Yeni Dünya Düzeni -29-

 

31 Mart 1975’te, Demirel; Necmettin Erbakan-Turhan Feyzioğlu ve Alparslan Türkeş’in başbakan yardımcısı olduğu, AP’den; 19,  MSP’den; 8, CGP’den; 3, MHP’den; 1, bağımsız; 2 bakanın içinde yer aldığı, AP-MSP-CGP-MHP Koalisyon Hükümeti’ni kurdu.

Haliyle bu hükümet; o güne kadar kurulan hükümetler içinde, en çok bakanı içeren bir hükümet oldu. Buna; “IV. Demirel Hükümeti” dendiği gibi, “Milliyetçi Cephe Hükümeti” de dendi. 12 Nisan’da, güvenoyu alarak da göreve başladı.

Lübnan İç Savaşı’nın Başlaması  

13 Nisan 1975’te, Beyrut’ta; dört Hırıstiyan Falanjiste karşılık, 27 Filistinlinin öldürülmesi ile Lübnan İç Savaşı başladı. Bu kaos ortamı; aynı zamanda, birçok Ermeni terör grubunu doğurdu. Beyrut’u eylem alanı olarak seçen Ermeni terör grupları; Türk kişi ve kurumlarına karşı ard arda saldırıya girişti, THY’nin Beyrut’taki bürosu ardından; 20 Nisan’da, Türkiye’nin Beyrut basın danışmanının otomobili bombalandı.  

ABD’nin Yeni Hükümete Anlamlı Mesajı   

16 Nisan 1975’te, ABD Temsilciler Meclisi; 24 Nisan tarihini, Ermenilere karşı işlenen, “İnsanlık Dışı Suçları Anma Günü” olarak kabul etti. Bu da; ABD’nin “Yeni Hükümete” sıcak bakmadığını gösteren anlamlı bir mesajdı.  

Demirel’e Yumruklu Saldırı   

13 Mayıs 1975 günü, saat 14.20’de; bakanlar kurulu toplantısı sonrasında, başbakanlık binasının ikinci katındaki koridorda yürüyen Demirel, bir grup ziyaretçi ile karşılaştı. Ancak; bir anda, grup içinde yer alan “Vedat Önsel” adlı kişinin, yumruklu saldırısına maruz kaldı, başından ve burnundan yara aldı. Tutuklanan Vedat Önsel’in, CHP’li olduğu iddia edildi ise de; bu iddia, boşa çıktı; kayıtlara, “akıl hastası” olarak geçti.

Solda Farklı Parti ve Grupların Ortaya Çıkmaya Başlaması   

Behice Boran; Türkiye İşçi Partisi’ni (TİP), Mehmet Ali Aybar; Sosyalist Parti’yi (SP), Mihri Belli; Türkiye Emekçi Partisi’ni (TEP) kurdu. Moskovacı, bağımsızlıkçı sol partilerin yanı sıra, bu kulvarlar ile Pekinci kulvarda yeni yeni gruplar ortaya çıkmaya başladı.  

Siyasi Kürtçüler ve Diyarbakır Olayları

24 Haziran 1975’te, MHP’nin Diyarbakır’da düzenlediği miting; Türk Solu dışında bir örgütlenmeye giden, “Özgürlük Yolu, Rızgari, Kawa” gibi siyasi Kürtçülerin başını çektiği grupların saldırısı ile engellenmek istendi.

Atatürk Meydanı’nda megafonla konuşmak zorunda kalan Alparslan Türkeş, devam eden olaylar nedeni ile kısa bir konuşma yaptı.

Çıkan olaylarda ise; biri asker, üç kişi hayatını kaybetti, 46 kişi yaralandı.

ABD İle İlişkilerin Gerginleşmesi  

Türkiye’ye silah ambargosu uygulayan ABD; Cunta Yönetimi döneminde, Yunanistan’a kestiği askeri yardımı tekrar başlattı. Bunu bir fırsat olarak gören Türkiye de silah ambargosunun kaldırılmasını istedi. Ancak; “ret” cevabı aldı. Bunun sonucu olarak; “ortak savunma üsleri anlaşmasının geçersiz olduğunu, İncirlik Hava Üssü dışındaki tüm üslere ise Türk bayrağı çekileceğini” bildirdi.

