Koronavirüs'ün En Büyük Düşmanı Güven Duygusudur. ‎


Koronavirüs'e karşı alınacak tüm önlemler yanında güven duygusunun tesis edilmesi de önemlidir. Bir başta anlatımla Koronavirüs'ün en büyük düşmanı güven duygusu olacaktır.
Elbet karşılıklı bir güvenden söz ediyoruz. Halkın devletine, devletin halkına güvenmesi…
Ne var ki bu duygunun yeterince tesis edilmediği kanısındayız. Bu yönde yaşadığımız her boşluk, her eksiklik ve her yanlışlık gelecekte karşımıza büyük ve onarılması zor büyük sorunlar olarak çıkacaktır.
Geçen günler gösteriyor ki zamanında ve etkin önlem aldığımız düşüncesinde olanlar yanılmıştır. Bu gerçeğin görülmesi ve kabullenilmesi yaşayacağımız sorunların büyümesini önleyecektir.
***
Dünyanın başına bela olan Koronavirüs'ün her geçen gün etkisini yitireceği beklentisi vardı. Ama görünen o ki büyük bir düş kırıklığı yaşanıyor.
Başta İtalya'da…
Her güne kâbusla uyanıyor İtalyanlar.
Alınan onca önlemler yetmemiş, insanların evlerine kapanması soruna çözüm getirmemiş olacak ki ek önlemlere başvurdular. Ülke genelinde park ve bahçelerin tamamı kapatıldı, açık hava etkinlikleri de yasaklandı. Otoyol, hastane ve havaalanı dışında gıda ve içecek satan tüm büfeler kapatıldı.
***
Ama ötede, Çin'e bizden çok daha yakın Güney Kore, Koronavirüs'ün yayılma hızını yavaşlatmayı başarmış…
"Nasıl olmuş, neyle başarmışlar?" derseniz, cevabı ilginçtir:
Testler sayesinde…
Test sonucu pozitif/hastalıklı çıkanların Koronavirüs'e yakalandıkları anlaşıldığından anında karantinaya alınarak etkin bir tedaviye başlanması ve diğer insanlardan uzak tutulması işlerini kolaylaştırmış…
Akılcı, önceden ustalıkla planlanmış ve her türlü teknik gereçleri içeren test programları ve kitleri sayesinde…
***
Koronavirüs'le ilgili olarak halkımızı gece yarılarında, büyük çoğunluğun uykuda olduğu saatlerde bilgilendirmeyi tercih eden Sayın Bakan TBMM'de der ki:
Hızlı tanı kiti devreye girecek.
Yakında neredeyse bütün büyük şehirlerde test yapabiliyor olacağız.
Kendi yerli tanı kitimizi geliştirdik.
ABD’ye 500 bin tanı kiti siparişi aldık ve verdik. Yarından itibaren tüm illerimize de göndereceğiz. (ABD'ye 500 bin sattıktan sonra illerimize mi göndereceklermiş!..)
Hedef günlük 10-15 bin test.
***
Bu konuşmayı izleyen günde yapılan açıklamada ise der ki:
"Son 24 saatte 3656 kişiye test yapıldı. 311'i pozitif/hastalıklı çıktı."
İşte güven duygusu dediğimiz budur!
Bir önceki gün hedefi 10-15 olarak açıklayıp ardından sadece 3656 şüpheli üzerinde test yapmak ve bunlardan 311'inin pozitif çıktığını ilan etmek, güven duygusuyla bağdaşmaz.
Olanı ve olacakları saptırmadan dosdoğru halka iletmek güven duygusunun gelişmesinin temelini oluşturur.
Bir de günlük bilgilendirmenin gece yarısını geçen saatte yapılması rahatsız edici ve güven duygusunu zedeleyici bir tutumdur. Bu düşünce kimden çıktı? Bilemiyoruz ama yararlı olmadığı inancındayız.
"Halkın paniklemesini önlemek için yapıyorlar," diyenler varsa da bunu doğru bulmuyoruz. Devletin halkına güvenmesi de burada kendini gösterecektir. Devamında halk da devletine güvenecek böylece birlik oluşacaktır. Birliğin karşısında hangi güç durabilmiş ki?
Sağlık Bakanlığının bünyesinde kurulu olan Bilim Kurulunun etkin çalışmalarını izleyemiyoruz. Amaç biz yaptık ama yapmadılar mı olmalıdır?
***
Ülke genelinde, özellikle hastalığın gelişimi ile ilgili olarak zamanında ve doğru bilgilendirmediğimiz kanısı ağır basmaktadır.
Doğru bilgilendirmenin önlemlerin alınmasında etkinliği söylenir durur ama henüz buna tam uyulmamaktadır.
Halkın devletine güvenini sarsacak her türlü girişimden özenle uzak durulmalıdır.
Görevlilerin tutum, davranış ve programları güven duygusunu desteklediğinde, çelişki dolu açıklamalardan daima uzak durulduğunda güven duygusunun sağlıklı kurulduğuna tanık olacaksınız. 
Evet evet bakın!
Halkın devletiyle bir olup birbirlerine destek vererek benzeri görülmemiş bir dayanışma içinde bu büyük belanın üstesinden geleceğini göreceksiniz.
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.