Cumhuriyet Döneminin İktisadî Arayışlar Tarihi – X

“Türkiye’nin tatbik ettiği devletçilik sosyalizm nazariyatçılarının ileri sürdükleri fikirlerden tercüme edilmiş bir sistem değildir. Bu, Türkiye’nin ihtiyaçlarından doğmuş bir sistemdir”

Sanayileşmede Devlet Kapitalizmine Kayış’ ara başlığında 1929 Dünya Ekonomik Buhranının Türkiye’deki yeni politika arayışlarına etkisini irdeleyen Yazar, 1930’da Fethi Okyar başkanlığında denenen Serbest Fırka’nın ülkenin siyasî hararetini ölçmek için kullanılan bir klinik termometre olduğu inancındadır. Ona göre yine aynı yıl hazırlanan ve hem Başbakanlık’a sunulan hem de Sanayi Kongresi’nde açıklanan “İktisadî Vaziyetimize Dair Rapor” doğrultusunda sanayileşmek için Devletin yatırım ve işletmecilik yapması fikri benimsenmeye başlanacaktır.
   
Osmanlı’nın 1830’lar ve 1840’larda yaptığı gibi devlet fabrikaları oluşturma fikrinin 1925’te önerilmesine rağmen TBMM’ce reddedildiğini fakat 1931’de hem CHP’nin parti programına girdiğini ve 1935’te yeniden şekillendirildiğini hem de 1937’de Anayasa’da Türk Devletinin temel niteliklerinden biri olarak ilan edildiğini söyleyen Tezel, 1947’de Devletçiliğin rafa kaldırılmasına ve sanayileşmede yeniden özel girişime ağırlık verilmesine rağmen 1980’li yıllara kadarki DP-AP-CHP iktidarlarında devlet sanayi kesiminin de özel teşebbüsler gibi büyüme gösterdiğinin altını çizmektedir.
 
Devletçiliğin tanımıyla ilgili yerli-yabancı yazarların görüş ayrılığına Atatürk’ün 1935’teki “Türkiye’nin tatbik ettiği devletçilik sosyalizm nazariyatçılarının ileri sürdükleri fikirlerden tercüme edilmiş bir sistem değildir. Bu, Türkiye’nin ihtiyaçlarından doğmuş bir sistemdir” sözüyle açıklık getirmeye çalışan Yazar, 1933-1937 arası Ekonomi Bakanlığı ve 1937-1939 arası Başbakanlık yapan Celal Bayar’ın “Bizim devletçiliğimiz ferdin teşebbüsünü destekleyen bir devletçiliktir” sözüyle de netlik kazandırma yolundadır.


 
 ‘Devletçilik ve Yönetici Kadroyla Yerli Varlıklı Sınıflar Arasındaki İlişkiler’ kısmında ise Y.Tezel, II.Dünya Savaşı sırasındaki tüccarların fırsatçılığı ve vurgunculuğunu çok keskin cümlelerle yeren İnönü’nün özellikle fiyatların birkaç kat yükselmesinden sonra iki olağanüstü uygulamayı devreye soktuğunu ve bunlardan birinin Varlık Vergisi (1942) diğerininse Çiftçiyi Topaklandırma Kanunu (1945) olduğunu aktarmaktadır. Bunlardan ilkiyle 463 milyon lira vergi toplanması bir yana İstanbul ve İzmir’deki gayrimüslim tâcir ve sanayicilerin gücünün kırılarak Müslüman-Türk işadamlarına alan açıldığını savunan Yazar, bunun varlıklı kesimlerle ilişkileri zedelemekle kalmayıp varlıklı Müslüman-Türkleri de ürküttüğünü öne sürmektedir.
 
Büyük arazi mülklerini kamulaştırmaya yönelik hükümler taşıyan Toprak Reformu Kanunu’nun ise ertesi yıl DP’nin kuruluşunda yer alacak olan Adnan Menderes, Fevzi L. Karaosmanoğlu ve Emin Sazak gibi büyük arazi sahibi milletvekillerince Meclis’te şiddetli muhalefetiyle karşılaştığına değinen Tezel, Cumhurbaşkanı İnönü’nün başta sert gitmesine rağmen zamanla varlıklı çevrelere ödün vererek Adana’nın büyük toprak ağalarından Cavit Oral’ı kanunu yürürlüğe koymakla görevli Tarım Bakanı olarak atamasının projeyi kadük kıldığını belirtmektedir.
 
Sanayi Sektöründeki Gelişmelerle İlgili Genel Gözlemler” başlığındaki sekizinci bölümde Yazarımız; sanayi sektöründe hâsıla ile istihdamın büyümesi ve işgücü verimliliğindeki değişmeler, sanayi sektöründeki yatırımlar, bazı mamûl mallar ile maden ürünlerinin ve elektirik enerjisi üretiminin gelişmesi, imalat sanayisinin yapısındaki değişmeleri ele almakta; 1923 – 1950 dönemindeki sanayileşmenin belirgin özelliği olarak da ‘ithal ikamesi’ni vurgulamaktadır. Ve “İthal ikamesi olmasaydı II.Dünya Savaşı’nı izleyen dönemlerde Türkiye dış satın alma gücünü büyük ölçüde yatırım ve ara malları ithalatına yöneltme olanağı bulamazdı” demektedir.
 
Hükümetin sanayileşme Politikası ve Kamu Kesimi Sanayi Programları” başlıklı dokuzuncu bölümdeki ‘Sanayi Kesiminde Özel Birikime Sağlanan Doğrudan Destekler’ dudak ısırtan türden.. 1913’ten beri geçerli olan Teşvik-i Sanayi Kanunu’nun 1927 yılında 15 yıl geçerli olmak üzere yenilendiğini bildiren Y. Tezel, kanunun tanıdığı kolaylıkları ise şöyle sıralıyordu:
 
  • Hazine arazilerinden 10 hektara kadar bedava arazi,
  • Özel telgraf ve telefon hattı yapanlara hem harç ve damga resmi olmaksızın izin hem de hatlar için bedava direk,
  • Ruhsat masrafları ve vergiden muafiyet,
  • Her türlü hammadde-âlet-yedek parçanın irsaliyesiz ve gümrüksüz taşınması,
  • Devlet demir ve deniz yollarında % 30 indirimli tarife,
  • Bakanlar Kurulunca şirketlere imalat değerlerinin % 10’u kadar pirim ödenmesi,
  • Kamuca satın almalarda ithal ürünlerden % 10 pahalı olsa bile tercih mecburiyeti,
  • 25 yıllığına bölgesel üretim tekeli ayrıcalığı.
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.