Yine Devrede!.. ‎


AK Partinin kurucularından. TBMM Başkanı, Başbakan Yardımcılığı ve Bakanlık görevlerinden tanıdığımız, şimdilerde ise Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu Üyesi...
Belirgin özellikleriyle her zaman bir ağırlığı olduğu kanısını yansıtmasının yanında hep pusuda bekliyormuş havası veren biri.
Ani çıkışlarıyla belleğimizde yer eden, sözde cesur vurgularıyla ses getiren ve ağzı laf yapan biri.
Ne olursa olsun birkaç yıl dışında, son 17 yıla damgasını vuran, ama asıl niyetinin ne olduğunu tam anlayamadığımız, ağzından çorap söküğü gibi birbiri ardına çıkardığı sözlerle dikkat çeken biri.
Liderinin köşeye sıkıştığı anlarda yaptığı çıkışlarla ona soluk aldıran, TSK'lerinin Kozmik Odası'nın didik didik edilmesine sebep olan kurgunun ortasında yer alan biri.
Bugün kumpas olduğu mahkeme kararlarıyla kesinleşen başta Ergenekon ve Balyoz olmak üzere diğer iftira düzenlerinin yaşandığı olaylar dizisi arasına sık sık giren, koca koca laflar eden biri.
***
Kumpaslarla TSK'nin yapısını bozan iş ve işlemlerin devreye girdiği dönemlerde:
“Türkiye iyi bir noktaya gidiyor. Bu sancılar bir taraftan doğum sancısıdır, bir taraftan bağırsaklarını temizlemesidir.” diyen biri…
Yine iftiraya uğradıkları açıkça ortaya çıkan TSK'nin komutanları için daha ortada bir yargı kararı yokken;
"İyi ki bunlar zamanında savaşa girmemişiz. Yoksa bunların savaşacak hâlleri yok. Askerlikten başka her şeyi yapmışlar!.. Yasa dışı güçlerle bile işbirliği yapmaktan kaçınmamışlar." demekten gocunmayan ve bu sözlerinin dış dünyada ne gibi etki yapacağı umurunda bile olmayan, aldırmayan, çekinmeyen; "Güç bende," diyerek koca salonlarda boy gösteren, camilerde cemaati çevresinde toplayan biri.
***
Süreç adını verdikleri kararı duyduğunda, gözlerinden şapır şapır yaşlar akıtan, "Bebek Katili Öcalan" için "Namaz kılan iyi biriydi!" benzetmesi yapan başı göklerde, gözleri kısık ve dudaklarında hesap üstüne hesap yüklü gülümsemesiyle kendini gösteren biri…
Sinirlendiği zaman bulunduğu makamın onurunu düşünmeden edep sınırlarını aşmaktan gocunmayan ve bir bayan gazetecinin sorusu üzerine:
"Şeyini şey ettiğimin şeyi." diye verdiği cevapla epey gündemde kalan biri. Soruyu soran muhabirin kadın olması onun için bir şey değiştirmemiş,ancak TBMM Başkanı görevini yürüttüğü sırada;
''Bugün biraz da sinirli olarak verdiğim cevabın maksadını aşan bir üslup olduğunu kabul ediyorum. Bu açıdan üzüntümü belirtmek isterim,' diyen biri…
Bu ve benzeri uygulamaların sıkça kullanılmasına ve ardından da: "Maksadını aşan…" diye başlayan geri adım atmalar döneminin başlatılmasına yol açanlardan biri…
***
Yargıtay ve Danıştay Başkanları seçiminde sınıf arkadaşlarının seçilmesinden çok memnun kaldığını dile getirmek için:
"Kurban olduğum Allah, verdikçe veriyor,” sözleriyle akıllarda kalan biri…
***
Şimdi de son bir açıklamasında:
KHK'nın bir facia olduğunu belirterek "Pazarda limon bile satamıyorlar, acı duyuyorum." demiş!..
Engin gönüllü, yumuşak yürekli Arınç ne demek istiyor?
Bu sorunun yanıtını verenler çok oldu. Kimi "Savcılığın harekete geçmesi gerektiğini," söyledi; kimileri "FETÖ propagandası yaptığını," ileri sürdü.
Sözlerinin asıl muhatabı olması gereken Sayın Cumhurbaşkanı tarafından henüz önemli nitelikte bir açıklama gelmedi.
Aslında basit ve üstün körü geçilecek bir açıklama değil; tam tersine çok önemli ve bazı oluşumların değiştirilerek harekete geçilmesi temennisini içeren bir açıklama. Hepimizi ilgilendiren ama daha çok da başta AK Partililer olmak üzere tüm siyasi partileri ilgilendiren bir açıklama...
***
Merhamet duyguları kabarmış, yüce gönüllü Arınç'ın samimi ve ülke genelinde yarar getirecek bir açıklama yapmadığını düşünüyoruz.Öyle ki bir takım kurguların, üstü örtülmüş olduğunu sandığımız planların harekete geçmesini sağlamaya yönelik olduğu kuşkusu veriyor. Bir tür nabız yoklama gibi…
Meyvesini verecekse sorun yok! İstediğini elde edecektir. Ancak yoğun tepkilerle karşılaşacaksa yine sorun yok! Nasıl olsa cevap hazırdır:
"Haddi aşan bir açıklamaydı," diyebilir.
"Yanlış anlaşıldım. Maksadımı aşan yorumlar yapılıyor," diyebilir.
Yahut bizim öngöremediğimiz bir karşılık vererek halkın tepkisinden uzaklaşmak için bir süre görünmezlere karışabilir.
Pek bir yararı olmaz ama yine de sormak isteriz:
"Türlü oyun, iftira, yalan ve düzenlerle Türk Silahlı Kuvvetlerinin; er, erbaş, uzman, astsubay, subay, general ve amiralleri ile sivil personeline yapılan onca zulüm ve haksızlıklar karşısında hiç vicdanı sızlamadı mı?" 
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.
Şener Akbay1 hafta önce
neyi, niçin yaptığını bilmek ve bildirmek, sabrın ve bilgeliğin gereğidir.