Milli Seferberlik Ne Demektir?

Milli seferberlik bir savaş durumunda "hem cephe hattının hem de cephe gerisinin" sağlamlaştırılması demektir.

Son günlerin gündemi Suriyenin kuzeyindeki terörist yapılanmalardır.

Bu yapılanmadan kastım de  ABD-İsrail ikilisi tarafından teşkilatlandırılan ve perde gerisinden İngiliz istihbaratı tarafından da desteklenen PYD-İŞİD yapılanmasıdır.
Yapılanmayı oluşturanların adı da "bana göre " küresel çetedir bunların adları devlet olsa bile destek oldukları gruplar terörist oldukları için hepsi çete hükmündedirler.

Gördüğüm bir şey daha var ki bu kalleş ve namussuz çete bu güne kadar Türk devletini "daha doğrusu yönetimlerini" oyalamıştır ve oyalamaya da devam etmektedir.

Ama artık sabır taşının bile çatladığı bir noktadayız ve gördüğüm bir şey daha var ki Türkiye Cumhuriyeti tarihindeki en büyük tehdit ile karşı karşıyadır.

Bu tehdidin kuklacıları ellerindeki kuklaları teşkilatlandırıp silahlandırırlarsa Türk devletini yenebilecekleri gibi bir yanlış algının içerisine girmişlerdir.

Bu hesap kökünden yanlıştır ve cihan alem çok iyi bilmelidir ki "tek başına girdiği bütün savaşları kaybeden" emperyal gücün kendi bölgesinde Türk devletini altedebilmesi mümkün değildir.



Bu benim fikrimdir tabii.

Bu küresel çete ile mücadele edebilmek için tek bir yol vardır;

O yol da milli birlik ruhunun yani "kuvva-i milliye" ruhunun daha da açıkçası 1. TBMM ruhunun yeniden tesis edilmesidir.

Bunun adı milli seferberliktir ve bilinmelidir ki Türk devleti isterse akşamdan sabaha kadar iki milyon askeri silah altına alabilecek imkanlara sahiptir.

Bu iş öncelikle bir kurmay aklını ve o aklı bir araya getirecek diplomasiyi gerektirir.


Peki kuvva-i milliye ne demektir?

Ülkedeki bütün milli unsurların güçlerini birleştirmeleri demektir.
Yani Türkiyedeki siyasi yelpaenin içerisindeki her grubun elini taşın altına sokması demektir kuvva-i milliye ruhu.

Bu ruhu tesis etmenin ilk şartı da kavgacı ve çatışmacı siyaset dilinin terk edilerek siyasi çatışmanın yerini uzlaşmacı düşüncenin almasıdır.


Bugünkü siyasi yapılar bunu yapabilirler mi?

Yamek zorundadırlar ve yapmalıdırler çünkü bu yapılmadan asla birlik sağlanamaz.

Öncelikle siyasiler birbirlerini "cevap vermek için değil" anlamak için dinlemek zorundadırlar.
Empati kurabilmek de önemli şartlardandır.

Karşı siyasi partileri "binbir tane hakaret ve tehditle" aşağılamak ve onları yok saymak yapılabilecek en büyük hatadır ve maalesef ki devamlı olarak yapılmaktadır.


Siyasetin uzlaşması Türk insanının da birbirini kucaklaması ve birlik olması demektir.

Bu dediklerimin hepsi 1974 Kıbrıs barış harekatı sırasında yapılmıştır ve bugün de derhal yapılmak zorundadır.

Kendi içerisinde birliğini sağlayamayan bir Türkiye yukarıda anlattığım "Milli seferberlik ruhunu" tesis edebilir mi?

Edemeyeceğini düşündüğüm için bunları yazma gereğini duydum.


Milli seferberlik bir savaş durumunda "hem cephe hattının hem de cephe gerisinin" sağlamlaştırılması demektir.

İşte size "milli seferberlik" hakkında ilk düşüncelerim , bunların detaylarını da zaman zaman dile getireceğim.
Türk devletinin "tabii yukarıda yazdığım şartların yerine getirilmesiyle"bunu yapabileceğine inancım tamdır.
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.