Tevhid ile Tefrika

İslam, akıl ve düşünce dinidir. İslam, birlik ve dirlik dinidir. İslam, Asla tefrika (ayrılık-bölünme) dini değildir. İslam, tevhid (Birlik ve dirlik) dinidir.

İslam, akıl ve düşünce dinidir. İslam, birlik ve dirlik dinidir. İslam, Asla tefrika (ayrılık-bölünme) dini değildir. İslam, tevhid (Birlik ve dirlik) dinidir.
         
İslam, akıl erdirme, olaylardan ders çıkarma, ibret alma dinidir.
         
İslam, düşünme, sorma, sorgulama ve gelişim dinidir.
         
Dinler bir bütündür. Her gelen din, bir öncekini inkâr etmemiş, ama yürürlükten kaldırmış, yeni kural ve uygulamalar getirmiştir. Eğer öyle olmasaydı, biz bütün peygamberleri hak bilir miydik?
         
Musevilik tefrikalara ayrıldığı için geçerliliğini ve gücünü yitirmiş; yitirmekle de kalmayarak yozlaşmış ve din olmaktan çıkmıştır.


         
Yerine Hıristiyanlık gelmiş. Zaman içinde Hıristiyanlık tefrikalara düşmüş, önce mezhepler oluşturulmuş; her mezhep kendini haklı, üstün ve geçerli saymış. Derken mezhep savaşları almış yürümüş. Hz. İsa neredeyse Allah’a eş tutulmuş, Allah’ın oğlu yerine ikame edilmiş.
         
Hıristiyanlıkta ki bu parçalanma, Hıristiyanlığın din olmaktan çıkmasına neden olmuş.
         
Bozulan ve tefrikalar yüzünden birlik özelliğini kaybedince, yerine İslamiyet gelmiştir.
         
Ne yazık ki biz Müslümanlar, önceki dinlerin yanlışlarından ibret alıp dinde tevhidi koruyacağımız yerde; “biz de sizden geri kalır mıyız?” dercesine; birlik dini olan güzel İslam’ı önce mezheplere, tarikat ve cemaatlere bölerek dinde birliği bozarak tefrikaya düştük.
         
Oysa Kuran açık ve net olarak Rum:32 ve Enam: 159. Ayetlerde bu duruma dikkat çekerek dinini parça parça edenlerin durumunu anlatmasına rağmen
         
İslam dünyasının geri kalmışlığı ve zillet içinde bulunmasının, nedenini bir düşünsek, doğruları nasıl da bulacağız.
         
İslam düşünün, akıl erdirin, “vay ki o düşünmeyenler” demesine rağmen; biz hep başkalarının düşünmesine ve bize yön vermesine rıza göstermişiz. Bir kerecik olsun Kuran meali okumadan, onun bunun dediklerini din olarak kabul edip, hayatımızı onların dedikleriyle sürdürmeyi seçmişiz.
         
Oysa bir meal okusaydık; Yunus: 100’ü görüp Allah Allah diyecektik.
         
Gelinen nokta; parçalanmış bir İslam ile karşı karşıyayız. Parçalanmakla da kalmayıp bir birine kanlı bıçaklı olmuş, etrafını göremeyen, gelişmelere gözünü, beynini kapamış. Sakaldan, sarıktan, şeyhtan, cemaatten medet umar, dünyaya bakınca Allah’ı göremeyip karpuz içinde Allah arar hale düşmüşüz. Biattan ve körü körüne itaaten sıyrılmak zorundayız.
         
Ne yazık ki, Hem Hıristiyan dünyası hem de Musevi dünyası geçte olsa dindeki parçalanmanın farkına vararak, dini bağnazlığı terk edip akıl ve insanı merkeze alarak çağdaşlaşmayı yakalarken; biz Müslümanlar:” Allahüekber” diyerek bir başka “Allahuekber” diyenin boğazını kesmekteyiz!..
         
Ne adına?
         
Dinde birliği bozma adına.
         
Ne yazık ki artık, yeni bir dinde gelmeyecektir.
         
Sonuç; kıyameti beklemek olacaktır.
         
En iyisini ve en güzelini, güzellerin en güzeli bilir. Allah yar ve yardımcımız olsun.
         
Esen kalınız.
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.