Ne Kimse Ürktü, Ne Korktu, Ne de Sindi!..‎


Korkulu günler yaşıyoruz, ama korkakça değil…
Birileri dengemizi bozup birbirimize girmemizi ve kanlarımızın akmasını bekliyor. Oturduğu koltuktan akan kanları izleyip vahşi ve adi duygularını tatmin etmek istiyor.
Elbette amaçları sadece seyrederek tatmin olmak değil!..
Bu işi tezgâhlayanların yani; emperyalistlerin, sömürü düzeninin ağababalarının, yahut onların uşaklarının bizim olan her şeyde gözleri var. Varlıklarımız gözlerini kamaştırdıkça daha çok üstümüze gelecekler. Ne yazık ki içimizdeki bilmezler de onların kuyruğunu bırakmayacak!.. Ta ki gerçekleri görünceye dek…
Adice tezgâhlanan oyunların ve karanlık odalarda kurulan tuzakların uygulayıcıları, insanlıktan uzak yamyamlar yalnızca birer maşa… Bunlar her yanından iğrençlik dolu salyalar akıtırken bin bir kepazelikler eşliğinde eğlenebilirler. Ama sonları hiç ummayacakları kadar hüsranla dolu olacaktır…
***
Çok değil bir ay bile olmadı!..
Bu ülke uğruna canını çekinmeden veren şehidimizin cenaze namazı sırasında ve sonrasında Sayın Kılıçdaroğlu linç edilmek istendi! Ana muhalefet partisi liderinin böyle bir olaya konu olması ve canını zor kurtarması ülkemiz ve devletimiz adına bir ayıp olarak tarihe geçecektir.
Şimdi de Yeniçağ Gazetesi yazarlarından Sayın Yavuz Selim Demirağ kahpece saldırıya uğradı. Ellerindeki beyzbol sopalarıyla 7 işbirlikçinin onu öldürmek istediği yönünde bilgiler var.
Yüzü gözü, üstü başı kanlar içinde kalan Yavuz Selim Demirağ'ın onlara cevabı:
"Acı patlıcanı kırağı çalmaz!" olmuştur.
Yani sandıkları gibi, korkutamamışlardır, sindirememişlerdir. Yine dimdik ve artan azim ve inançla ayaktadır.
Birbiri ardına bu iki olayı tezgâhlayanlar çevrelerine iyi baksınlar:
Ürken de, korkan da, sinen de olmadı!..
***
Az mı basın şehidi verdik.
Hepsinde amaçları halkın bilgilendirilmesini engellemekti.
Halkı susturmaktı, yıldırmaktı, tedirginlik yaratıp sindirmekti.
Peki oldu mu? Amaçlarına ulaştılar mı?
Hayır, başaramadılar. Bir gazeteci yine saldırıya maruz kalıyorsa bu başaramadıklarının kanıtıdır.
Ve başaramayacaklar da...
Yüce Allah'ın verdiği bir can değil mi? Hepsi de bu ülke uğruna feda olsun isterler…
***
Ama Devletimiz.
Ama iktidarımız.
Bu konunun içine sinmiş korkunç gerçekleri iyi görmelidir. Gazetecilerin susturulması belki sadece bir kalenin geçici olarak alınması demektir ki hemen akabinde daha çok sayıda ve daha da güçlenmiş olarak gelirler ve ve o kaleyi geri alırlar.
Bu tür olayların sonuçlarından beklenti içinde olmak çok büyük bir hatadır. Tarihe bakınız benzeri yollarla kim kimi, ne zaman ve nasıl susturabilmiştir? Belki kısa süreliğine başarı elde ettiklerini sananlar olmuştur! Ama ardından gelecek fırtınalar tsunami etkisi yaratmıştır. Gerçek budur…
Bu gerçeği görmeyenler, sadece çıkar güdüsüyle hareket edenler hep yanılmışlardır.
Şimdi var olan ulusların tarihlerini açıp istediğiniz kadar okuyun, bu hepsinde böyle olmuştur.
Hele bir de işin içinde Türk Milleti varsa: Emperyalist ve sömürü düzenlerini başarıyla sürdüreceklerini sananlar sadece kendilerini aldatırlar.
Gülünç duruma düşerler.
Kepaze olurlar…
Kafalarına iyice çakılsın, yaptıklarından: Ne kimse ürktü, ne korktu ne de sindi!..
***
Artık bilmeliyiz ki ve iyice anlamalıyız ki bu topraklarda yaşayan hepimiz birbirimiz için varız.
Karşı karşıya gelip boğuşmak yerine; tüm içtenliğimizle, sevgi dolu yüreklerimizle kucaklaşmalıyız. İtmek, koparmak ve ayrıştırmak yerine sevgiyle, hoşgörüyle kenetlenmeliyiz.
Tarih kitaplarını açıp bakabilirsiniz:
Türk Milleti ne zaman kucaklaşmış, birbirine kenetlenmişse önüne kimse çıkamamıştır.
Mutlu, huzur dolu bir dünyanın müjdeleyicileri olmuşlardır.
 
AÇIKLAMA: Evinin önünde kahpece saldırıya uğrayan Sayın Yavuz Selim Demirağ'a geçmiş olsun der, acil şifalar dileriz. Onun tükenmeyen azmi ve dayanıklılığı dillerde dolanacaktır.
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.