Propaganda

Etkin ve verimli bir propaganda; alışılmışın dışında bir şey yapma, farklılığı ortaya koymaya dayanır.

Cumhurbaşkanlığı ve genel seçim çalışmalarının hız kazandığı günümüzde; siyasi partilerin, propaganda çalışmalarını; genelde ya ideolojik-bilimsel temele dayalı olmaksızın diğerini kopya ederek klasik-gelişi güzel, ya da ideolojisinden bir haber reklam şirketlerinin danışmanlık-lojistik desteğiyle fazlaca anlam-ifadeden yoksun bir şekilde sürdürdüğünü görüyorum.
 
Modası geçmiş diğerinin kopyası şeklindeki gelişi güzel propaganda; “dostlar, alışverişte görsün” sözünden öteye gidemediği gibi, reklam şirketlerinin insiyatifine bırakılan propaganda da etkili-kalıcı olamıyor. Oysaki etkin ve verimli bir propaganda; alışılmışın dışında bir şey yapma, farklılığı ortaya koymaya dayanır.
 
Günümüzde, bunun örneği var mı?
 
Tabi ki var.
 
CHP’nin; Ankara-İstanbul “Adalet Yürüyüşü”, İYİ Parti’nin grup kurması için verdiği 15 milletvekili desteği buna örnek teşkil ettiği gibi;  Cumhurbaşkanlığı seçimi adaylığı için ihtiyacı kalmamasına rağmen Meral Akşener’in, 100.000 seçmenin imzasına başvurması ve 1 günde 126.341 imza toplamasını örnek gösterebiliriz.
 
Bu; her ne kadar siyaset strateji-taktikleri ile ilgili olsa da, bunun bir de propaganda yönü vardır. Haliyle propaganda; esas olarak ideolog ve siyasetçilerin işidir, ancak reklam şirketlerinin danışmanlık-lojistik desteğini de gerekli kılar.
 

 
Tanımı  
 
Propaganda; Latince bir sözcük, “yayılacak şey” demek. Bununla birlikte; bunun, birçok farklı tanımı var. Genel olarak; “birey, grup ya da toplumu bir şeye ikna etme, inandırma ve sürükleme amacına hizmet eden, kesintisiz sürdürülen, uzun süreli bir çalışmadır” şeklinde bir tanımı mevcut. Propagandayı; “insanları, yokluğunda davranmayacakları bir davranışa sevk etme çabası, ya da sanatıdır” şeklinde tanımlayanlar da bulunuyor.
 
 
Unsurları  
 
Propaganda; özelliği itibariyle kaynak, propagandist, kitle, zaman ve araçlar olmak üzere beş unsuru içerir.
 
Propaganda Bilgi veya İnanç ya da Düşünceye Dayanır
 
Propagandanın var olabilmesi için; her şeyden önce, insanların ikna olacağı, inanacağı, peşinden koşacağı bilgi-inanç-düşünce-doktrin-ideoloji gibi bir kaynağın olması gerekir. En basitinden, anlatacağınız bir hikâyeniz olmalıdır. Bu yoksa propaganda da yoktur.
 
 
Seçime katılan partilerin hikâyesi nedir?
 
AKP’nin; temelde CHP karşıtlığına dayalı propaganda çalışması,İYİ Parti ve SP’nin seçime katılmaya hak kazanması ile boşa çıktı. Bunu; telafi etmek için de, emekliye yılda 2 kere 1.000 TL ikramiye, emlak ve stok vergi affı gibi, geniş bir kitlede karşılık bulabilecek enstrümanlara başvurdu.
 
AKP; 2002’den bu yana, propaganda da; temelde CHP karşıtlığı olmak üzere, zaman-şartlar dâhilinde, 3 Y’den (yolsuzluk-yoksulluk-yasaklar)  yola çıkarak, din ve vicdan hürriyetinden askeri vesayete, demokratik açılımdan milliyetçiliğe, ekonomik istikrardan siyasi istikrara kadar her türlü enstrümanı kullandı.
 
