“Ne Hukuk Kaldı Ne de Ahlak”

Türkiye’nin Ana Muhalefet Partisi liderine linç uygulayanların serbest kaldığı bir zamanda Sabri Uzun’un “hakaret”, “yardım ve yataklık”, “propaganda” iddialarıyla tutuklanmış olması ilginçtir.

Orgeneral İlker Başbuğ, internet andıcı soruşturması kapsamında göz altına alınır, 7 saat savcılık, 1.5 saat de hakim sorgusu ardından “silahlı terör örgütü kurmak ve yönetmek” suçlamasıyla tutuklandır.
 
Böylece Türkiye' de ilk kez emekli de olsa bir genelkurmay başkanısilahlı terör örgütü kurmak” gibi akla aykırı bir suçlamayla tutuklanır.
 
Hanefi Avcı Emekli Eskişehir Emniyet Müdürüdür. “Haliç'te Yaşayan Simonlar” adlı bir kitap yazar. Bugün FETÖ diye adlandırılan o zamanların makbul örgütü hakkında net, açık ve somut bilgiler sunar. Bu tutumu Fethullah Gülen cemaatini kızdırır.
 
Hanefi Avcı’nın hakkında yazdığı kitapla ilgili olarak 8 ayrı soruşturma yürütülür. Sonra Ankara’da gözaltına alınır ve İstanbul’a getirilir. Yaklaşık 6 saat Beşiktaş’taki adliye binasında savcıya ifade vermeyi reddeder, avukat istemez ve 2.5 saat de hakim karşısında kalır.
 
Sonuçta Hanefi Avcı, mücadele ettiği terör örgütlerine ve bu bağlamda Devrimci Karargâh Örgütü’ne “yardım ve yataklık ettiği” iddiasıyla tutuklanır. Bu da yetmez Hanefi Avcı bu defa Oda Tv. İddialarıyla ilgili olarak Zekeriya Öz tarafından sorgulanır. Bu sorgu sonrasında Ergenekon davası kapsamında da tutuklanır.
 
Önce 17/25 Aralık olayları olur, sonra 15 Temmuz darbe girişimi yaşanır. Genelkurmay başkanlarından İlker Başbuğ ve Emniyet Müdürlerinden Hanefi Avcı’nın yargılandığı davalar iktidar tarafından komplo olarak değerlendirilir. Böylece bu iki üst düzey devlet görevlisi bu davadan ceza alan diğer kişilerle birlikte hapishaneden çıkar.
 
 Avcı ve Başbuğ’un tutuklama olayında da FETÖ unsurlarının ciddi komplosu ve katkısı vardır. FETÖ’nün yargıya ve emniyete çöreklenmiş, yerleştirilmiş unsurlarından devet 15 Temmuz sonrası temizlenir.
 

 
Ne hukuk kaldı ne de ahlak!
 
Son dönemde yaşanan birçok siyasi olayla ilgili kitap yazmış olan ve uzun süre Türkiye'nin gündemini oluşturan gizli meselelerle ilgili olarak ismi sıkça gündeme gelmiş olan, İstihbarat eski Daire Başkanlarından Sabri Uzun geçtiğimiz günlerde tutuklandı. Tutuklanan Uzun, 40 yıllık mesleki kariyerinde Türkiye'de meydana gelmiş olan istihbarat meselelerinin çoğuna hâkim isimler arasında yer almaktaydı.
 
Sabri Uzun, ‘Cumhurbaşkanına hakaret’, ‘terör örgütü propagandası yapmak’ ve ‘terör örgütüne yardım’ suçlarından hakkında başlatılan soruşturma kapsamında 23 Nisan'da gözaltına alınmıştı.
 
Bu da eşyanın tabiatına aykırı ve ilginç ötesi bir durumdur. Sonuçta işi gereği hayatının büyük bir kısmını terör örgütleriyle mücadeleye adamış bir adam Cumhurbaşkanına hakaret, terör örgütü propagandası yapmak ya da terör örgütüne yardımdan tutuklanır.
 
Hukuk sosyal bilimdir ama hukukun matematik ve mantık yönü de vardır.
 
Hayatını yasa, hukuk, devlet otoritesini egemen kılmakla yasa dışı unsurlarla mücadeleyle geçirmiş olan insanlar nasıl oluyor da mücadele ettiği unsurların aracı haline geliyor?
 
Bu akla ve mantığa aykırı bir durumdur.
 
Sonuçta karar yüce yargınındır.
 
Ancak Türkiye’nin Ana Muhalefet Partisi liderine linç uygulayanların serbest kaldığı bir zamanda Sabri Uzun’un “hakaret”, “yardım ve yataklık”, “propaganda” iddialarıyla tutuklanmış olması ilginçtir.
 
FETÖ’nün egemen olduğu dönemlerde yapılan yargılamaların durumu ve konumu belliydi. FETÖ’den azade bir ortamda yargının benzer kararlar vermiş olması ilginçtir.
 
Eski AYM Başkanlarından Haşim Kılıç’ın yaptığı analiz bu bağlamda teşhis gibidir. Kılıç Kamu İhale Kanunu’nun yürürlüğe girdiğinden bu yana 186 kez değiştirildiğine vurgu yaparak şöyle diyor: “Bir kanun niye bu kadar değiştirilir?... Ne yazık ki önce ‘ahlak ve maneviyat’ diye iktidara gelen bu arkadaşlarımız, ne pozitif hukuk kuralları ne de ahlak bıraktılar.”
 
Yanlış mı söylüyor?
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.