Okullar Dert Yumağı İle Açıldı

7 bakan ve yedi sistem değiştirdiniz. Değiştirirken öğretmenlere, öğretmen sendikalarına, eğitim fakültelerinin değerli akademisyenlerine sordunuz, görüş aldınız mı?

Cumhuriyetten bu yana: Milli Eğitim’de 77, AKP’nin 17 yıllık iktidarı döneminde ise Erkan Mumcu, Hüseyin Çelik, Nimet Baş (Çubukçu), Ömer Dinçer, N. Avcı, İ. Yılmaz ve Z. Selçuk olmak üzere 7 bakan değişti.  AKP’nin iktidar döneminde tespit yerinde ise Milli Eğitime bakan dayanmadı. İşin en ilginç yanı da; gelenler gideni hep arattı.
 
AKP’nin her getirdiği bakan da özetle, “Sistem kötü, bu sistemle olmaz ve sistemi kökten değiştiriyoruz” diye göreve başladılar ve eğitimi içinden çıkamaz bir hale getirdiler.
 
Dünya eğitim sistemi, çağı yakalamaya, hür vicdanlı, düşünme yetenekli bireyler yetiştirmeye yönelik çağdaş eğitim verirken bizde ise, biatçı, itaatçı, ben bilmem birileri bilir anlayışlı bir eğitim vermenin derdinde.
 
Bu yıl, geçen yıla göre 800 binden fazla vatan evladı daha okullu oldu.
 
Hem Başbakan hem M.E. Bakanları “2019 sonu itibariyle Türkiye’de ikili öğretim yapan okul kalmayacak, bütün okullar normal eğitime geçecek, ” taahhüdünde bulunmalarına rağmen 2019 da pek çok okul, normal öğretimden ikili öğretime hem de sınıf mevcutları artarak geçmek zorunda kalmıştır.
 
Neden?
 
Başlıca neden? Plansızlık ve öngörüsüzlüktür.


 
Bütün okulları İmam-Hatip yapmak hangi geleceğe hazırlıktı? Vatandaş artık İmam-Hatiplere ve meslek liselerine sıcak bakmıyor. Çocuklarının çağın gereklerine göre eğitim almasını istiyor. Tıpkı AKP’li yöneticilerin ve AKP’li vekillerin yaptığı gibi!.. Onların çocukları İmam-hatiplerin sokağından bile geçmiyorlar. Fransız, Alman ve ABD okullarında okuyorlar.
 
İmam-Hatipler ve meslek liseleri kontenjanları boş kalırken; Anadolu Liseleri talep patlaması sonucu derslik ve sıra sıkıntısı yaşamakta. Bu da okulların, ihtiyaç gereği ikili öğretim yapmalarını zorunlu kılmaktadır.
 
Sabah ezanıyla okul yoluna düşüp, akşam ezanı ve karanlığıyla eve dönen bir öğrenci problemini doğurmuştur.
 
Ayrıca okullarda eğitim ve öğretim emekçisi öğretmenlerin çalışma ve özlük hakları sıkıntısı da bir haylidir. Siz geleceğinizi teslim ettiğiniz öğretmenleri: kadrolu, sözleşmeli, ders ücretli gibi komik ve Anayasa’ya aykırı bir sistemle çalıştırırsanız, nasıl bir verim alacağınızı umuyorsunuz?
 
Amacınız geleceğin dünyasında yer tutmak ve bende varım demekse, eğitiminizi kaliteli ve rahat yapacaksınız:
 
Hiç düşündünüz mü, öğretmenimiz rahat ve huzurlu mu, öğrencilerimiz rahat ve huzurlu mu, velilerimiz rahat ve huzurlu mu, yöneticilerimiz rahat ve huzurlu mu diye?
 
7 bakan ve yedi sistem değiştirdiniz. Değiştirirken öğretmenlere, öğretmen sendikalarına, eğitim fakültelerinin değerli akademisyenlerine sordunuz, görüş aldınız mı?
 
Bunların hiç birini yapmayın, burnunuzun dikine gidin ve başarılı bir eğitim bekleyin; olasımı hiç?
 
2023’ü, çağı yakalamış, çağdaş bir Türkiye ise amacınız: öncelikle öğretmenleri rahat ettiriniz. Soruşturma korkusu, tayin korkusu ve ekonomik geçim korkusuyla iç içe olan bir beyinden başarı beklemek hayalden öte bir şey değildir.
 
Eğitim ve öğretimin süslü laflara değil, akılcı, gerçekçi, bilimsel icraat ve uygulamalara ihtiyacı vardır.
 
Bütün bunlara rağmen siz öğretmeye devam edin sevgili öğretmenler!..
 
2019-2020 Eğitim ve öğretim yılı öğrencilerimize, öğretmenlerimize, velilerimize ve asil Türk Milletine hayırlı olsun.
 
Esen Kalınız.
 
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.