Yorgun, bıkkın bir ruh hali var. “Tamam mı, devam mı?” ifadesi de bu ruh halini ifade ediyor.  
 
İlgi çeken, inandırıcı yeni bir hikâyesi yok.
 
Herkesçe bilinen, icraatı ile çelişen eski sözlerini tekrar ediyor, zorlandığında da “biz gidersek ekonomik istikrarsızlık gelir” diyor. Bu da; AKP’nin fazlaca dile getirmediği, kullandığı ve kullanacağı son enstrümandır.
 
CHP; Ankara-İstanbul “Adalet Yürüyüşü”, İYİ Parti’nin grup kurması için verdiği 15 milletvekili desteği ile puan kazandı.
 
Propaganda çalışması; temelde, AKP karşıtlığına dayanıyor. Adalet kavramı dışında, toplumda iz bırakan bir enstrümanı yok. AKP ile karşı karşıya kalmak ise kitlesini en çok düşündüren olaydır.
 
MHP’nin; yıllardır kullandığı, PKK ve AKP karşıtlığı enstrümanı boşa çıktı. Bugün ise; “ülke ve millet bekası” gibi, fazlaca anlaşılamayan bir enstrümanı kullanıyor.
 
İYİ Parti; siyaset dengesini değiştiren, umut ve cesaret veren, yeni-dinamik-yıpranmamış görüntüsü ile propaganda da en avantajlı parti konumunda. “Cesaret, Cesaret, Başaracağız…” sloganının yakıştığı bir parti. 
 
MHP içindeki muhalefet hareketinden doğan, partileşmeye varan; milli ortak payda ile merkez sağ-sol için çekim alanı olan, mücadeleyle geçen bir hikâyesi var. Ancak, bu; görsel-sosyal medyada, görüntü-ses efektler eşliğindeki anlatıma, toplumda karşılığı olan sorun-çareden söz-slogan ile söz eden tamamlamaya ihtiyaç duyuyor.   
 
 
Siyaset ve Propaganda
 
Siyaset ile propaganda arasında bir paralellik vardır. Haliyle siyaset hedef-strateji-taktiğindeki değişiklik, propaganda da değişikliğe yol açar. 
 
      
İdeolog ve Propagandist
                                          
Propaganda da ideolog ve propagandist olmak üzere ikili bir uzman kadro vardır. İdeolog; propagandanın teorisyeni (strateji-taktiklerini belirleyen), propagandist ise pratisyenidir (uygulamaya koyan).
 
 
Teşkilatlanma
 
Alt kadro olmadan; yaygın propaganda yapmak, seçim kampanyasını yürütmek mümkün değildir. En azından; 174.456 seçim sandığı için, 174.456 kişiyi bulmak gerekir. Bu da; dernek-vakıf-sendika-oda-birlik gibi sosyal kurumsal desteğin zayıf olduğu ülkemizde, siyasi partilerin yaygın bir teşkilatlanmaya gitmesini gerekli kılar.
 
 
Partizan ve Sempatizan
 

İster ılımlı, ister radikal olsun; her partinin, oranı değişmekle birlikte bir partizan ile sempatizan kesimi vardır.
 
Partizanlar; aktif,  sempatizanlar ise pasif kesimini oluşturur. Haliyle propaganda da partizanlar; aktif, sempatizanlar ise pasif bir oyuncu konumundadır. Bununla birlikte; bazen, sempatizan konumunda olan düşünür-ünlü sporcu-yazar-sanatçı-kanaat önderi, partizan kadronun yapamadığını yapar, partiye büyük bir taraftar kazandırır.
 
Neden?
 
Her toplumda; kendisine büyük sevgi-saygı duyulan, düşünür-sporcu-yazar-sanatçı-kanaat önderi gibi kişiler vardır. İnsanlar; örnek olarak aldığı bu kişileri taklit ettikleri gibi, bunlardan istek ve şikâyetlerini de dile getirmesini beklerler. Bunların; söz-tutum-davranışının, toplumda karşılık bulmasının nedeni de budur.
 
