoğalıyor.
"Hangisi daha kolay?" derseniz cevabımız açıktır:
"Kandırılmak daha kolay. Öyle fazla emek, çaba ve dinip çırpınmaya gerek yok."
İste yeter...
***
Kandırmak isteyenlerin işi daha zor. Fakat kandırma eylemleriyle elde edecekleri nimetlerin sayısını artırıyorlar. Kandırılanların ellerinden kayıp giden haksız ve helal olmayan nimetlerdir bunlar.
Kandırılanların yüreği acılar yüklenir, külfetlerle dolar. Öyle külfettir ki bunlar; sağanak yağmuru yağar gibi, doluların düşmesi gibi patır patır düşmeye başladı mı kimse olan bitenin farkına varmaz bile... Bakarsınız ki göz açıp kapayıncaya kadar sele kapılmış gider olmuşlar. Geriye avaz avaz çıkardıkları çığlıklar kalır. Kimsenin duymadığı, işitmediği...
Aynen birkaç gün önce birazcık sağanak hâlinde yağan yağmur sonrası başkentimizde sele kapılanlar gibi...
***
Kandıranın kandırmak için kullandığı araçlara gelince: Saymakla bitmez ki!..
Ama "ağlamak" eylemi en başta gelenler arasındadır. En önemlilerinden, en etkili olanlarından...
Garipsemeyiniz lütfen!
İnsanları kandırmak için "ağlamak" türünden güçlü ve etkili olan bir başka araç yoktur.
Para pul yanına yaklaşamaz, makam ve mevki dersen çocuk oyuncağıdır. İçki, kumar, şehvet, mal ve mülk hepsi uzağında kalır.
"Ağlamak" başkadır. Tadına doyum olmaz.
Basit bir eylem değil mi? Çocukça...
Hepimiz çocukluğumuzda ağlamayı koz olarak kullanmışızdır. Ama boy atıp, yıllanmış olmaya başlayınca ağlayan birine "Niye ağlıyorsun? Ayıp değil mi?" denmiştir. Kadınları hakir görürcesine "erkekler ağlamaz" denilmiş sık sık...
Ağlamayı, insanları kandırmada en büyük silah olarak kullananlar olduğu gibi yüzüne gözüne bulaştıranlar da var.
***
Bizde ağlamanın üstadı Fethullah Gülen'dir!..
Üstüne yoktur!
Ağlama eylemini mükemmel bir şekilde kullanan ender kişilerden biridir. Öyle ki ağlayarak neredeyse Türkiye'deki tüm kurum ve kuruluşları ele geçirecek ve kendi çarpık egemenliğini kuracaktı.
Ağlama motifini dinsel motiflerle karıştırmanın gizini keşfedip ağlamaları ile izleyenleri arasında garip bir yakınlaşma doğurmuştur. Hem öyle bir yakınlaşma ki varını yoğunu uğruna verecek ölçüde sözde sevgi dolu...
Fethullah Gülen'in başarısının altında toplumun kandırılmak isteme güdüsünün öne çıktığını söylemek hatalı olmayacaktır. Yoksa hiç kimse sulak burunlu ve şiş gözlü birini karşısında görmek istemez.
***
Bir zamanlar Sülün Osman vardı. Tarihimizin gelmiş geçmiş en büyük dolandırıcısı.
Şehir hatları vapurlarını, tramvayları, otobüsleri, köprüleri, saat kulelerini ve aklınıza gelmeyecek nice tarihi eserleri satarak veya kiraya vererek büyük paralar kazanmıştı. Taksim meydanını bile sattığı söylenir.
Hakkında kitaplar yazılmış ve filimler çevrilmiştir.
Galata Kulesi'ni satarken yakalanıp hâkimin huzuruna çıktığında:
''Kusura bakma hâkim Bey! Memlekette Galata Kulesi'ni satın alacak eşekler olduğu sürece ben bu kuleyi satarım''' sözleri o dönemde yaşayanların belleğinden çıkmaz...
Yani geçmişte de çok kandırmışlar bizi...
***
Çiftlik Bank'ı ve Tosuncuk'u biliyorsunuz.
Milyonlarca lira topladıktan sonra Uruguay'a kaçmış, orada da fazla kalmayıp bir başka ülkenin yolunu tutmuş...
Sözü boşa uzatmanın bir anlamı yok!
Dün olduğu gibi bugün de kandırıyorlar bizi. Gidişe bakılacak olursa yarın da kandıracaklar bizi.
***
Ülkemizin neredeyse her yönden dengesi bozulmuşken şu günler siyasetçiler çıkıp anlatıyorlar.
Düzelteceklerini vaat ediyorlar.
Olacak ya da olmayacak nice vaatler diziyorlar.
Ve bunları daha niceleri takip edecektir.
Bunların arasında 16 yıllık yönetimlerinden sonra ülkeyi bu hâle getiren siyasetçiler de var...
***
Kandırıyorlar bizi.
Ama işin doğrusu biz de:
Kandırılmak istiyoruz.
Adeta kandırılmak için yaratılmışız.
Tuhaf ama kandırılmak bizi rahatlatıyor.
Umutlarımıza umut katıyor, nice düşler kurup mutlu olmamızı sağlıyor...
***
Fakat şimdi durum farklı.
Gerçekten ama gerçekten.
Ülkemiz uçurumun kenarında duruyor.
Geleceğimiz için çok önemli bir köşe noktasında bulunuyoruz.
Gelin hep birlik olalım ve kandırılmayalım.
Hiç olmazsa seçim bitene kadar...
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.