Mutluluk İstemekle Başlar

 

Biz ebeveynler, aynı zamanda ebeveyn olan eğitimciler, ailece yaptığımız ev ziyaretlerinde, bayanların gün gezmeleri, erkeklerin de kahve sohbetlerimizde çocuklarımızı konuşuruz. Onların olmadığı ortamda, gıyaplarında da, onların yanında da…

İstikbalimizin teminatı gördüğümüz çocuklarımızı değerlendirir, diğerleriyle, kendi çocukluğumuzdan başlayarak karşılaştırırız.

Bu karşılaştırma ve değerlendirmelerimizde; birbirine benzeyen, tıpatıp olmasa da benzer eylemlerimize zemin olan söylemlerimizde; 

  • Bu çocuklar mutlu olmuyor,

  • Dünyayı versen de doymuyor,

  • Yemedim, yediriyorum, giymedim giydiriyorum, daha ne yapayım, yine de mutluolmuyorlar, hep asık yüzlü, agresif, çatışmacı tipler oluyorlar,

  • Asosyal çocuklarımız var, ne yapsam mutlu edemiyorsun, on parmağını mum yakıp yaksan, yine de mutlu değiller,

  • Gözleri hep, daha fazlasında,

  • Bizim zamanımızda öğle miydi? Biz yokluk içindeydik ama mutluyduk canım….

  • Bu satırları biraz tebessüm, biraz hak verir, biraz da kızarak okuduğunuzu düşünüyorum.

  • Bu serzenişleri artırmak mümkün… Ancak maksadımız bu değil elbet…

 Öğretmensek, çocukların bu hoşa gitmeyen durumlarında anne ve babayı; 

Ana ve baba rolündeysek de, okulu, öğretmeni suçlamayı tercih ediyoruz, nedeni hakkında zihnimiz tam net olmasa da…

 Biz yetişkinler, istikbalimizin teminatı olarak gördüğümüz çocuklarımızın söz ve söylemlerinde, hoşumuza gitmeyen her hallerinde, fütursuzca suçluyor, aşağılıyoruz. başkalarının da aşağılamalarına da çanak tutuyoruz…

Hatta, yüzlerine  karşı, onların yanında, gururlarını kırarak, rencide ederek, iyi bir şeyler yaptığımızı, onları eğittiğimizi zannederek…

Değil mi?

Neden mutlu olmadıklarını sormadan;

Mutluluğun ne olduğu veya olmadığının farkında olup olmadıklarını, bu kazanımla ilgili ne öğrendiklerini bilmeden;

“Mutluluğu” kavramsal yönüyle anlamalarını, öğrenmelerine katkı sağlamamız gerektiğini, çocuklarımızın mutluluğun mana derinliğini yaşarken kazanmaları yönünde mesuliyetimiz olduğunu düşünmeden…

Sahi! Biz biliyor muyuz Mutluluğu?

Hiç kendimize sorduk mu? Mutluluk nedir, ne değildir diye….

Mutluluk;

  • Başkalarının gözlerimizde fark ettiği canlılıktır.

  • Mutluluk, maddi ve manevi açıdan yaşadığımız tüm eğilimlerimizin doymuşluğudur.

  • Mutluluk, kendimizle barışıklık durumu, saadet ve olgunluktur.

Mutlulukla ilgili tanımlar ve açıklamalar sayfalarca sürdürülebilir.

Belki yapılan ve yapılabilecek tüm açıklamaların ortak noktası; 

  • Huzurlu ve doyumlu bir sevinç hâlini ifade etmeleridir.

  • Mutluluk, sürekli bir dalgalanma hali değildir. Bireyin gönül dünyasında dalgalanmalar yaşansa da…

  • En azından, belirli bir süre boyunca hissedilebilen denge hali vardır mutlulukta.

  • Mutlulukta; bir huzur, bir rahatlama, bir olgunluk vardır...

  • Mutlu olmak, neyi istediğinizle doğrudan ilgilidir.

  • Ama bu istek doğrudan bir şeyin olmasını değil, bizzat mutluluğun kendisini, bilerek istemektir. 

Kısacası; mutlu olmamız için arzuladığımız isteklerin mutlak şekilde gerçekleşmesi de şart değildir. Arzuladığımız istekler, sadece, birer vasıtadır mutlu olabilmemiz için.

Kişi, özlemek ve hayal etmekle de ulaşılabilir mutluluğa. Keremin Aslıyı düşünürken mutlu olduğu gibi, 

Mutluluk ile zevki biri birine karıştırmamayı da öğrenmek gerekir…

Bu iki kavramı karıştırmak, mutluluğu kaybettirir bir anda… 

Zevkin ne olduğunu anlamak, daha çok geçici arzuların tatmini, anlık heva ve heveslerin, hormonların tatmininin mutluluk olmadığını yaşarken öğrenmek önemlidir. Ancak bu öğrenme, doğru modelle tanışmaya bağlı değil mi?

Mutluluğu yaşarken öğrenmek ve mutlu olmak için, karşılaştığımız her duruma, dar bir pencereden bakmamayı, 

Her olay ve gelişmeyi geniş bir görüş açısı ile bakıp, objektif ve gerçekçi değerlendirmeler yapmayı, yaşamalı ve yatmalıyız… 

Mutluluk için; heva ve heveslerden, her türlü vesveseden kurtularak, maddi ve manevi dünyamızda dengeyi yakalayıp, her tür refleks tepkilerden uzak kalarak, doğru model olmamız gerektiği mesuliyetimiz olduğunu unutmadan emek vermek gerektiğini unutmamalı…

Unutmamak gerekir ki mutluluk için en temel esas, “İnançtır”… 

Mutluluk İnançlarla Gelişir…

Bu husus, belki bir başka yazıda ele alınmalı…

Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.