Propagandistin Kimliğini Gizlemesi
 
Propagandacı; tanınmadığı bir ortamda kimliğini gizler, bu da O’nun ikna ve inandırıcılığına güç katar.
Propagandist Bencildir
Propagandacı; iyi niyetli olsa da, O’nun için başkasının zarar görmesi önemli değildir. Önemli olan şey ise amaca ulaşmadır.
 
Propagandistin Amacı Gizli Olabilir 
 
Propagandacının; gerçekler apaçık ortada iken, herkesin hoşuna gideceği güzel sözler söylemesi, gerçeklerin üstünü örtmeye çalışması amacının gizli olduğunu gösterir. Terörle mücadelenin zirve yaptığı bir ortamda barış havariliği yapmak, mali sıkıntıları gizlemek için pembe tablolar ortaya koymak, buna örnek teşkil eder. 
 
       
Kitle
 
Propagandanın hedefi, toplumun gelişmişlik düzeyine göre; birey,  gençlik, kadın, sosyal medya takipçisi, iş bölümüne dayalı sosyal kesimler (İşçi-işveren, köylü, esnaf, serbest meslek erbabı) olabileceği gibi,  cemaat-tarikat-klan-aşiret v.b. kesimler, ya da toplumun tümü de olabilir.
 
Hiçbir Parti “Herkesin Partisi” Olamaz
 
Her düşünce; karşıt bir düşünceyi doğurur, bir düşüncenin yanında yer alanlar olduğu gibi, bunun karşısında duranlar da vardır. Önemli olan ise bir düşüncenin çoğunluk tarafından kabulüdür.
 
Özellik Analizi
 
Hedef alınan kitlenin; eğitim-kültür seviyesi, algılama gücü, inancı, gelir durumu, alışkanlıkları, tutum-davranışları, his-heyecanı, şikâyet ve beklentileri bilinmeden etkin ve verimli bir propaganda yapılamaz.
 
Bir Mala Talep Yoksa O Mal Sunulamaz
 
Bir mal veya hizmetin; arz edilebilmesi için, o mal ya da hizmete bir talebin olması gerekir. Her şeyin alıcısı vardır, ancak bu meşakkatli ve maliyetli bir iştir. Aynı zamanda, uzun bir zamanı da gerektirir. Bunun için, her siyasi hareket; kendisine ihtiyaç duyan kesim-bölgeyi hedef alır, burada yoğunlaşarak çevreye yayılır.
 
 
Propaganda Propagandadır
 
Propagandanın; beyazı, karası, grisi olmaz; zira propaganda, propagandadır.
 
Bir şeyden ne kadar çok söz edilirse, o şey o kadar çok bilinir.
 
Önemli olan; bir şeyden olumlu ya da olumsuz yönde söz etmek değil, söz edilmektir.
 
Batı Tipi Propaganda
 
İşbölümüne dayalı sosyal yapının güçlü olduğu, yurttaş bilincinin oluştuğu, birey iradesinin öne çıktığı toplumlarda; sivil toplum örgütleri ile sosyal kesimleri temsil eden kurumların, çıkar-hak ve şikâyetleri önemlidir. Bunu dikkate almayan partiler; ne var olabilir, ne de gelişebilir.
 
Ortadoğu Tipi Propaganda
 
İşbölümüne dayalı sosyal yapının zayıf olduğu, yurttaş bilinci ile bireysel iradenin gelişmediği ve ikili bir sosyal yapının bulunduğu toplumlarda ise; hemşeri-aile-aşiret-etnik-tarikat ve cemaat bağları önemlidir.
 
Burada; pragmatik-popülist liderler, kanaat önderleri, aşiret reisleri, feodal beyler ve para babaları öne çıkar. İnsanlar; ya bunlara bakarak, ya da esen siyasi rüzgâra göre bir tutum-davranış sergiler.
 
