Neden Sesiz Kalıyorlar?

Sn. Erdoğan o kadar büyük bir risk ve sorumluluğun altında ki, her alanda meydanda olması, kendisini ve bu asil milletin ortak paydası olan CUMHURBAŞKANLIĞI makamını yıpratmakta ve tartışmalara açmakt

Sosyal medyada çarpıcı iddialar var. Her şeye anında cevap veren AKP ve kurmayları, tıpkı diploma şaibesinde olduğu gibi bu duruma da çok sessiz ve duyarsızlar.
 
Nedeni merak konusu değil mi? Akıllara, acaba verecek mantıklı bir yanıtları mı yok ya da gerçekten hepsi de doğrumu sorusu takılıyor.
 
İddialar: “Demiyorlar ki; bizde BANKAMATİK MEMURU yok!” Sahi sosyal medya bu haberle çalkalanıyor ama muhataplarından tık yok, sanki duvarlar.
 
Demiyorlar ki; milyonluk makam odaları yaptırmadık ikramda bulunmadık!” İnsan demez mi, bunlar külliyen yalan ve iftira. Demiyorlar.
 
Demiyorlar ki; makam araçlarını ailelerimize tahsis etmedik!..” Bu iddialara sessiz kalmak, yanıt vermemek nasıl izah edilir?
 
Demiyorlar ki; ihaleleri eşe, dosta, yandaşa vermedik!..” Bu hazmedilmesi kolay bir iddia değil. Vatandaş verilen bu ihalelerden:” Kimler hangi siyasiler ne kadar nemalandı?” diye düşünmekte, neden duymazdan gelinmekte?


 
Demiyorlar ki; hukuku siyasallaştırmadık, KPSS’de eşe-dosta, yandaşa soru vermedik!..” Bunca kul hakkıyla ithama karşın neden tık yok. İnsanlar “acaba mı” şüphesiyle karşı karşıya kalmaktalar.
 
Demiyorlar ki; israf etmedik, lüks ve ihtişam yaşamadık!..” Neden ya da niçin denmiyor?
 
Bu ve bunun gibi onlarca iddia ve itham karşısında neden suskun kalınıyor merak konusu?
 
Bütün bu iddialar ortada iken; muhalifleri şucu-bucu diye suçlamak seçmene de, vatandaşa da mantıklı gelmiyor.
 
Sn. Erdoğan o kadar büyük bir risk ve sorumluluğun altında ki, her alanda meydanda olması, kendisini ve bu asil milletin ortak paydası olan CUMHURBAŞKANLIĞI makamını yıpratmakta ve tartışmalara açmaktadır.
 
Konya’da konuştuğum bir AKP’li, “İşi, Sn. Erdoğan yüklendiği için; teşkilatlar, “Nasıl olsa Reis halleder” rahatlığına kapılarak gereği gibi çalışmadılar ya da çalışma zemini bulamadılar. Eğer 23 Haziran’da İstanbul kaybedilirse, bütün sorumluluk Sn. Erdoğan’a kesilecek” endişesini belirtti.
 
Oysa Sn. Erdoğan, Cumhurbaşkanı olduktan sonra, toplumu kucaklayan ve diplomatik siyaset dilini tercih etse idi; hem kendisi hem de oturduğu o yüce CUMHURBAŞKANLIĞI koltuğu tartışılmayacaktı ve bu milletin ortak paydası olarak kalacaktı.
 
Görün ve bakın, her başarısızlık ve yukarıdaki iddiaların da tek sorumlusu Sn. Erdoğan olarak gösterilecektir. Vatandaş, “AKP, Sn. Erdoğan’ın mı, yoksa AKP’lilerin mi partisi?” diye sormakta.
 
Birlikte rahmet, ayrılık ve tefrikada zillet vardır. Milleti ayrıştırmayalım.
 
Esen kalınız.   
 
 
NOT: 19 Mayıs ATATÜRK’Ü anma gençlik ve spor bayramı kutlu olsun. Huzur ve ekonomik zenginlikle nice yüz yıllara..
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.