Türk Siyasetinin Çıkmaz Sokakları

Bana göre en büyük yanlış 12 Eylül cuntasının çıkarttığı iki kanundur; Bunların biri siyasi partiler kanunu diğeri de yüzde on barajlı seçim kanunudur.

Bu o kadar girift ve anlatılmaya muhtaç bir konu ki layıkıyla anlatabilmek için bu konuda “telefon rehberi” büyüklüğünde bir kitap yazmak gerekir ben o kitabı yazabilecek kadar bilgiye sahibim ve yazabilirim ama bir konuda tereddütlerim var ?
Okuyan olur mu?
İşte onu bilmiyorum zira bizim toplumumuz son 37 yılda okuma özürlü bir topluma dönüştü.
 
Ben yine de yazacağım ve yazacaklarım iki veya üç makale ile sınırlı olacak.
 
Yazarken de konuyu asla ve asla kişiler üzerinden anlatmayacağım anlatacaklarım siyasi düzen ve o düzenin  genel çıkmazları üzerinden olacak.
 
Bizim Türkiye’de genel birkaç yanlışımız vardır biz her şeyi kişiler üzerinden tartışırız ,tartışırken de birbirimizi pek dinlemeyiz dinleyenlerimiz de karşı tarafı anlamak üzere değil de polemiklerde onlara cevap verebilmek üzere dinlerler , bizim anlayışımızda da empati kurmak pek bilinmez.
 
Pek bilmediğimiz bir şey daha vardır o da tartışmayı pek fazla bilmeyiz ve anında münakaşaya hatta hakarete dönüştürüveririz.
 
Ben bunların hiçbirini yapmayacağım.
 

 
TÜRK SİYASETİNİN GENEL YANLIŞLARI
 
Bana göre en büyük yanlış 12 Eylül cuntasının çıkarttığı iki kanundur;
Bunların biri siyasi partiler kanunu diğeri de yüzde on barajlı seçim kanunudur.
Tabii hatalar bunlardan ibaret de değildir, bütün hataları ve yanlışları “siyasi üslup başta olmak üzere” dilimin döndüğü kadarıyla yazacağım yazarken de asla bel altı vuruşlar yapmayacağım ve kimseye hakaret de etmeyeceğim;
 
Tavsiye ederim siz de aynısını yapın asla kaybetmezsiniz.
 
 
SİYASİ PARTİLER KANUNU
 
Bu kanunla partiler “benim düşünceme göre” dükalıklara dönüşmüşlerdir,
 
Neden böyle olmuştur;
 
Sistemi kuranlar böyle olmasını istedikleri için tabii ve bu yanlışın cezasını da hep beraber çekmekteyiz.
 
Genel başkanlar “neredeyse padişah” yetkilerine sahip kişilerdir ve onları “çok büyük skandallar dışında değiştiremezsiniz.
Sistem bunu da istemiştir çünkü.
Bu sistemde ilçe delegeleri il delegelerini il delegeleri de kurultay delegelerini seçerler kurultay delegeleri de parti yönetimlerini seçerler. İlk bakışta çok demokratik ve ideal gibi görülse de aslında pek öyle değildir.
 
Bu sistemde bütün teşkilatların delegeleri “yönetimleri seçtikleri ölçüde saygındırlar” o yönetimi seçmekten vaz geçmeleri halinde de bütün saygınlıklar anında bitiverir.
 
Çünkü bütün parti teşkilatlarının alt kademeleri genel merkezin iki dudağı arasındadır çünkü genel merkez onların hepsini “sudan bir bahane ile” görevden alma yetkisine sahiptir.
Siz kendinizi teşkilatınızın saygın bir üyesi sansanız da bütün itibarınız genel merkezinizin iki dudağı arasındadır.
 
İl ve ilçe teşkilatlarında yapılan delege fırıldaklarını hiç saymıyorum, tabii bir de işin o yanı vardır. Yukarı kademelerin alt kademelerde de karşılıkları vardır tabii ki çünkü onlar üst kademenin iki dudağı arasındadır.
 
Sizden beklenen de asla fikir üretmeniz değildir sizden sadece biat etmeniz istenir,
Üstelik bunu açıktan açığa “itaat et rahat et” diyerek telaffuz etmeye cüret de ederler.
 
Ve bunun adı da demokrasidir!!
 
Bu fotoğraf siyasi partilerin ilk fotoğrafıdır fotoğrafa ilk baktığınızda görünen gerçekler bunlardır.
 
 
Devam edecek
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.
Mesut kucükďüğencı6 ay önce
bu konular dediginiz gibi uzun konular.sizin yazılarınızdan bildiklerimizi tazelemek,bilmediklerimizi öğrenmek için okuyorum.