Kanserle Saklambaç Oyunu!..(1)‎

"Sevgili Arkadaşım! Öncelikle geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Yüce Allah'tan gönlüne esenlik, dertlerine acil şifalar vermesini, sabrın en güzel örneklerini sergileme gücü vermesini içtenlikle d

Değerli okurlarım,

Bugün sizlere kanser hastalığına yakalanmış Türk Silahlı Kuvvetlerinden emekli bir subayla yaptığım söyleşiden alıntılar sunacağım. Olayların bir makaleye sığmayacak denli zenginlikler içermesi yazı dizisi şeklinde sunulmayı zorunlu kılmıştır.
 
***
Türk Silahlı Kuvvetleri mensupları yaşamları boyunca, ilk bakışta dıştan görünmeyen türlü sıkıntı ve acılarla ortak yaşarlar. Onların aileleri de bu sıkıntı ve acılara her zaman ortaktır. Hiçbiri bunların dışa yansımasını istemez. Bunun için olan bitenden kendileri de farkında değillermiş gibi görünürler. Şikâyetçi de değillerdir. Onlar bu ülke için böyle yaşamak zorundadır!.. Bunun bilincinde kendilerine özgü bir yaşam biçimleri vardır.

Evet, askerlik özgün bir yaşam biçimidir.

Selimiye Askeri Ortaokulunda yetişenler 12 yaşından, askeri liselerde yetişenler 15 yaşından itibaren bu yaşamın içinde onurlu yerlerini almışlardır. Şimdi ise koşullar, işler ve gidişler değişmiş, tanımlanması zor bir kabulün birer unsurları olmuşlardır.

Türk Silahlı Kuvvetlerinde 15 yaşından itibaren özgün bir askerlik yaşamı ortamında yaşamlarını sürdürmeleri onlarda unutulmaz izler bırakır. Emekli olduktan sonra bile birbirlerinden vazgeçemezler, kopamazlar. Köklü bir arkadaşlık anlayışları vardır. İsteseler de vazgeçemeyecekleri denli bir sevgi selinin oluşturduğu temele kök salarlar. Aralarında anlatılması zor bir yardımlaşma ve dayanışma köprüsü kurulur. Gittikçe artan bir sevgi ve saygı harcıyla örülen bu yapının oluşturduğu bağlar kolay kolay kopmaz.
 
***
02 Kasım 2019 günü Kara Harp Okulu 1968 Devresinin, WhatsApp KHO 1968 DEVRESİ İstanbul Grubunda Kadir BAĞLAN iletisinde özetle:

"Malulen emekli olan ve hâlen Çorlu'da yaşayan devre arkadaşımız H. İbrahim OĞULTÜRK'ün aradığını, kanser hastalığına yakalandığını, acılarının çok olduğunu ve devre arkadaşlarının duasını beklediğini, 05314747418 numaralı telefondan arayıp moral destek verilmesinin iyi olacağını," belirtmekteydi.

Kara Harp Okulu 1968 Devresinden biri olarak ben de hemen harekete geçtim ve üzerime düşen ödevi zevkle, onurla ve sevinçle yerine getirmeye çalıştım. Bu amaçla devre arkadaşım H.İbrahim Oğultürk'e aşağıdaki iletiyi gönderdim:


 
"Sevgili Arkadaşım! Öncelikle geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.

Yüce Allah'tan gönlüne esenlik, dertlerine acil şifalar vermesini, sabrın en güzel örneklerini sergileme gücü vermesini içtenlikle dilerim. Allah'ın rahmetinin geniş ve tükenmez olduğunu bilirsin. O rahmet hazinesinden sana da şifa bulman için vermesini dilerim. Gönlünü esen tut, isyandan uzak dur. Tekrar Yüce Allah'tan acil şifalar dilerken seni canı gönülden kucaklıyorum. Allah seninle olsun. Hüseyin Yeğin"
 
***

Birkaç gün sonra İbrahim beni aradı ve uzun uzun görüştük. Daha sonra bir kez daha uzun bir görüşmemiz oldu.
 
Bırakınız kanser hastasını, diğer hastalıklardan birine yakalanmış bir hasta ile görüştüğüm zaman bile zorlanırım. Konuşmalarımız sırasında ağzımdan onu üzecek bir şeyler kaçırmaktan hep endişe ederim. Olabilir ki hiç tahmin etmediğim bir sözcük dahi karşımdakini rahatsız edebilir. Hastaların ne ölçüde duyarlı ve alıngan olduklarını bilirsiniz. Ben de karşımdakini üzecek duruma düşmekten tedirgin olduğum için hastalarla görüşmelerim kısa olur. Ancak sık sık görüşerek bu noktadaki eksikliğimi kapatmaya çalışırım.

Ne var ki İbrahim'le görüştüğüm zaman öyle olmadı! Bir kanser hastası ile değil de adeta yüce gönüllü, bilgi yüklü biriyle görüşüyormuşum gibi geldi bana. O anlattı ben dinledim. Yeri geldiğinde acılarını, sancılarını, kat kat olan ağrılarını anlattı. Arada bir karşılık verdim, sorular sordum, moral vermeye çalıştım ama bunları yaparken hiç zorlanmadım. Çünkü İbrahim'in kansere bakışı değişikti. İnsanlardan beklentisi alışılmışın biraz dışındaydı. Dostluk, yakınlık ve içtenlik bekliyordu karşısındakinden. Benden önce çok sayıda devre arkadaşımızla görüştüğünü söyledi. Onunla görüşen devre arkadaşlarımızın onun üzerinde bıraktığı olağanüstü olumlu etkiyi anlatırkenki duygu hâline hem şaşırdım hem de hayran oldum. Duygularını böylesine yalın ileten ender insanlardan biriydi ve anlatımında hiç duymadığım nitelemeler doluydu.
 
***

Görüşmemizde kanser hastalığına yakalandığını hiç saklamadı. Daha doğrusu yaşadığı bu gerçek karşısında çırpınarak üzülmüyor ya da boynunu büküp dünya ile bağını koparmıyordu. Yahut gerçeğin üzerini örterek gizleme çabası içinde değildi. Kısaca kendisini asla aldatmıyordu. Onda kanser hastalığıyla adeta saklambaç oyunu oynayan birinin tavırlarını gördüm. "Moral" dedikleri değerin gücünün tanımlanamayacağını anladım. "Moral gücü" kavramının insan üzerinde şaşılacak zarafetle süsleyip bezediği anlaşılmaz etkisine hayran kaldım.

Sizlere can arkadaşım İbrahim'in kanserle ilgili yaşadıklarını, direnmenin ve sabretmenin nasıl bir erdem olduğunu anlatacağım. Allah'ın emrine teslim olmuş birinin aynı zamanda nasıl yaşamak isteği ile dolu olduğunu ve hastalığın karşısında nasıl dik durduğunu anlatacağım.

Bir de 1968 Devresi arkadaşlarımın devre arkadaşı olarak ona nasıl yaklaştığını, ona neler verdiklerini, neler söylediklerini…
 
***

İbrahim, 1968 Devresi arkadaşlarıyla yaptığı görüşmelerin henüz arkasının gelmediğini söyledi ve devam etti:

"Ben böyle bir şey ne gördüm, ne duygum ne de tahmin ettim. Aman Allah'ım devre arkadaşlarımın içten ve tertemiz duygularıyla sahtelikten uzak yaklaşımları bana paha biçilmez, ölçülmez bir mutluluk ve sevinç yaşattı."

Bir de ne dedi biliyor musunuz?

(Devam edecek.)
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.