Başkanlık Sisteminin MRI’ı

03 Temmuz 2019 günlü Milli Gazete manşetten şöyle bir haber “Seçimlerden sonra hız kazanan sistem tartışmalarının yönü değişecek. Cumhurbaşkanlığı sisteminin mimarının ABD’li Mckinsey şirketi olduğu o

Cumhurbaşkanlığı sisteminin sözcüsü açıklıyor: “Sistemin emarını çekiyoruz.” Çekin bakalım ne çıkacak?  Hastalık, beynin neresinde, hangi mikrop, ne zamandan beri kuluçka dönemini tamamlamış, maraza dönüşmüş, görelim.
 
Bu MRI’ı AKP’nin üst düzey Doktorları çekerse sağlıklı olmaz. Çünkü sistemi daha ilk yılında tünele sokanlar kendileri. Bu emarın güvenilir olması için dışarıdan birisinin “yerli ve milli” sıvıyla çekmesi gerekir. AKP’nin sıvısı, teknisyen ve doktorları “yerli ve milli” olmadıkları için emarları bozuk olur.
 
Ayrıca AKP’lilerin Cumhurbaşkanlığı sistemindeki hastalıkları tam saptayabilmesi için üzerlerindeki “papaz elbiselerini” çıkarmaları gerekir. Emarcıların beyaz gömleklerinde USA yahut ABD markası varsa, boşuna umutlanmayın marazımız artar.
 
Biraz gerilere gidelim, oralardan bugünlere gelerek iddiamızı temellendirelim.


 
Bu AKP’nin ilk Akıncıları bu yola çıkmadan önce, Necmeddin Erbakan’ın partisinde iken, Amerika-İngiltere Seferleri yapmışlardı değil mi, İstanbul’da Musevi kökenli Siyonistlerle gizli görüşmeler yapmışlarve aldıkları start ile sahneye çıkmışlardı, öyle değil mi?
 
Bu AKP’nin Akıncılarından birisi ABD eski Dışişleri Bakanlarından birisiyle: “İki sayfa 9 maddelik GİZLİ bir anlaşma” yapmış, bir başkası ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesi’nde görev almış, Türkiye’nin Amerikan tarzı bir yönetim sistemiyle yönetilmesinin “daha iyi ve doğru” olacağını söylemişti, öyle değil mi?
 
Bu AKP’nin hukukçularından birisi, yeni Anayasa yapma görevini aldıktan sonra, Abant’ta, kamuoyundan habersiz bir Anayasa taslağı hazırlamış, o taslağı FETÖ Terör Örgütü’nün de bilgisine sunduktan sonra, Amerika’daki bazı mihraklara  “kontrol için” götürmüştü, bunu da unutmadınız, değil mi?
 
Size son bir bilgi daha vereyim:
 
03 Temmuz 2019 günlü Milli Gazete manşetten şöyle bir haber verdi:
 
“Seçimlerden sonra hız kazanan sistem tartışmalarının yönü değişecek. Cumhurbaşkanlığı sisteminin mimarının ABD’li Mckinsey şirketi olduğu ortaya çıktı.
 
HER TAŞIN ALTINDAN MCKINSEY ÇIKIYOR”
 
Haberin detayları var ve korkunç!
 
Daha korkunç ve ilginç olanı; Bu haber çıktığı günden beri, Cumhurbaşkanı, hükümet üyeleri ve AKP’nin üst düzey yöneticileri tarafından yalanlanmadı. “Sükût ikrardan gelir.”
 
Bunlar bir de “Yerli ve Milli” olmayı kimseye vermezler. Hayır, hayır! Siz ne yerlisiniz, ne milli. Siz her hal ve uygulamalarınızla gayr i millisiniz.
 
Öyleyse bunlar Amerikancıdır. Türkiye’deki Cumhurbaşkanlığı sisteminin emarını ne kadar çekerseniz çekin, raporundan Amerika ve emperyalizm çıkar.
 
Burada bir çift söz de MHP için söyleyelim. MHP sözde Türk milliyetçisi bir parti. MHP’nin mevcut yöneticileri, AKP’nin Amerika ve sömürgeci Batılılar ile flört ettiğini biliyorlar. Bahçeli ve çevresindekiler Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin Amerikan patentli olduğunu da biliyorlar. Bunu MHP’ye oy veren yurttaşlarımız da biliyor.
 
Durum bu iken Devlet Bahçeli ve çevresi niçin Amerika kaynaklı Cumhurbaşkanlığı sistemine geçmemiz için Erdoğan ve AKP’yi tahrik etti, bizi bu karanlık odaya tıktı? Bu sürecin neresinde Türk milliyetçiliği var? Bunu da düşünelim. Öyleyse bugünkü MHP yönetiminin milliyetçiliği Türk milliyetçiliği değildir, basbayağı ve alenen Amerikan milliyetçiliğidir.
 
MHP’li dostlarıma bir çağrım var: Ya Türk milliyetçisi olun, ya da Amerikan milliyetçisi!
 
Son bir söz: Atatürk padişahçı ve tek adamcı değil Cumhuriyetçi idi. Atatürk bir taraftan işgalcilerle savaş ederken bir taraftan da Parlamenter sisteme geçti. Bazı Atatürkçü çevrelerin, “Cumhurbaşkanlığı sistemi şimdilik dursun, düzlüğe çıkalım da sonra düşünelim” demeleri tarihi bir hata ve vebaldir. Tek adamcılık yaşadıkça diktatörlük yerleşir.
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.