İncirlik Hava Üssü dışındaki tüm üslere el kondu, Kıbrıs Türk Federe Devleti topraklarındaki üç ABD haber alma tesisi kapatıldı, SSCB ile helikopter alımına girişildi, Libya’dan 7 adet F-5 tipi Amerikan savaş uçağı satın alındı.

Kamboçya’da; Pol Pot liderliğindeki Kızıl Kmer’lerin başkent Phonom Penh’i ele geçirmesi, Kuzey Vietnam birliklerinin; Saygon’da Bağımsızlık Sarayı’na girerek Vietnam Savaşı’nı bitirmesinin ABD’de yarattığı hüsran ise hükümeti cesaretlendiren olaylardı.    

ABD’nin Silah Ambargosunu Yumuşatması

2 Ekim 1975’te; ABD, Türkiye’ye uyguladığı silah ambargosunu kısmen kaldırdı. Ancak, bunu; peşin ödeme, Kıbrıs’ta kullanmama, afyon ekimi yasağının sürmesi şartlarına bağladı.

Devlet Güvenlik Mahkemesi Kanunu’nun İptali    

11 Ekim 1975’te; Anayasa Mahkemesi, Devlet Güvenlik Mahkemesi Kuruluş Kanunu’nu, Anayasa’ya aykırı bularak iptal etti. Bu; anarşi ve terör peşinde koşanlar ile Türkiye’de sosyal huzursuzluk isteyen iç-dış odakları sevindiren bir olaydı.  

“ASALA” Adlı Ermeni Terör Örgütünün Ortaya Çıkışı   

22 Ekim 1975’te; Türkiye’nin Viyana Büyükelçisi Daniş Tunalıgil, elçiliği basan üç Ermeni tarafından, odasında tabanca ile vurularak öldürüldü.

24 Ekim 1975’te; Türkiye’nin Paris Büyükelçisi İsmail Erez, otomobili ile elçiliğe dönerken, makineli tüfekle tarandı, Erez ve şoförü Talip Yener hayatını kaybetti.

Her iki olayı ise Ermenistan’ın Kurtuluşu için Ermeni Gizli Ordusu (ASALA) üstlendi. Bu; “ASALA” adlı Ermeni terör örgütün, Türk diplomatları ile Türk kişi ve kuruluşlarına karşı başlayan, sürekli hale gelerek yoğunlaşan, adeta Türkiye’yi tehdit eden saldırılarının ilk ikisi oldu. 

ASALA Kimdir?

ASALA; 20 Ocak 1975’te, birkaç Lübnanlı Ermeni tarafından, Lübnan’ın Bekaa Vadisi’nde kuruldu.

Kurucusu ve lideri, Agop Agopyan-Agop Tarakçıyan’dır. Her ikisinin de gerçek adı ve geçmişi bilinmiyor. Bilinen tek özelliği ise Lübnanlı Ermeni olduğudur.

Görüşü, Milliyetçi Sol. Ermeni milliyetçisi, Moskovacı kulvarda Marksist-Leninist bir çizgide. Tabi ki bu, kuruluş dönemi ile ilgili.

Amacı; Türkiye’ye sözde Ermeni soykırımını kabul ettirmek, Türkiye’yi tazminat ödemeye ve toprak vermeye mahkûm etmek, Kars-Ardahan-  Ermenistan topraklarında birleşmiş-demokratik-sosyalist bir Ermenistan kurmak.  

Stratejisi; silahlı eylemle, amacını Türkiye’ye kabul ettirmeyi hedefledi.  

Örgüt Yapısı

Gizliliğe önem veren Örgüt; siyasi ve askeri olmak üzere iki kanatta, tepede; Lübnan Merkez Komitesi, altında; sırasıyla ülke ve bölge komitesi ile 2-4 kişilik hücreler halinde, piramit şeklinde bir örgütlenmeye gitti. Kendisini sıkıştıran ülkelere gözdağı vermek için de paravan örgütler inşa etti.

