BİN YILIN ÖNCÜSÜ ATATÜRK

BİN YILIN ÖNCÜSÜ ATATÜRK


 
            Atatürk için: “Son yüz yılın devlet adamı” diyorlar. Aslında Atatürk bizim için son yüz yılın değil, son bin yılın da adamıdır.
 
            Son bin yılda, Alparslan ve Fatih’in gösterdikleri başarılardan daha büyüğünü kazanmış, Atatürk gibi bir devlet adamı var mı? Yok.
 
            Alparslan ve Fatih, kurulu bir devletin sıkıntılarını gidermek, Anadolu’ya tam yerleşmek, Batı’dan gelen tehlikeleri yok etmek, Anadolu’da güven içinde yaşamamız için başarılar kazanmışlardı. Bu iki deha bizi 1919’a kadar getirdi. Ya Atatürk?
 
            Atatürk bizi vatansız, devletsiz ve milletsiz kalmaktan kurtardı; elden çıkan vatanı geri aldı, T.C.’ini kurdu, Türklere kimlik kazandırdı. Atatürk’ün bu deha ve başarılarını düşünürsek, Alparslan ve Fatih’i de aşan bir önder ve devlet adamı olduğunu anlarız. Bu yönleriyle Atatürk son bin yılın ve hatta daha fazlasının Türk devlet adamıdır.
 
            Bu yüzdendir ki dört tarafımızdaki düşmanlar Atatürk’ü sevmezler, mirasına düşmanlar. Bu yüzdendir ki, “mazlum” halklar, gerilik ve kölelik hayatını yaşayan uluslar bugün Atatürk’ü örnek alıyorlar. Atatürk bu iken, bir de kendi içimizdeki Atatürk tartışmalarına bakalım:
 
            1-Türkiye’de, Atatürk’ün dehasını, büyük devlet adamlığını ve devrimlerini beğenen ve savunanlar var. Halk arasında bunlara; “Atatürkçüler, Kemalistler, Cumhuriyetçiler” deniyor, bunlar kendilerini böyle tanımlıyorlar. Atatürk ve ilkelerine karşı yapılan düşmanlıkların zirveye ulaştığı şu yıllarda Atatürk’ü beğenmek ve savunmak ne olursa olsun bir cesarettir, erdemdir, ayrıcalıktır. Bence bu kişi ve kesimler Atatürk’ü az tanıma, Atatürk adına çeşitli hesaplar yapma, kendi kendileriyle uğraşma, slogan ve Atatürk rozetçiliği yapma gibi eksikliklere sahipler. Bu eksiklikleri görüp gidermeden, Atatürk’ün “Tam bağımsızlık, akılcılık ve üreticilik” ilkelerini hayat haline getirmeden başarılı olamayız, sıkıntılarımız artarak sürer.
 
            2-Türkiye’de, açıktan açığa Atatürk karşıtları da var. Bunlar Atatürk’ün bağımsızlık, çağdaşlık, milli egemenlik, milliyetçilik, hürriyetçilik gibi özelliklerinin tümden hasmıdırlar. Bunların sömürge ve köle ruhludurlar, ilkel ve yobazdırlar, Arap ve Acem kafalıdırlar, soysuz ve milliyetsizdirler. Bunlar hiçbir zaman Atatürk’ü sevmezler ve sevemezler. Bunlarda hep gavur uşaklığı ve işbirlikçilik bulunur. Bunlar yanar-döner (iki yüzlü), ortama göre hareket eden, havaya göre ağzını açan, kutsalları sömüren kişilerdir. Bunlar çıkarcıdırlar. Bunlar zevk ve şehvet düşkünüdürler. Bunlarda oturmuş bir kişilik, yetecek kadar dürüstlük yok. Bunlar normal zamanlarda İslamcı (barış havarisi), sıkıştıklarında “asri” ve hatta “Atatürkçü” oluveriyorlar.
 
            3-Türkiye’de bir de “mızıkçı, bozguncu, karanlık, tutarsız” Atatürkçüler var. Bunların ne zaman, nerede ne yapacaklarını, hangi teoriyi üreteceklerini, kimlerin yanında durup kimlerle kavga edeceklerini bilemezsiniz. Bazen çok mertler. Bazen çok netler. Bazen çok karışıklar. Bazen dostturlar, bazen düşman. Bazen grileşme, bazen ortamsallaşma, bazen dost, bazen düşman yaratma bunların özellikleridir. Bunların şu yıllardaki en büyük gayretleri; dün ABD-AB emperyalistleriyle ortaklık yapan, İslam ülkelerinin işgali için emperyalistlere davetiye çıkarıp mekik dokuyan kişi ve kuruluşlarla işbirliği yapmalarıdır. Bu gri Atatürkçüler dün devrim ve akıl düşmanlarıyla kavga ederlerken bugün sarmaş dolaşlar. Bunlar bugün bir taraftan Sultanlık ve gericilikle savaş ederlerken, bir taraftan da Osmanlıcı, tescilli Cumhuriyet ve Atatürk düşmanlarıyla saf tutuyorlar, bir ayağı çukurdaki Vahdettincileri savunuyorlar. Bu Atatürkçüler bir taraftan da köklü ve kitle halindeki Atatürkçülere saldırıyorlar. “Anlayan varsa beri gelsin.”
 
            Sonuç: Geçmiş bin yılımızın en büyük devlet adamı Atatürk’ün Kurduğu Cumhuriyet her yönüyle saldırı ve ihanet altındadır. Bu saldırı ve hainlikleri açık renkle, işbirlikçilerle işbirliği yapmadan, ırmağı bulandırmadan yeneceğiz. Osmanlıcı zihniyetle zafer kazanılmaz! Çukurlara değil ufuklara bakacağız. Önümüzde ve yanımızda Mustafa Kemal var. Mustafa Kemal varken hainlerin çömezleriyle hizaya geçilemez. “Anadolu İhtilali”nin 100 yılı hepimize kutlu olsun.
 
   
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.