Türkiye'nin Beka Meselesi Var Mı?

En önemli soru bu ve bu sorunun ardından da beka meselesini aşmak için mutlaka iktidar partisine oy vermek gerektiği iddiası geliyor.

Peki Türkiyede baka meselesi var mı ?
Var tabii .
Her zaman vardı.
Yüz yıl önce de vardı.

Yıkılıp dağılan Osmanlı İmparatorluğu yıkılmamakla kalmamış Devlet-i Aliyyenin "başta başkenti olmak üzere" hemen her köşesi işgal altına alınmıştı.

Yani beka meselesinin bir adım ötesi de vardı.
Düvel-i muazzamanın Sevr planı onlar tarafından dayatılmış ve İstanbul hükümetine de kabul ettirilmişti.


Padişah da sarayında işgalcilerin elindeydi ve onların dediği her şeyi yapıyordu.
İşbirlikçilik o kadar ileri gitmişti ki Ege vilayetlerimizi işgal eden Yunan ordusunun "Halifenin ordusu" olduğu bile söylenmekteydi.


Milli mücadele o işgali kırdı işgalcilerin hepsini de defetti.
Milli mücadeleyi yapan gücün adı "Kuvva-i Milliyeydi" Kuvva-i Milliye önce Gazi meclise ve orduya dönüştü daha sonra Türkiye Cumhuriyeti oldu.


Kuvvanın ruhu da Gazi meclisteydi.
O mecliste milletin her kesimi vardı.
Ülkedeki her kesimden ve her fikirden insanlar Gazi mecliste temsil edilmekteydiler.
Milli mücadeleyi yöneten meclisin ta kendisiydi meclis "sadece askeri konulardaki yetkilerini" savaş kazanılıncaya kadar "üçer aylık süreler halinde" Mustafa Kemal Paşaya devretmişti.

Peki mecliste muhalfler de var mıydılar ?
Vardılar elbette onlar da hemen her zaman düşüncelerini dile getiriyorlar ve en sert muhalefeti de yapıyorlardı.

MECLİSİN ORTAK PAYDASI VATAN VE MİLLETİN BEKASIYDI.

Bu ruhu sağlayan da kuvvacı ruhtu.
Muhalifi de muvafıkı da "en sert tartışmaları da yapsalar" birbirlerini dinliyorlar ve her zaman ortak bir noktada buluşabiliyorlardı.

Zaferi kazanan da bu uzlaşmacı anlayıştı uzlaşmanın sırrı da karşısındakini dinlemekten geçiyordu.
Dinlemek de polemiklere cevap vermekten daha çok anlayabilmek için dinlemekti.
Bugün aradığımız şey işte o ruhtur.
Yani aynı ruhun şimdi de oluşturulması gereklidir.
Hem de hemen ve bir an önce.

Peki bu ruh canlandırılabilir mi ?
Tabii canlandırılabilir neden olmasın.

Bu ruhun canlandırılması için çatışmacı,ötekileştirici ve kavga çıkartıcı siyaset üslubunun derhel terk edilmesi gerekir.
Bence kuvva ruhunun önündeki en büyük engel siyasetçilerin tehditler ve hakaretler ve alaylarla dolu nefret söylemleridir.

NEFRET SÖYLEMİYLE GİDİLEBİLECEK HİÇ BİR YOL YOKTUR.

Nefret söylemi ile beka meselesini aşmak mümkün değildir.
Bu gerçeği ben evimde oturduğum yerden görebildiysem siyaset erbabı da görmek ve gereğini yapmak zorundadır.

Türk devletleri kendi tarihlerindeki her "Fetret devrini" ve her beka meselesini birliklerini sağlamak suretiyle aşmıştır
Bundan sonra da aşmaya muktedirdir.
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.