Kim Borçlu Değil ki?‎


O bir lider mi?
Olabilir ama pek yeterli bir anlatım olmaz bu!
Peki, o bir düşünür mü?
Olabilir ama bu da yetmez!
En iyisi onu sözcüklerle tanımlamayı bir yana bırakıp Türk Milleti'nin ona verdiği soyadıyla seslenmek.
Atatürk!..
***
İçimizde olan, bizimle yaşayan, birlikte coşup birlikte üzüldüğümüz bir kesim var ki:
Atatürk'le ilgili gerçekleri bilmezler, bilmek de istemezler.
Sadece düşmanlık.
Sadece düşmanlık!..
***
Tarihin derinliğine inip bakın onun içte de dışta da düşmanları olduğunu göreceksiniz.
İçimizde yaşayıp da bilmeden, araştırmadan, okumadan sadece birilerinin düşmanlığını sahiplenerek ona düşman olanları göreceksiniz.
Onun yapıp yapmadıklarıyla, becerileri ve üstün zekâsıyla, devrimleri ve başarılarıyla ilgilenmeden ona sadece düşmanlık duyanlar var. .
Bağımsızlığımız uğruna yaptıklarını, halkımızı onurlandıran çalışmalarını görmezden gelip ona sadece düşmanlık besleyenler var.  
Sadece düşmanlık…
Düşmanlık.
Kin ve nefret…
***
Dış güçlerin ona düşmanlığını anlayabiliriz.
Ama içtekileri anlamakta gerçekten zorlanıyoruz.
İçimizdekilerden bazılarının yalan, iftira ve küfür üzerine inşa ettikleri bir yapı var.
Gittikçe artan gittikçe daha anlamsızlaşan…
Düşmanlık.
Kin ve nefret var…
***
Bir de:
Atatürkçülüğü onun heykellerinin sayısını çoğaltmak sananlar var...
***
Ve anlamayız, bin bir türlü iftira yağmuru altında ona saldıranların ruh hâlini!..
Gözünü, kulağını ve aklını gerçeklere kapatmışların uzun vadede görecekleri zararları yok saymalarına akıl sır erdiremiyoruz. Akıl ölçülerimiz çatlayacak gibi!..
***
Anlaşılmaz bir ihtirasın dürtüsüyle hareket edenlerin bu tutumu elbette öncelikle ülkeye ve kendilerine zarar vermektedir.
Çıkar kovanına üşüşüp yalan ve iftiralarla Atatürk'e saldıranlar içinde Atatürk'ü anlamak isteyenler de var. Ancak sayıları çok az. Bunlar gerçekleri gördükçe şaşkınlıktan şaşkınlığa, pişmanlıktan pişmanlığa düşmektedirler!..
***
Çıkarları zedelenen dış güçlerin tutumu da benzer şekilde seyretmektedir. Ama bir farkla:
Çıkarları zedelenenlerin ona duyduğu; kin, nefret, kızgınlık ve hınç duyguları kabardıkça kıskançlıkları da artmaktadır…
Çok ilginçtir ki bu ikilem içinde ona karşı duyulan kin, nefret, kızgınlık ve hınç duyguları yerini bir süre sonra saygınlığa terk etmiştir.
Evet, saygınlığa…
***
Bakınız, İngilizlerin ünlü tarihçisi Arnold Tonybee, Atatürk'ü şaşkınlık, saygınlık ve kıskançlık içinde nasıl anlatmış:
"Bir an için tahayyül ediniz ki, Batı dünyasında Rönesans, Reformasyon, 17'nci yüzyıl sonundaki bilim ve düşünce ihtilali, Fransız Devrimi, sanayi devrimi, hepsi birden sadece bir insanın ömrünün içine sığdırılabilmiştir." (Yılmaz Özdil-Mustafa Kemal-Sayfa-292)
***
Bakmayın siz 2-3 satırlık yazıyla açıklanan övgüye!.. Bu satırların içinde yüzyıllara sığmayan oluşum ve değişimler var. Batı dünyasının;
Rönesans.
Reform.
17'nci yüzyıl sonunda bilim ve düşüncede devrim.
Fransız Devrimi.
Sanayi devrimi.
Bütün bunların hepsini birden ülkemizde gerçekleştiren Atatürk'e kim borçlu değil ki? 
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.