İbn-i Haldun Der ki

“Devletlerin kuruluşunda vergiler düşük, gelirler yüksek olur... Yıkılışlarında ise vergiler fazla ve yüksek, gelirler ise az olur...” - İbn-i Haldun

Bir yönetici kendi tarihini ve kendi kültürünü tanımaz ise başkalarının dümen suyuna girer ve yalpalar; tıpkı bizler gibi. 
 
Bizim kültürümüzde bir İbn-i Haldun vardır, bilir misiniz? Adını üniversiteye verdiğimiz. Ama ne dediğini, ne anlattığını, neden anlattığını bilmediğimiz.
 
27 Mayıs 1332 Tunus doğumlu. 19 Mart 1406, Kahire ölümlü. Asıl adı: Ebu Zeyd Abdurrahman bin Muhammed bin Haldun el Hadramî olan ve  kısa adıyla İbn-i Haldun diye bilinen. İbn-i Haldun kimdir sorusuna kısaca: modern historiyografinin, sosyolojinin ve iktisadın öncülerinden kabul edilen 14. yüzyıl düşünürü, devlet adamı ve tarihçisi. Köklü bir aileden geldiği için iyi bir eğitim almıştır.
 
Tunus uzun yıllar bizim eyaletimizdi.
 
Konumuza dönersek: ABD başkanlarından Ronald Reagan 1981 yılında yaptığı bir konuşmada; ABD Ekonomi politikalarının ilham kaynağının: İbn-i Haldun olduğunu işaret etmiş ve şu sözüne vurgu yapmıştır...

Devletlerin kuruluşunda vergiler düşük, gelirler yüksek olur...
Yıkılışlarında ise vergiler fazla ve yüksek, gelirler ise az olur...”   Bir şeyler anımsadınız mı?
 
Sosyolojinin kurucusu ve adını Bilim Tarihi'ne yazdıran Tunuslu bilgin, İbn-i Haldun’un en önemli eserlerinin “Mukaddime”  olduğu belirtilir.

Bu eserde, İbn-i Haldun: devletlerin kuruluş, yükseliş ve yıkılışları “asabiye” kavramı çerçevesinde izah edilirken; devletlerin hayatı şöyle tasnif edilir:
 
Birinci dönem: Zafer ve kuruluş, Vergiler az, gelirler yüksektir.
 
İkinci dönem: Otorite ve yükseliş,

Üçüncü dönem: Refah ve ümran,

Dördüncü dönem: Duraklama,

Beşinci dönem: İsraf, bozulma ve yıkılma dönemidir.



Bu son dönem, devletler için en tehlikeli dönemdir. Zira sefahat, şehvet ve hırsların egemen olduğu ve devletlerin yıkılmaya ve çökmeye başladığı zaman dilimidir...
 
İbn-i Haldun’a göre; bir toplumun çöküşünün belirtilerini özetle şöyle belirtmek mümkündür:
 
1-Toplumda dayanışmanın yok olması... Var mı?

2-Üretimin zayıflaması... Yalan mı?

3-Fiyat ve vergilerin artması... İftira mı?

4-Liyakatın (ehliyetin) yok olması: İşin ehline verilmemesi, partizanlık ve yandaşlık, Düşününce!

5-Adaletsizliğin hortlaması ve kayırmacılığın artması... Hukuka güven azalmadı mı?

6-Umutların kırılması, güvensizlik ve karamsarlığın..hakim olması, Geleceğe güveniniz kaldı mı?

7-Göçün hızlanması..   Şehirler doldu, köyler boşaldı.
 
Sanırım buraya kadar itiraz edilecek bir nokta yoktur. 
 
Hem Selçuklu hem de Osmanlı, Çadırda kurulmasına rağmen, battıklarında saraylara sahiptiler, lüks, ihtişam ve şatafat almış başını gitmişti. Önemli olan “İTİBAR” dı. Ülkenin kalkınmışlığı ve vatandaşın hayat standardı değildi.
 
Sonuç mu: Kaçınılmaz sonucu ve acı gerçekleri tarih yazdı. En derin saygılarımla...!
 
Esen kalınız.
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.