Propaganda Taraftar Kazanmaktır
 
Nasıl ki spor kulüplerinin, vakıf ve derneklerin taraftarı varsa; partilerin de taraftarı vardır. Bu nedenle; siyasi propaganda, esas olarak partiye taraftar kazandırmaktır.
 
Taraftara İnandığı Dışında Hiçbir Şey Kabul Ettirilemez
 
“Ben şu partidenim” diyen bir kişiyi; ikna etmeye çalışmak, boşuna gayrettir.
 
Zira taraftardan; olağanüstü olaylar dışında, yeni bir şeyi kabul etmesi beklenemez.
 
Gençler ve Kadınlar Değişime Açıktır
 
Orta yaş ve üstü erkekler; risk almaktan çekinir, bunun için alışkın olduğu tutum-davranışı sürdürme eğilimindedir.
 
Gençler ve kadınlarda ise his-heyecan öne çıkar, bu da onların yenilik ve değişime açık olmasını sağlar. Bunun için; her zaman ve öncelikle, propagandanın hedef kitlesi konumundadır.
 
Küskünler ve Mutsuzların Umudu Olmak
 
Küskünler ve mutsuzlar, muhalefetin kolaylıkla kazanabileceği bir kitledir.
 
Halka Rağmen Siyaset Yapılamaz
 
Propaganda da karşı alınacak olan; kitle-kitleler değil, kişi ya da kişilerdir. Kitlelerin istek ve şikâyetine sahip çıkmayan bir siyasi hareket; taraftar kazanamayacağı gibi, bunda ısrarlı olan lideri de taraftarı nezdinde itibar kaybeder.
 
Güç Birliğine Gitmek
 
Ortak endişe ve amaçlar, güç birliğini doğurur. Burada; önemli olan ise, bundan kazançlı çıkmaktır.
 
Muhalefetin Rakibi İktidardır
 
İktidarı hedefleyen bir partinin, rakibi iktidardır. Farklılığını ortaya koyamayan, iktidarı destekleyen, ya da iktidara destek verdiği algı- imajını veren bir parti; muhalefet ve taraftarı nezdinde itibarını kaybeder, iktidar çevresine de yararlanamaz. Çünkü insanlar, “önde giden ve güçlüden yanadır. Taklidini değil, orijinalini tercih eder”.
 
Yerini Doldurmak
 
Bir parti, yerini dolduramazsa; benzer başka bir parti, bu kulvarda hayat bulur ve gelişir. Bu; ideolojik partiler için geçerli olduğu gibi, merkez partiler için de geçerlidir.  
 
Vakıflar Toplumla Olan Bütünleşmeyi Sağlar
 
Propaganda da; taraftar kazanmak kadar, taraftarı kaybetmemek de önemlidir. Eğitim-sağlık-sosyal yardımlaşma amacıyla kurulan vakıflar; bu amaca hizmet ettiği gibi, siyasi hareketin kitleleşmesini de sağlar.
 
Zaman
 
Siyasi propaganda; seçim döneminde öne çıksa da, belli dönem ile sınırlı değil, sürekli ve kesintisiz sürdürülen bir çalışmadır.
 
Yayın Araçları
 
Etkin ve verimli bir propagandanın yapılabilmesi için; her şeyden önce, iyi yetişmiş personel kadrosu-güçlü yayın araçlarının olması gerekir.
 
Görsel Medya
 
Görsel medya; ekonomik-sosyal-kültürel-siyasi operasyonlarda, kullanılan yayın araçlarının başında geliyor. Bunun için; günümüz dünyasında, en etkili yayın aracı konumunda. Uluslararası alanda geniş izleyici topluluğu bulunan televizyon kanallarının, ideolog-sosyolog-psikolog gibi bir kadroya yer vermesinin nedeni de budur.
 
Hele kitap, gazete ve dergi okuyucusunun düşük olduğu ülkemizde; görsel medyanın, daha da öne çıktığı bir gerçektir.
 
Neden?
 
Bunun, iki nedeni vardır.
 
