12 Eylül Darbesinin Sonuçları

En önemlisi 12 Eylül’ün siyaseten getirdikleriydi. 12 Eylül’ün getirdiği siyasi hareket ANAP-Özal çizgisiydi.

Bu yazımda 12 Eylül cuntasının "aslında bilinen" ama pek fazla konuşulmayan uygulamalarını anlatacak ve sonuçlar üzerinden "Kara Eylül"ü anlatacağım.
 
12 Eylül 1980 darbesi çoğunluktaki herkes gibi bana göre de "Kara Eylül"dü çok büyük zulümlere de imza attılar zulmün müsebbipleri cuntanın kendisiydi ama uygulayıcıları da Mamak zindanının zalimi Raci Tetik gibilerdi.
 
Onları hepimiz anlattık.

Tabii ben de çok sayıda yazımda detaylarıyla anlattım bu sefer o detaylara girmeyeceğim ve bugüne kadar gelen ve bugünlerimizi de şekillendiren uygulamaları anlatacağım.
 
Burada ilk sözüm bu darbenin emperyal gücün desteği ile yerli işbirlikçilerine yaptırıldığıdır…

Ne yazık ki onlar da ordumuzun komutanlarıydı.
 
Bu darbenin Amerika’daki yankısı da "Bizim çocuklar Türkiye’de ihtilal yaptı" sözüydü.
 
İşin aslı Türkiyede bugüne kadar tezgâhlanan darbelerin hepsinin de arkasında aynı emperyal güç vardı ve onlardan habersiz de bu memlekette darbe yapılamayacağı da ayrı bir gerçektir.


 
27 Mayıs biraz daha farklıdır 27 Mayıs 1960 ihtilalinin özelliği alt kademedeki genç subayların hareketi olmasıydı.

Ama zamanla onları da böldüler ve kontrol ettiler.
 
O detaylar hakkında da bilgim var ama konumuz 27 Mayıs değil.
 
12 Eylül darbesi oluşmadan önce o zamanın komutanları "bilerek ve isteyerek" ihtilal ortamının oluşmasını izlediler ve beklediler.

12 Eylül öncesinde ben yedek subaydım ve bunu da bizzat gördüm.
 
Ortam oluştuğunda da müdahale ettiler.
 
Bana göre 12 Eylül öncesi CHP-MHP koalisyonu gerçekleşseydi darbe de olamazdı.
 
Bu da benim iddiam.
 
12 Eylül öncesi ülkücüleri de solcuları da mezhep kavgasının içerisine attılar ve zindanlarda da hesabı ülkücülere kestiler.
 
Aynı hesabın diğer muhatapları olan sol kanat da aynı zulmü gördü.
 
Ama en önemlisi 12 Eylül’ün siyaseten getirdikleriydi.
 
12 Eylül’ün getirdiği siyasi hareket ANAP-Özal çizgisiydi.

1983 seçimlerinden önce Evren'in MDP’yi destekler görünmesi bence ANAP'ı kazandırmak için bir yönlendirmeydi ama ben de yönlendirmenin perde gerisinde Evren'in olmadığını ve yönlendirmenin toplum mühendisliği olduğunu düşünüyorum.
 
ANAP''ın getirdiği anlayış da özelleştirmeydi ve işin ilginç tarafı özelleştirmenin de bir gereklilik olduğuna hepimizi de inandırdılar.

Aradan yıllar geçtikten sonra benim gördüğüm şey özelleştirmenin tek sonucunun ülkemizin maddi varlıklarının ve işletmelerinin birer birer yabancıların eline geçmesi oldu.

Bunu da yaşayıp görerek öğrendik ve bunları bize zorla yaptırmadılar önceden hepimizi ikna ettiler.

Toplum mühendisliği işte burada devreye girmişti.
 
Bile bile ladesti yani zorla değil alıştıra alıştıra yaptılar her şeyi.
 
Özal ve ANAP'ın yönetime gelmesine vesile olanlar bugünün çarpık siyasi partiler ve seçim kanunlarına da imza attılar ve Türkiye'deki siyasi sistem iyice içinden çıkılmaz hale geldi resmen kördüğüm oldu.
 
Onların planları 100 yıllıktı biz ise Cumhuriyetin ilk yılları haricinde pek fazla plan yapamadık ve bizim yönetim metodumuz da "sınama yanılma "metoduydu.
Metot bu olunca başarısızlık da kaçınılmazdı tabii.
 
Devlet olmanın gereği de uzun vadeli planlar yapabilmekte gizliydi zaten.
Türk devleti de ittifaklar yoluyla batı sistemine entegreydi ve bu entegreliğin tabii sonucu da bütün kararlarınızın onların etkisiyle alınması demekti.
 
Peki derin devletiniz var mıydı?

O da vardı tabii ama onlar da aynı etkinin altındaydılar.

Yani onlar da pek de derin değillerdi.

Bana göre çok da derin olsaydılar ABD'nin Yeşil kuşak projesine dahil olmazlardı.
 
Peki neydi bu yeşil kuşak projesi?

Aslında bir başka emperyal güç olan Sovyet imparatorluğunu yıkma projesiydi.

Ve başarılı da oldu.

Türkiye’de de başarıyla uyguladılar bu projeyi.
 
Projenin ülkemizdeki uygulayıcıları da Fetullah çetesiydi.

Uygulayıcılar onlardı ama aslında kuklaydılar ipleri perde gerisinde CIA elindeydi.
Ama Türk devletinin içerisine bizim devletimizin içerisinden birileri tarafından sızdırıldılar.

Sızdırılma 1984-1985 yıllarında başladı bana göre onlar bilerek ve isteyerek devletin bünyesine alındılar.
 
Yani Fetullah Gülen grubu devlete sızdı sözü bana pek doğru gelmiyor devletin içerisinden yardım almadan böyle bir sızma yapmak mümkün değildi.
 
Yeşil kuşak projesi sonuçta Sovyet imparatorluğunun yıkılmasında önemli bir rol oynadı ama bana göre Sovyetlerin yıkılmasının en büyük sebebi devrini tamamlamış olmasıydı.
 
Ve Fetullah çetesi 15 Temmuz 2016 da az kalsın Türkiye Cumhuriyetini de ele geçirmek üzereydi.
 
Düşünceme göre darbeyi esas önleyen TSK'nın kurumsal kimliğinin ta kendisiydi.
 
Şimdi de ordumuzun DNA'sıyla oynama çabaları var ayrıca bu cemaat yerine başka cemaatleri orduya eklemleme çabaları da mevcut.
 
Bu çabalar sona ermezse her beş senede bir başka belalarla karşılaşmamız da kaçınılmaz sonuçtur.
 
Benim gördüklerim bunlardır.

Burada yazdıklarımı da yaşayarak öğrendim.
 
Ve bu kumpaslardan kurtulmanın da yolu vardır.

O yolun ilk şartı birlik olmaktır.

İkinci şart da ekonomik anlamda dışa bağımlılığı azaltmaktır.

İkisinin de yolu milli siyaset üretmekten geçer.
 
Peki bugünkü siyaset anlayışıyla hedefe ulaşmak mümkün müdür?

Bence o da mümkün değildir.
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.