Oyunda Kalmak İçin Oyuna Gelmemek Gerekir!

ABD’nin yaptığı saldırılar sınırlarının onbinlerce dışında olmasına karşın İran kendi sınırlarındaki ABD hedeflerine saldırmıştır. Bu İran açısından ciddi bir hatadır.

Doğuda duygusallığın Batı’da aklın ne denli egemen olduğu Kasım Süleyman’ın cenaze töreninde bir kez daha gözler önüne serildi.
 
Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani’nin Kirman kentinde düzenlenen daha doğrusu düzenlenemeyen cenaze töreninde çıkan izdihamda 56 kişi ölmüş 213 kişi de yaralanmıştır.
 
ABD bütün yeteneklerini kullanarak Bağdat’ta Süleyman Kasimi’ye yönelik olarak yaptığı operasyonda on kişi öldürebilmiştir.
 
İranlılar ise düzenledikleri bir cenaze töreninde meydana getirdikleri izdiham sonucunda 56 kişiyi öldürmeyi başarmışlardır(!).
 
Bu durum organizasyonsuzlukla ilgili olduğu kadar, duygusallık ve kontrolsüzlükle de ilişkilidir.
 
Bütün dünya İran’ın intikam için misilleme yapmasını bekliyor. Dikkatler ABD’ye karşılık vermenin ne zaman ve nasıl olacağı noktasında yoğunlaşmıştır. Trump ise krizi daha da tırmandırmak için İran’ın misilleme yapmasını bekliyor.
 
İran’ın her zamankinden çok daha fazla soğukkanlı olmaya, sağduyulu davranmaya ve reflekslerini kontrol etmeye ihtiyacı vardır.
 
 

İran, ABD’nin oyununa geldi!
 
Biz tam da bu satırları yazarken İran’ın misilleme yaparak Irak’taki ABD üslerini vurduğu haberi geldi. İran Devrim Muhafızları Ordusu tarafından yapıldığı öğrenilen saldırıda balistik füze kullanıldığı ve ABD'nin Irak'ta bulunan iki hava üssünün vurulduğu duyuruldu. İran Devlet Televizyonu, saldırılarda 80 ABD askerinin öldüğünü duyurdu.
 
İran Dışişleri Bakanı Cevad Zarif, Tahran'ın gerginlik veya savaş istemediğini ancak herhangi bir saldırıya karşı kendisini savunacağını bildirdi. “İran, vatandaşlarına ve üst düzey yetkililerine yönelik korkakça silahlı saldırıya karşı kendini savunmak için” yasal haklarını kullandıklarını açıkladı. Bakan Zarif ABD’nin saldırısına “orantılı karşılık verildi ve tamamlandı.”
 
ABD’nin yaptığı saldırılar sınırlarının onbinlerce dışında olmasına karşın İran kendi sınırlarındaki ABD hedeflerine saldırmıştır. Bu İran açısından ciddi bir hatadır.
 
Diğer yandan ABD uzun süreden beri ısrarla İran’ı asimetrik savaştan konvansiyel savaşa çekmeye çalışıyordu. İran bu saldırısıyla ABD’nin kendisi için öngördüğü konvansiyonel savaş alanına çekmiş bulunmaktadır.
 
Hâlbuki İran’ın oyunda kalabilmesi için oyuna gelmemesi gerekirdi.
 
İran misillemeyi asimetrik bir biçimde yapabilirdi. Yine İran bu misillemeyi sınırlarının uzağında örneğin Afrika’da gerçekleştirebilirdi.
 
İran’ın Irak topraklarında ABD ile savaşırken Irak’ın bundan rahatsız olması son derece doğaldır.
 
Önümüzdeki günlerde Irak’ta İran aleyhtarlığının zirveye vuracağı beklenmelidir.
 
Diğer yandan ABD ve İsrail’de neoconlarla Siyonist odaklar, CIA, Mossad gibi istihbari unsurlar İran’ın savunma ve saldırı reflekslerini yok etmek için dört gözle bekliyorlar. ABD’nin çok da canını yakmayan İran misillemesine ABD’nin can yakıcı bir karşılık vereceği anlaşılıyor.
 
Kasimi saldırısıyla İran’ın refleksleri test edildi. ABD asıl saldırısını misilleme sonrasına bırakmış görünüyor. Bu defaki ABD saldırısının çok daha “orantısız” olacağı ABD başkanı tarafından ifade edilmişti. ABD ve İsrail’de “Tanrı’yı kıyamete zorlamak” için İran’ın ciddi bir gerekçe yaratmasını bekleyen sayısız güç odağı var.
 
ABD’nin İran’la ilgili çatışmayı daha da tırmandıracağı beklenmelidir. Bu çatışmayı Suudlu Salman, Mısırlı Sisi, BAE’li Zayed İran’a karşı harekete geçmek üzere elleri tetikte beklediği biliniyor.
 
ABD ile İran arasındaki çatışmaların kontrolden çıkması sonuçta İran ve Irak’ın parçalanmasıyla sonuçlanabilir.
 
Irak’ın ABD ile İran’ın kendi toprakları üzerinde çatışmalara girmesinden fevkalade rahatsızdır. Irak devleti Kasımi suikastının hemen ardından ABD’nin ülkeden çıkma iradesini ortaya koydu. Irak’tan çekilmeye zorlanan ABD, Erbil’e çekilip Irak Bölgesel Yönetimi’nin bağımsızlığı için harekete geçmesi muhtemeldir.
 
İran’ın zayıflatılması ve zaafa uğratılması en fazla Türkiye’nin aleyhine olacaktır. Bunun nedeni İran’ın nüfusunun yarıya yakınının Türk asıllı olmasının ötesindedir. İran ile Türkiye’nin bölgedeki tehditleri ortaktır.
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.