Mesleğine Sadık Kalmayanlar!..‎


Dün İYİ Parti 1. Olağanüstü Büyük Kurultayı yapıldı.
Salon hınca hınç doldu!
Salon dışındaki canları saymıyoruz henüz.
Gönülleri, umutları ve sevdaları aynı olanların birbirine yapışarak el ele kol kola girdikleri salonda;
Yalnızca,
Boş bir alan vardı!..
Basına ayrılan yer!..
Haber alma özgürlüğümüzü el ele kol kola verip engelleyenlerin utanç abidesi boşluk!
"Hiç boş alandan utanç abide olur mu?" demeyiniz!.. Olur, hem de nasıl olur!
Öyle bir boşluk ki orası, orada bulunması gerekenlerin utanası davranışları Türkiye basın tarihine bir yüz karası olarak geçecektir.
***
O yüz karası boşluğa içimiz burkularak baktıkça:
Mesleklerine sadık kalmayan sözde gazetecilerin,
Yaptıkları işin bilincinden ıraklaşmış sözde televizyoncuların,
Amma çok!
Amma kalabalık!
Amma hep birlik olduklarını şaşkınlıkla gördük.
Kabullenmekte zorlanacağımız bu şaşkınlığın yüreğimizi yaktığına tanık olduk.
***
Ülkemiz 80 milyon. İçinde elbette:
Kara vicdanlılar da var.
Kula kulluğu kabullenenler de...
Bunlarla sırt sırta verip oturanlar da...
Bilinmez ki bunlar neredeler? Hangi deliğin içine sinip gizlenirler?
Ve hangi yüzle bir daha insan içine çıkarlar?
***
Bir de:
1. Olağanüstü Büyük Kurultay salonuna girmek isteyip de giremeyenler vardı.
Özlemlerini bakışlarına yükleyip,
Gönüllerine doldurdukları ülke sevdasıyla onurlanıp,
Salonun dışında kalanlar vardı.
Birlikteliğin en güzel örneklerini sergileyen bu onurlu kalabalık derler ki 20 bini aşkındı.
Ve iktidar.
Bunlara baktıkça ne yapacağını bilmeyecek kadar şaşkındı.

***
Dün 1. Olağanüstü Büyük Kurultayı için yurdun dört bir yanından gönüllerini ortaya koyarak gelenlerin;
Yüzlerinden,
Gözlerinden,
Umut, sevinç ve neşe fışkırıyordu adeta.
Apaçık belliydi.
Kabaran yüreklerinde taşıdıkları kutsal bir sevdanın yüzlerinde yansıması ışıl ışıldı.
Ve Devlet dün görevini yapmadı!..
***
Çok acıdır ki dün olanlarla basınımızı karaladılar.
Bizlerin haber alma hürriyetine hançer sapladılar.
Ve dün Devlet adamları görevlerini yapmadılar!..
T.C. Anayasası'nın 28. maddesi der ki:
"Devlet, basın ve haber alma hürriyetlerini sağlayacak tedbirleri alır."
Seksen milyona soruyorum:
Dünkü Kurultayda Anayasa'nın bu hükmü uygulandı mı? Haber alma hürriyetimizi sağlayacak tedbirler alımış mıydı?
Sözde gazeteciler ve televizyoncular haber alma özgürlüğümüzü el ele kol kola verip engelleyebilirler.
Ama ya Devlet?
Dün Devlet haber alma özgürlüğümüzün elimizden alınmasına neden göz yumdu? Ve hiçbir tedbir almadı? 
***
Bunca suskunluğun ve sessizliğin sebebi nedir?
Yoksa!
Yoksa Sayın Merak Akşener'in dediği gibi:
Türkiye’deki sessizlik huzurun değil, korkunun sessizliği mi?
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.