Kavgacı Siyaset; Nereye Kadar?

Hiçbir şey göremiyorsanız yanı başımızdaki milyonlarca Suriyeli mülteciyi görünüz.

Yazacaklarım benim düşüncelerimdir ve “düzeltmeye gücüm yetmese de” kavgacı siyaseti yazmaya devam edeceğim.
Bu güne kadar belki yüz kere yazdım yine de yazacağım.
 
Birkaç kişiyi bile yanlıştan döndürebilirsem bunun başarı olacağını düşünüyorum.
Düşüncelerimi söylemekten de asla geri durmayacağımı beni tanıyanlar çok iyi bilirler.
 
Türk devletinin yüzlerce meselesi vardır bunların başında da beka meselesi gelir;
Beka meselesi de bu toprakların en belirgin gerçeğidir ve  yüzlerce yıldır vardır;
 
Beka meselesini göğüsleyebilmenin yolu da birlik olmaktır;
Bu yol  da yeniden kuvva-i milliye ruhunu canlandırabilmekten geçer.
 
İşte bu ruhu oluşturabilmenin önündeki en büyük engel de siyasetin kavgacı ve çatışmacı dilidir.
Çünkü o dil Türk Milletini kutuplaştırmakta ve birbirine düşürmektedir.
 
Ve bu durum da sürdürülebilir durum değildir.
 
Siyasetçilere göre kendi taraftarları milli iradedir;
Karşıtlarının ise adını anmazlar;
Kendileri “ve seçmenleri” birinci, sınıf vatandaşlardır, diğerleri ise sadece paryadır.
 
Seçmenleri ise karşı tarafa çattıkça arkalarında durur ve saflarını sıklaştırırlar.
Onlar safta dururken karşıtlar da kendilerine karşı bilenir ve dost kazandıkça düşman da kazanırlar.
 
Çatmakta ise sınır yoktur suçlamaları vatana ihanete kadar bile gidebilir.
Bu yol çıkar yol değildir çünkü küçük kavgalar büyük kavgaları onlar da çatışmaları doğurmaktadır.
 
Karşıt partilere vatana ihanet suçlaması bile getirilmektedir.
İktidar değişir ve çoğunluk diğer tarafa geçerse o zaman çoğunluk da vatan haini mi olacaktır?
Çoğunluğu hain olan ülke ayakta durabilir mi?
 
Bu hal yangına körükle gitme ve ateşe benzin dökme halidir.
Bunun sonucunda yükselen tansiyon ülkeyi germekte ve vatandaşları birbirine düşman etmektedir.


 
Düşmanlık hayır getirmez doğru olan birlik ve dostluktur.
 
Burada sadece iktidar değildir suçlu olan;
Onlara cevap verip kavganın büyümesine sebep olan herkes aynı suçun fiili ortağıdır.
 
Tıpkı eski bir reklamdaki gibidir durum;
 
---Yok aslında birbirimizden farkımız ama biz Osmanlı Bankasıyız.
 
Bu eleştirilerimin hedefi iktidar veya muhalefet değil çatışmacı ve kavgacı siyaset ve o siyasetin kullandığı sivri dildir.
Çünkü dil yarası en derin yaradır.
 
Kimse beni duymasa da  ben yine de söyleyeceğimi söyleyeceğim.
 
Siyasetçilerimiz;
 
Allah aşkına kendinize bir bakın ve siyasetin dilini değiştirin.
Siz kavga ettikçe sokaklarda kahvelerde mahallelerde millet de birbirine düşüyor.
 
Daha da önemlisi bu ülkede beka meselesi var;
Her zaman da vardı zaten;
 
O sivri dil beka meselesinde karşı durmamızı engelliyor.
 
Kafanızı kaldırın ve bu memleketin ne hale geldiğini bir görün
 
Bu çatışmacı siyasetin sonu fiili iç çatışmadır .
O çatışmanın ise asla kazananı olmaz ve hepimiz kaybederiz.
Sadece bu günümüz değil gelecek yıllarımız, canlarımız mallarımız ve topraklarımız  da kaybedileceklerin içindedir ve bu kaosun örnekleri de coğrafyamızda sön derece fazladır.
 
Hiçbir şey göremiyorsanız yanı başımızdaki milyonlarca Suriyeli mülteciyi görünüz.
 
Sizlerden sadece itidal istiyoruz.
Allah aşkına bir de bizi  dinleyin.
 
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.