Finansman Kaynağı

Destek veren ülkeler dışında, uyuşturucu ticareti ve Ermeni Kilisesi ile Ermeni işadamlarının bağışından oluştu.

Doğuşu ve Gelişmesinin Nedeni    

Doğuşu ve gelişmesinde, Lübnan İç Savaşı ile Filistin Kurtuluş Örgütü’nün (FKÖ) önemli bir yeri var.

Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) İle İlişkisi

Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) çatısı altında, Marksist-Leninist Dr. George Habaş’ın kurduğu Filistin Halk Kurtuluş Cephesi (FHKC) yanında yer aldı.

Suriye yanlısı Filistin Halk Kurtuluş Cephesi’nin (FHKC); tüm eğitim-lojistik-silah mühimmat imkânından istifade etti. Haliyle Filistinli gruplar arasında çıkan çatışmada, FHKC’ye destek verdi, bunların birinde ise Agop Agopyan yaralandı.

1982’de; Suriye’deki kolunun, Ebu Nidal’ın “Kara Haziran” ve George Habaş’ın radikal grupları ile ortak eyleme girişmesi; Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) lideri Yaser Arafat’ı kızdırdı, haliyle El Fetih’in hedefi haline geldi.

Suriye İle İlişkisi

Suriye ile içli dışlı oldu, FKÖ’nün çatısı altındaki Suriye yanlısı Filistinli örgütlerin yanında yer aldı.

1982’de; Suriye, İsrail’in Lübnan’ı işgal etmesinden önce, Lübnan’dan gönderdiği 950 militanı için ilk güvenli yerleşim ve transfer alanı oldu.

Sovyetler İle İlişkisi

Militanları; Filistin Halk Kurtuluş Cephesi’ne (FHKC) hizmet veren KGB, Sovyet askeri istihbarat örgütü (GRU) ve Suriye istihbaratı (El Muhaberat) kadrosundan eğitim aldı.   

Fransa İle İlişkisi

Fransa; gözetim altında, serbest alan tanıdı, Kamu güvenliği ve çıkarına zarar vermediği müddetçe müdahil olmadı.

Türkiyeli Marksist-Leninist ve Bölücü Örgütler İle İlişkisi

İllegal Türkiye Komünist Partisi (TKP), bölücü DDKD, Roje Welat, Türkiye Demokratik Haklar Savunma Komitesi (CDDRT), Kürt Milli Kurtuluş Örgütü (KNLO) gibi örgütler ile ilişki kurdu.

Garbis Altınoğlu’nun; TKP/ML’nin teorisyen ve genel sekreteri oluşu, Armanek Bakırcıyan (Orhan Bakır) ve Manvel Demir ile Aziz Demirel’in TİKKO’da öne çıkışı ise bir ASALA bağlantısını akla getirdi.  

Çatı Örgütüne Dönüşmesi ve Güç Kazanması

1979 Paris Ermeni Konferansı sonucu; Fransa’daki Yeni Ermeni Direniş Örgütü’nün Kanada’daki Azad Havye, İngiltere’deki Gaitzer grupları ASALA’ya katıldı. ASALA; güç kazanırken, bünyesinde farklı ideoloji ve eylem anlayışına sahip grupları barındıran, bir çatı örgütüne dönüştü. Haliyle Agop Agopyan, Agop Tarakçıyan dışında; Ara Toranyan (Fransa Doğumlu, Türkiyeli Ermeni), Monte Melkonyan (ABD doğumlu, İranlı Ermeni), gibi iki isim de öne çıktı.

PKK İle İlişkisi

George Habaş’ın aracılığı ile 1979’da; Lübnan-Sayda, 1980’de; Lübnan Sidon kentinde PKK ile bir toplantı yaparak, Türkiye’ye karşı ortak eylem kararı aldı.

Yunanistan ve Kıbrıs Rum Kesimi İle İlişkisi  

Yunanistan ve Kıbrıs Rum Kesimi; “düşmanımın düşmanı, dostumdur” kuralından hareket ederek, Avrupa’da; Fransa ile birlikte örgüte en çok serbest alan sağlayan ülkelerden biri oldu. Aynı zamanda; 1982’de,  Lübnan’dan gelen militanlarına ev sahipliği yaptı.   

