Camiyi Yık, Adaleti Yıkma

 

İşsizlik, Türkiye’nin en büyük problemlerinden birisidir, belki de en büyüğüdür. Çünkü ülkemizin başındaki en büyük bela olarak bildiğimiz terör problemini de besleyen ana kaynaklardan birisi işsizliktir. İşsizlik doğal olarak fakirliği doğurmakta fakirlik de başta Pkk olmak üzere birçok terör örgütüne istismar alanı yaratmaktadır. Dikkat ediniz Doğu-Güneydoğu’da PKK’ya katılan ya da zorla dağa götürülen zengin aile çocuğu ya da zengin bir tek gence bile rastlayamazsınız.

Türkiye’de işsizlik her geçen gün artmaktadır. Uzun bir aradan sonra işsizlik oranlarının tekrar çift haneli rakamlara ulaşması bunun delilidir. Ülkemizde ortalama olarak her evde bir işsiz bulunmaktadır.

İşsizlik, bilhassa genç nüfusu gelişi güzel, başıboş ve gelecekten umutsuz bir hayata sürüklemektedir. İşsizliğin ve işsizlikten kaynaklı ekonomik sorunların tetiklediği aile içi şiddet, cinnet geçirmeler, kadın cinayetleri ve boşanmalarda anormal derecede artışlar görülmektedir.

Bir dönem, işsizliği ve yokluğu iliklerine kadar hissederek yaşamış bir insan olarak ifade etmeliyim ki; İşsizlik, 21. Yüzyılın en büyük Sosyal Felaketidir. Bu nedenle, Türkiye’de en son işsiz bile iş sahibi yapılıncaya kadar, Devlet ve toplum olarak bu felaketle en etkin şekilde mücadele edilmelidir. Çünkü “Bataklık ve Sivrisinek” teorisinde olduğu gibi, çözülmesi gereken toplumsal meselelerimizin birçoğunun kaynağında işsizlik vardır.

Peki ülkemizde  işsizlik gibi büyük bir Sosyal Yara olur da Türkiye’nin en köklü kurumlarından biri olan MHP buna kayıtsız kalabilir mi? Tabi ki kalamaz ve kalmadı da..  Geçtiğimiz günlerde gerçekleştirdiği bir “İşe Alım” ile deyim yerindeyse sessiz yığınların hislerine tercüman oldu... Öyle bir işe alım ki, taraflı tarafsız herkesi “İşte sosyal sorumluluk dediğin böyle olur” dedirten cinsten... Hem hak eden hem de ihtiyaçsahibi böyle bir aileyle çocuğunun bu şekilde taltif edilmesi ne kadar da anlamlı.. Gerçekten duygulanmamak elde değil…

İşsizlik, Ülkücü Hareketin de kanayan bir yarasıdır. Şöyle ki; Ülkü Ocakları Genel Merkezi de dahil olmak üzere, İl-İlçe ve belde Ocaklarımızda görev yapan Teşkilatçı kardeşlerimizin ezici çoğunluğu işsizlik belasından mustariptir. Hatta sırf bu yüzden yaşı geçen, saçı sakalı ağaran, gençlikleri eriyen arkadaşlarımız evlenememekte ve bir yuva kuramamaktadırlar.

Ömrü boyunca hiç SSK girişi olmayan Ülküdaşlarımız var iken...  Evine ekmek götürmekte zorlanan ya da hiç götüremeyen dava arkadaşlarımız biliniyor iken...  İşsizlik Ülkücü haneleri adeta kasıp kavuruyor iken...  Doğup büyüdüğü aynı zamanda İl Başkanlığı yaptığı kendi memleketinden, sırf ekonomik nedenlerden yani fakirliğinden ötürü, adeta kaçarcasına göç eden eski Ülkü OcaklarıBaşkanlarımız hafızalarımızda duruyor iken…

Tüm bu acı gerçeklere karşı Ruhsar Demirel’in 22 yaşındaki akıl küpü oğlunun, TBMM MHPGrubunda dolgun maaşla Danışman olarak işe başlatılması her şeyden önce Ülkücülere karşı yapılmış büyük bir haksızlıktır hem de haksızlığın dik âlâsıdır.

O Ruhsar DEMİREL ki MHP Genel Başkan yardımcısı olduğu halde, son seçimde memleketi Eskişehir’den 1. Sıra Milletvekili adayı olmuş ve seçilememiştir. Kendi ilinde bile bir karşılığı olmayan bir zatın, oğlu grup danışmanı yapılarak, başarısızlığından dolayı ödüllendirilmiştir. Ruhsar Demirel MHP gibi Türk Milliyetçisi bir partide siyaset yapmasına rağmen, oğlu Bozkurt figürüyle değil de Rus’ların milli sembolü olan kocaman bir ayıcıkla(Ayı) fotoğraf çektirip bunu sosyal medyada paylaşacak kadar, Türklükten, Milliyetçilikten ve Teşkilatlarımızdan uzaktır.

Anadolu’nun fakir yiğitleri hem Vatan sevgilerinden hem de iş bulamamaktan ötürü, son çare diyerek Uzman Çavuşluğa veya Polis Özel Harekâta gidip, birer ikişer bayrağa sarılı tabutlarla, sıvasız baraka misali evlerine geri dönüyor iken, içki masalarında poz veren 22 yaşındaki tosuncuğa yapılan bu kıyak, Ülkücülere yapılmış bir zulüm değilse nedir?

MHP Genel Merkezimizin bu icraatı, ne yazık ki Ülkücü gönülleri yaralamış ve ma’şeri vicdanda şimdiden mahkûm olmuştur.

Peygamber(S.A.V) efendimizin amcasının oğlu ve damadı Hz. Ali “Haksızlık karşısında susmayınız. Zirahakkınızla birlikte şerefinizi de kaybedersiniz.” Diyerek, modern çağda pusulasını kaybetmiş insanlığa adeta ufuk açmıştır. Şükürler olsun ki bu yalan dünyada bizim şeref ve haysiyetimizden başka hiçbir şeyimiz yoktur. Şeref ve haysiyetimizi kaybetmeye niyetimiz de yoktur.

İsteyenler şimdiye kadar olduğu gibi koltuklarını koruyabilmek ve pozisyonlarını sürdürebilmek uğruna susmaya devam edebilirler. Fakat bizler şahit olduğumuz zulüm ve haksızlıklar karşısında, yalan söylemeden ve hiç kimseye iftira atmadan gerçekleri haykırmaya devam edeceğiz.

Annesinden oğluna, babasından kızına sürüp giden saadet zinciriniz paramparça olacak.

Temeli adalet ve hakkaniyete dayanmayan, adam kayırmacılığın yaygınlaşarak normalleştiği ’’Yönetim Anlayışları’’ yıkılıp yerle yeksan olacak.

Fırat’ın kıyısında kaybolan bir koyundan bile, kendi namına mesuliyet hissesi çıkaran, Adalet timsali Hattab’ın oğlu Ömer’in şu tarihi sözleri kulaklarınızdan ziyade vicdanınızda ve beyninizde çınlasın; “Camiyi yık Adaleti yıkma.”

Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.