Yüreksizlik

Kardeşlik türküleri ve aynı aşa kaşık sallamak bizi yani konu komşuyu birbirimize yaklaştırır. Birbirimize selam verebilmeliyiz, aramalıyız, varmalıyız…

At izinin it izine karıştığı demlerde kahramanlarla korkaklar ayırt edilemez.Güzide ile pespaye birbirine karışır. Bu demlerde gazeteciler de sorması gereken soruları muhataplarına bir türlü soramazlar, köşe yazarları da genellikle suya sabuna dokunan ama hep kirli kalan yazılar yazarlar. Yok efendim; “Kabuklu yemiş yemenin zararları, Kalecinin penaltı anındaki endişesi, Genel başkanların koltuklarındaki yay problemi, İşçinin alın terindeki buharlaşmayı gören gözlerdeki melâl ufkundaki renkler, Cumanın gelişi cemaatin geçen haftadaki performansına bağlıdır, Çarşambayı sel alırken yâr sevmenin faziletleri, Gazete kâğıtlarının temizlik bezi olarak kullanılmasındaki bazı teknikler…” vesaire…
 
Bir korku ve vehim imparatorluğu kurulmuş ki sormayın. En çok korkanlar, en çok vehim ve desise içindekiler de başkalarını daha çok korkuttuklarını sananlardır aslında.
 
Korku imparatorluğunun mimarları da korkak yani!
 
Oysa, korkunun ecele faydası yok ki.
 
Türk siyasetinde, medyasında, kültür dünyasında mesela türkülerinde, şiirlerinde eskisi kadar cesaretle söylenmiş, lafı eğip bükmeden haykıran kaç yürek var?
 
Bu ayaklar senin mi Süleyman
Bu ayaklar nasıl ayak
Hadi yorgana sığdı diyelim
Mezara nasıl sığacak
 
Ali Akbaş, Süleyman Demirel için yazmıştı bu satırları… Demirel de o zamanın en üst seviyedeki siyasetçisi
 
Abdurrahim Karakoç’un da pek çok hiciv şiirleri var.
 
Nef’i ise yazdıklarıyla, üstelik dostu olan padişah tarafından katledilmeyi göze almış bir divan şairi.
 
Atsız’ın Hasan Ali Yücel’e yazdığı şiir ise baştanbaşa küfür. Hiciv sanatının içine bile dahil edilemeyecek galiz hakaretler ve sinkaflı küfürname
 
Belli ki Atsız, Milli Eğitim Bakanına çok kızmış. Yakında sanal âleme düşerse hemen herkes mal bulmuş mağribi gibi sarılacaktır bu küfürnameye…
 
Bu dünya bir garip olmuş” diye başlayan şiirinde saydırıyor da saydırıyor Atsız.
 
Şüphesiz o kadarını beklemiyoruz köşe yazarlarından, üniversite hocalarından, televizyon yorumcularından; ama bu kadar da yutkunup durmak, korku ve vehim tarlasında sürülmek de sürülmek pek acınası hâl…
 

 
GENÇ İMAMHATİPLİLER
 
Muhammet Samet Akkaya…
 
Bizim fakirhaneye sıklıkla gelir, kitaplardan, siyasilerden, Türkiye’nin hal ve gidişinden konuşuruz.
 
Kılıçdaroğlu’na menfur saldırı yapıldığında susmadı, haykırdı. Bu edepsizliği ve ardındaki korkak ve pusu kuran yüzü kınadı.
 
Yetinmedi, ziyaretine gitti.
 
Yetinmedi TV programlarına konuk oldu, tavrını ortaya koydu. Yeni nesil genç imam-hatiplilerin tavrıydı bu.
 
Oysa bazıları için imam-hatipliler belli siyasi merkezlerin arka bahçeleri olarak görülmüştür hep.
 
Genç İmam-hatipliler Derneği Genel Başkanı Akkaya, geçenlerde de Tuzluçayır Cemevi’ni ziyaret etti. “Yönetimi toplayıp gidelim, bir çaylarını içelim dedik” diye anlattı bana en son geldiğinde.
 
Tebrik ederim, bu çok güzel bir faaliyet olmuş; nasıl oldu bu iş?
 
Kapılarını çaldık girdik hocam” dedi. Evet, aynen öyle yapmak lâzım bazen.. Şunun şurasında hepimiz konu komşu değil miyiz?
 
Buyur ettiler. Yemek yedirdiler, çay içirdiler. Tuzluçayır Cemevi Başkanı: “Ne güzel tesadüf, bugün bizim de Ozan Günü’müz” deyip buyur etti bizi, bir güzel ağırladı.”
 
Birbirimize karşı önyargıların olmasının sebebi karşılıklı temasların olmamasından kaynaklanıyor aslında. Bu da kişide tanımadığı çevre hakkında korku ve vehim yaratıyor.
 
Bunu ortadan kaldırmak için hepimizin taşın altına elini koyması gerekmez mi?. Bin yıldır kardeşçe yaşadığımız topraklarda bizi birbirimize düşüren fitneye geçit vermemeliyiz.
 
Cemevinde ne yaptınız?
 
O gün onların ozan günleri imiş. Salı günleri ozan günü imiş kardeşlik türküleri söylediler, dinledik. Aynı aşa kaşık salladık.”
 
Kardeşlik türküleri ve aynı aşa kaşık sallamak bizi yani konu komşuyu birbirimize yaklaştırır. Birbirimize selam verebilmeliyiz, aramalıyız, varmalıyız…
 
Varınca anlarız vuslatın ne olduğunu, birbirimizden kaçarsak da uzlete düşeriz biteviye…
 
Sonra inşa pek güç olur seviyi, ayrılık kavileştikçe…
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.