ABD ve İngiltere İle İlişkisi

ABD ve İngiltere; örgütü, taviz vermeyen Demirel ve Ecevit hükümetlerine karşı bir sopa gibi gördü. Eylemlerine ses çıkarmadı, tutum ve davranışı ile teşvik etti. Ancak; CIA ve MI6’nın, Sovyetlere yakın olan örgütte, çatı örgütüne dönüştüğü 1979’dan itibaren etkin hale geldiğini düşünüyorum.

İran İle İlişkisi

İran-Irak Savaşı’nda; İran’ın yanında yer aldı, karşılıklı menfaat ilişkisine girdi. Aynı zamanda; İran, 1982’de Lübnan’dan gönderdiği militanlarının yerleştiği yerlerden biri oldu.  

Türk Diplomat ve Kişi ile Kuruluşlarına Yönelik Eylemleri

ASALA ve Ermeni terör örgütleri; 1973-1984 arasında, çoğu Batı Avrupa’da olmak üzere, Kuzey Amerika-Asya ve Avustralya kıtasında, Türk Diplomat ve kişi ile kuruluşlarına yönelik 182 eylemi gerçekleştirdi, 34 diplomatımızı katlederken, birçok sivilin ölmesine ve yaralanmasına neden oldu.

Türkiye’deki Eylemleri

29 Mayıs 1977’de; İstanbul Yeşilköy Havalimanı ve Sirkeci Garı’na, patlayıcı madde atılması (4 ölü, 31 yaralı).

7 Ağustos 1982’de; Ankara Esenboğa Havaalanı’na, silahlı-bombalı saldırı ile katliama girişilmesi (3’ü emniyet görevlisi, 9 kişi öldü; 72 kişi yaralandı, Levon Ekmekçiyan isimli terörist ise yakalandı).

16 Haziran 1983’te; İstanbul Kapalı Çarşı’da, silahlı bir baskına girişilmesi ( 2 kişi öldü, 23 kişi yaralandı).

3 Eylül 1984’te; Topkapı Sarayı yakınında, bir araca bomba yerleştirilmesi,  bombanın erken patlaması sonucu da 2 Lübnanlı Ermeni’nin ölmesi.

ASALA’nın Karşı Eylemlerle Karşılaşması

7 Ağustos 1982 Ankara Esenboğa Havaalanı kanlı baskını ile 27 Ağustos 1982’de Kanada Askeri Ataşesi Kıdemli Hava Kurmay Albay Atilla Altıkat’nın öldürülmesi, bardağı taşıran damla oldu.

Cumhurbaşkanı Kenan Evren; bir açıklama yaparak, “ Bunu; Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı, açılmış bir savaş olarak gördüğünü, bu cinayetleri sona erdirmek için de gerekli önlemlerin alınacağını” söyledi. Bu da; Türk istihbaratının bir operasyonunu akla getirdi.   

27 Ağustos 1982 sonrasında, Örgüt militanları ile buna destek verenler;  Paris ve Marsilya’da bir dizi silahlı-bombalı eylemle karşılaştı, önde gelen bazı militanlarını kaybetti. Arabasına bomba konulan Monte Melkonyan ve Ara Toranyan, şans eseri kurtuldu. Karşı eylemler; Belçika, İsviçre ve Yunanistan’da da görüldü. Bu arada Abdullah Çatlı ve arkadaşlarının, ismi duyulmaya başlandı.

ASALA’da Bölünme

ASALA; 1983’te, bir bölünme yaşadı. ASALA lideri Agop Agopyan ile öteden beri farklı bir düşünceye sahip olan Monte Melkonyan ve Ara Toranyan; örgütten ayrıldı, ASALA İhtilalci Hareketi (ASALA-MR) adlı bir örgütü kurdu. Bu; aynı zamanda, ASALA ile ASALA-MR arasındaki silahlı çatışmayı da başlattı.

