Cemaatler ve Siyaset

İslamiyet bütünleştirici, mevcut tarikat ve cemaatler ayrıştırıcıdırlar. Bu bakımdan bugünkü cemaat ve tarikatlar İslam ile uyuşmamaktadırlar, milli ve dini birliğimiz için sıkıntılıdırlar.

“Cemaatler, tarikatlar” denince aklımıza İslam dini adına oluşan gruplar gelir. Cemaat ile tarikat arasında bazı farklılıklar olsa bile, amaçları aynıdır; dine göre yaşamak, dine hizmet.
 
İlgi alanları içinde samimi olarak kalan cemaat ve tarikatlara bir şey diyemeyiz. Ancak alan ve amaçlarının dışına çıkan cemaat ve tarikatlar zararlıdırlar, onlara söylenecek sözümüz olur.
 
İslamiyet bütünleştirici, mevcut tarikat ve cemaatler ayrıştırıcıdırlar.Bu bakımdan bugünkü cemaat ve tarikatlar İslam ile uyuşmamaktadırlar,  milli ve dini birliğimiz için sıkıntılıdırlar. 
 
İslam’da bireysellik ve çıkarcılık yasaktır. İslam’da ruhbanlık-dünyadan kopma, Allah ile kulları arasına girme, insanları kutsama-yasaktır. Bugünkü tarikat ve cemaatler bu yasaklara uymadıkları, bu güzel ilkeleri çiğnedikleri için tehlikelidirler.
 
Ben size mevcut cemaat ve tarikatların belirttiğim zarar ve tehlikelerinden geri kalmayan bir tehlikelerini daha söyleyeyim: Politikayı dine sokmaları, politikacıların maşası/aleti olmalarıdır.Cemaat ve tarikatların bu sorumsuzlukları iman ve amellerimizle birlikte siyasi yapımızı da çürütüyor. Sonunda biz birbirine saldıran, birbirinin kanını emen vahşi birer insan olup çıkıyoruz.


 
İddialarımın örneklerini Emevi, Abbasi ve Osmanlı devletlerinde, günümüzün Afganistan, Irak, Suriye, Yemen halklarında görüyoruz. Akıl ve dinin özü devreden çıktıktan sonra şeytan politikacılara gün doğuyor, bizi insan olmaktan çıkarıyorlar, bir davar sürüsüne dönüştürüyorlar. Şunu da tespitten çekinmeyelim: Siyasallaştırılan din, yarar yerine zarar getiriyor.
 
Bugün Türkiye’deki cemaat-tarikat öncüleri bazı partilerin “din karşıtı” oldukları iddia ederek Allah adına iktidarı destekleyeceklerini ilan ediyorlar, iradelerine el koydukları müritlerinin oylarını AKP’ye kaydırıyorlar. Böylelerinin yaptıkları Allah’a kulluk değildir siyasi otoriteye köpekliktir. Cemaat yahut tarikatların öncüleri: “Oyunuzu şu partiye vereceksiniz” dediği için oraya oy veren mensupların yaptıkları da sürülüktür. Güdümlü bir beyin, kumandalı bir el-ayak taşıyan insanlar güvenilir bir Müslüman, iyi bir insan olamazlar. Böylesi insanların yaşadığı bir ülkede demokrasi yoktur. Mustafa Kemal: “Türkiye şeyhler, müritler, mensuplar ülkesi olamaz” açıklamasını laf olsun diye değil; o günün gerçeklerini, Türkiye’nin geleceğini görerek yapmıştır.
 
24 Haziran’daki seçimlere bu gerçeklerle gidiyoruz. İradelerin yok edildiği bir seçim görünüşte meşru olsa bile gerçekte meşru değildir. Ruhbanların ve “Ağabey” sultasının iktidarı belirlediği bir ülkenin insanları ilkeldirler. Yarın, şeyh ve lider diktası kalktığında bugün iradesiz olarak verdiğimiz oyların vicdan azabını çekeceğiz. Bu da yetmeyecek; öbür dünyada Allah’ın bize verdiği aklı kullanmadığımız, özgür irademizle hareket etmediğimiz için de hesap vereceğiz. Allah bize akıl vermiş, o aklı çalıştıracağız. Türkiye’yi bize emanet edenler özgür insan olma, özgür karar verme hakkını vermişler. Bu hakkı baskılara aldırış etmeden kullanmak bir onurdur. Kapalı oy verme yerinden onurlu insan olarak çıkalım, başımız dik olsun.
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.