Ülkemizdeki Suriyeli Sığınmacılara İlişkin Demografik Analiz!

Ülkemizdeki Suriyeli Sığınmacılara İlişkin Demografik Analiz!

Yazıma başlamadan önce “Suriyeli Sığınmacılar ve Demografik Projeksiyonlar” adlı Özel Rapordan alıntı yapmama izin veren, 21.Yüzyıl Türkiye Enstitüsü Yönetim Kurulu Üyesi Sayın Nilgün Saryal’a teşekkürlerimi sunuyorum.

Türkiye’deki Suriyeli sığınmacıların 2019 Nisan itibarı ile kayıtlı, 3,6 milyon, 1,5 milyon da kayıtdışı olmak üzere 5 milyonu geçtiğini biliyoruz.

Suriye’deki savaş öncesinde, Suriye nüfusunun 23 milyon olduğunu dikkate aldığımızda kabaca % 22’lik bir diliminin yani her beş Suriyeliden birisinin ülkemizde olduğunu söyleyebiliyoruz.

Türkiye dahil, başka ülkelerdeki Suriyeli sığınmacı sayılarına baktığımızda ise AÇIK ARA önde olduğumuz görülebiliyor.



Ülkemizdeki sığınmacıları birçok yönden analiz etmek mümkün.

Bundan önceki iki yazımda Türkiye’nin de içinde olduğu özel bir etki alanını hedeflediğini ifade ettiğim Stratejik Göç Mühendisliğinin, Türkiye’ye yönelik emellerini anlayabilmek adına; sığınmacıları, “doğurganlık” ve “yaş aralıkları” itibarı ile analiz etmeye çalışacağım.

Nilgün Saryal’ın Özel Raporundan alıntıladığım, basından ve raporlardan yararlanılarak elde edilen verileri tarih aralıklarını daraltarak aşağıdaki gibi bir grafik haline getirdiğimizde, ülkemizdeki Suriyeli kadın sığınmacıların doğurganlığında, çok ciddi bir artış yaşandığını görüyoruz.

Yaş grupları bazında durum nedir diye baktığımızda; Suriye ile gelişmiş batılı ülke Kanada ve ülkemizdeki Suriyeli sığınmacıların karşılaştırmasının bir fikir verebileceğini düşünerek bu yönde bir karşılaştırma yaptım.

Verileri Nilgün Saryal’ın Özel Raporundan alıntılayarak yaptığım aşağıdaki grafikten anlaşılacağı üzere; “0 -14” yaş grubundaki Suriyelilerin %39,65 gibi bir oranla Suriye’deki nüfustan bile daha çok olduğunu görüyoruz.



Grafiği yaş grupları bazında aşağıdaki gibi özelleştirdiğimizde “0 - 14” yaş grubuna ilişkin ülkeler arasındaki fark daha iyi görülmektedir. Benzer muhakeme ile diğer yaş gruplarına bakıldığında 65 ve üstü grupta ise ülkemizdeki sığınmacı sayısının “0 - 14” grubunun aksine daha az olduğunu görüyoruz.

Bu tespitin, ülkemizdeki sığınmacı doğumunun ne denli yüksek olduğuna ve ayrıca zorla göçe tabi tutulan bir toplulukta, bu denli yüksek bir doğurganlığın yaşanıyor olmasına ilişkin bir fikir vermesi açısından yeterli olduğunu düşünüyorum.







Nilgün Saryal’ın hazırladığı Özel Raporda açıkladığı üzere, Türkiye’de günde 400’den fazla, 450 civarı Suriyeli bebeğin dünyaya geldiği ifade ediliyor.

Burada bir dipnot düşmem gerekli; bu yazıyı tamamladığım tarihte ülkemizdeki sığınmacılara ilişkin günde kaç doğum yapıldığına ilişkin resmi bir veriye rastlayamadım.

Ancak yine Nilgün Saryal’ın çalışmalarından alıntıladığım, İran’kadınlar ve Türk kadınlar ve Türkiye’deki Suriyeli kadınların doğurganlık oranları aşağıdaki gibi ve ülkemizdeki kadın sığınmacılar çok yüksek bir doğurganlık oranına sahipler!



Sonraki bölümlerde yazacağım Kadın Sığınmacılar, Çocuk Sığınmacılar ve Sığınmacıların Eğitim Durumları başlıklı yazılarımda duruma ilişkin daha rafine ve daha çarpıcı bilgilerle Suriyeli Sığınmacılar konusunu işlemeye devam edeceğim.

Haftaya görüşmek üzere esenlikler dilerim.



 
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.
Mehmet1 ay önce
sadece suriyeliler değil diğerlerinde dahil 1 tane mülteci kalmasın hepsi derhal sinir dişi edildi bir daha alinmasin