Orly Havaalanı Saldırısı ve Orly Katliamı        

15 Temmuz 1983’te; Orly Havaalanı’nın hareketli noktası olan güney garındaki THY bürosunda, çanta içine gizlenmiş plastik bir bomba patladı. Patlamada; ikisi Türk, dördü Fransız, biri Amerikalı, biri İsveçli olmak üzere sekiz kişi öldü; 28’i Türk, 55 kişi yaralandı.

Olayla ilgili olarak; Suriyeli Ermeni, Varujan Garabedyan yakalandı.

Sorgulamada; Garabedyan, ASALA’nın Fransız bölümü başkanı olduğunu söyledi ve suçunu itiraf etti. Haliyle bu olay; Fransa’nın, ASALA’dan koruma şemsiyesini çekmesine, destek veren diğer ülkelerin de; örgüt ile arasında mesafe koymasına neden oldu.

Örgütler Arası Çatışma    

15 Temmuz 1983’te, Monte Melkonyan’ın emri ile ASALA-MR militanları; ASALA’nın önde gelen liderlerinden Vikan Ayvazyan ve Haçik Hovaryan’ı, Lübnan’ın Bekaa Vadisi’nde öldürdü. Agop Agopyan’ın; buna, cevabı ise öldürenleri asmak oldu.

ASALA ve ASALA-MR’nin Çökertilmesi 

1985 sonrasında, Ermeni terör örgütlerinin eylemleri bir anda kesildi. Neden olarak da Türk istihbaratının operasyonları gösterildi.

Öyle ki Hiram Abas-Alaattin Çakıcı’nın başında bulunduğu vurucu bir timin; Lübnan’da hâkim konumda olan İsrail’in MOSSAD ile alan açması sonucu, Beyrut ve Bekaa Vadisi’nde operasyon yaptığı, operasyona El Fetih’in destek verdiği, Iraklı Türkmenlerin katıldığı, ASALA’nın Lübnan Merkez Komitesi ve önde gelen birçok militanının öldürüldüğü, bu tür operasyonların Fransa-Belçika-İsviçre ve Yunanistan’da da sürdürüldüğü söylendi. Ancak; bu, hiçbir zaman, resmi bir ağızdan doğrulanmadı.

ASALA Liderlerinin Sonu

Agop Tarakçıyan; 1981’de, kanserden öldü; ancak, ölüm nedeni şüpheli.

Agop Agopyan;  1988’de, Atina’da öldürüldü.

Ara Toranyan; 1984’te, Bekaa Vadisi’nde, çatışmada öldü.

Monte Melkonyan; 1985’te, Fransa’da tutuklandı. 1989’da, serbest bırakıldı. 1992-1993 Ermenistan-Azerbaycan Savaşı’na katıldı. Çatışmada, Azeri bir asker tarafından öldürüldü.

ASALA Operasyonunda Adı Geçenler

Hiram Abas; 1990’da, evinden çıkıp işe gitmek için otomobile bindiğinde, belediye işçisi kıyafeti giymiş kişilerin açtığı çapraz ateş ile öldü. Olayı, DEV-SOL üstlendi ise de; perde arkasında, Abdullah Çatlı ekibi tarafından öldürülüp betona gömüldüğü söylenen, Tarık Ümit’in olduğu ileri sürüldü.

Abdullah Çatlı; 1996’da, aslında ne olduğu bir sır olarak kalan, Susurluk kazasında hayatını kaybetti.

Alaattin Çakıcı; 1998’den bu yana hapiste. 

Türkiye-SSCB Yakınlaşmasının İki Eseri   

26 Aralık 1975’te; SSCB Başkanı Alexey Kosygin ve 40 kişilik bir heyet, Sovyet kredisi ile yatırımı gerçekleşen, Seydişehir Entegre Alüminyum Tesisleri ve İskenderun Demir Çelik Fabrikaları’nın açılışında bulunmak üzere, Türkiye’ye geldi ve açılış töreninde bulundu.

Yahya Demirel’in Hayali Mobilya İhracatı

 

Not; Devamı, “Yeni Dünya Düzeni "30"da

Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.