Birincisi; okuma alışkanlığı olmayan, eğitim ve kültür seviyesi düşük olan ülkemizde; görsel medya, halkın hem günlük olayları takip ettiği,  hem de önemli bir eğlence aracıdır.
 
İkincisi ise, duymak ve görmek; okumaktan hem kolay, hem de rahat- anlaşılır bir özellik taşır.
 
Sosyal Medya
 
Arap Baharı-Gezi Parkı-Ukrayna eylemleri dikkate alındığında;  özellikle gençlik ile eğitimli kesimlerin takipçisi olduğu sosyal medyanın, önemli bir propaganda aracına dönüştüğü anlaşılıyor.
 
Sosyal medya takipçilerinin; genelde, toplumdan farklı bir his- heyecan ile kültür ve düşünceye sahip olduğu, marka-müzik-sanat grupları oluşturduğu, bunları popüler kıldığı görülüyor.
 
Sosyal medyada; taraftar kazanmak, öyle kolay bir iş değildir. Sosyal-psikolojik yaklaşım ile bir kadro çalışmasını gerekli kılar.    
 
İnsanlar İçin Genelde “Beyaz ya da Siyah” Vardır
 
İnsanlar, genel olarak; okuduklarına, duyduklarına ve gördüklerine ya inanırlar ya da inanmazlar. Düşünen, akıl ve mantık yürüterek analiz yapanlar ise azınlıktadır.
 
Alana İnmek
 
Alandaki atmosfer, görsel ve sosyal medyadaki teveccühün ispatıdır.
 
İstediğiniz kadar görsel ve sosyal medyada boy gösterin; sokakta-çarşıda-pazarda yoksanız, vatandaş nezdinde de yoksunuz. Çünkü İnsanlar, önde giden ve güçlü olanın delilini alanda arar.
 
Yürüyüş ve Mitingler Bir Şovdur
 
Yürüyüş ve mitingler; halkın his ve heyecanını, istek ile şikâyetini açığa vurduğu ortamlardır. Bunun, bu amaca yönelik olması ve buna hizmet etmesi esastır. Bu da; biri disiplin, diğeri de görkemli meydan düzeni olmak üzere iki çalışmayı gerekli kılar.
 
Yürüyüş ve Miting Disiplini
 
Yürüyüş ve miting; buna öncülük eden, bir kadro tarafından düzenlenir. Adına “ne denirse” densin; öncü bir kadro olmadan, yürüyüş ve miting yapılamaz.
 
Yürüyüş ve mitingin, bir disiplin içinde yapılması esastır. Bu da bir yönetim ile kontrol ve güvenliği gerektirir.
 
Yürüyüş ve mitingi düzenleyen kadro, kitleye hâkim bir pozisyonda olmalıdır. Aksi halde, kitleye yön ve şekil veremez. Konu ile alakasız- anlamsız sloganlar,-bez afişler ortaya çıkar. Yürüyüş ve miting; uyum ile estetikten yoksun bir şekle dönüşerek, provokatörlerin açık hedefi haline gelir.
 
Meydan Düzenlemesi
 
Meydan çerçevelemesi ve süslemesi; meydanın kare, dikdörtgen ve daire şeklinde olmasına göre yapılır. Dikdörtgen şeklindeki bir çerçeveleme, meydana derinlik kazandırır.
 
Meydan çerçevelemesinin; büyük bayraklarla yapılması, bayrak boylarının önden arkaya doğru uzaması, bez afişlerin yan-arkalarda yer alması, renklerin bir uyum içinde kullanılması, görüntüyü estetik ve etkili kılar.
 
Pankart-sloganlardaki sözler, bir düşünceyi veya karşıtlığı ya da desteği yansıtan kısa-öz ve vurgulu sözcüklerden oluşmalı; birbiri ile uyumlu, tamamlayıcı bir özellikte olmalıdır.   
Mitingi düzenleyen kadro, bu orkestrayı yönetecek bir konumda yerini almalıdır.
 
Farklı boy ve renklerde bayrak ile pankartların iç içe olduğu, pankartların anlamsız ve alakasız sözler içerdiği, kitle uyum ve disiplininden yoksun bir şekilde herkesin nağra atar gibi bağırıp-çağırdığı bir ortamda; görüntü ve ses kirliliği vardır. Bu da kitleyi huzursuz eder ve kaçırtır.
 
Görkemli Yürüyüş ve Mitingler
 
Küçük yürüyüş ve mitingler, görkemli bir mitingin adeta provasıdır. Zira küçük yürüyüş ve miting yapmadan, görkemli bir miting yapmak zor bir iştir.
 
Aktivite
 
İnsanlar, doğal olarak beklemeyi sevmez. Konuşmacıyı beklemek, kitleyi heyecanlandırdığı gibi huzursuz da eder. Bunun için meşgul olacağı bir konu arar. Bu da kitlenin dağılmasına yol açar. Müzik-marş ve sloganlar ise kitleye his ve heyecan vererek toplanmasını sağlar.
 
Yeni Bir Şey
 
“İnsan, kırk gün baklava yese bıkar” diye bir söz vardır. Yıllarca sürekli tekrar edilen müzik-marş ve sloganlar, istenilen his-heyecanı veremez. Bunun, yenisi ile takviye edilmesi gerekir. Çünkü insanlar; sürekli olarak, aynı şeyi duymaktan bıkar.
 
Tek Bir Slogan
 
Başarılı seçim kampanyasında; kampanya boyunca, baştan sona kadar tekrar edilen, tek bir sloganın etkili olduğu görülüyor. Öyle ki “Yeter, Tamam, Devam” gibi bir söz, her sorunun cevabı olur.
 
Neden?
 
Toplumun; büyük bir kısmının, zekâ seviyesi orta derecededir. Bunun; yanı sıra, akılda kalan çok az şey vardır. Ayrıca; bir şeyin, bilinçaltında yer etmesi de önemlidir.
 
Renklerin Dili
 
Her renk; insanda, farklı bir his ve heyecan uyandırır. Örneğin, kırmızı; dinamizmi, beyaz; temizliği, siyah; asaleti, mavi; huzuru, lacivert; otoriteyi, mor; ihtişamı ifade eder. Ayrıca; bunun, ideolojik bir anlamı da vardır.  
         
Hitabet
 
Konuşmacının; kısa-basit-can alıcı-vurgulu cümleler kurması, sık-sık kitleyi bu şova dâhil etmesi, yükselen ses tonu ile akıcı ve sürükleyici bir konuşma yapması, vücut dili ile de bunu tasdik etmesi gereklidir.
 
Niçin?
 
Böyle bir ortamda, konuşmacı; orkestra şefi, görevliler; koro ve orkestra, halk ise; iştirakçi konumundadır.
 
Saç ve sakal tıraşı, kılık ile kıyafeti de; kişiliğini, düşüncesini, his ve heyecanını yansıtan bir özellikte olmalıdır.  
 
Konuşmacının uzun cümle kurması, akademik dili tercih etmesi, his-heyecanına koro ve katılımcıyı dâhil etmemesi, kitleyi baskı altında tutması, aynı tonda uzayıp giden bir konuşma yapması, gereksiz yerde vurgu ile vücut diline başvurması; kitlenin sıkılmasına, konuşma başlar-başlamaz dağılmasına yol açar.
 
Hitabet Bir Hazırlık ve Çalışmayı Gerektirir
 
Hitabet, iyi hazırlanmış bir metin ile bir provayı gerekli kılar.
Konuşmacının, hitabet öncesinde; uzman bir ekibin desteğinde, ses ve ayna gibi donanımın bulunduğu bir ortamda, metni tekrar-tekrar dile getirmesi gereklidir. Bu hazırlık ve çalışma olmadan, iyi bir hitabet ortaya konamaz. Haliyle; “iyi bir hatibin”, aynı zamanda “iyi bir aktör” olduğu da unutulmamalıdır.

Kısaca; bunlar, propagandanın alanı ve kanunlarıdır.
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.