Diyanet’in Hicaz’daki Hocaları -I-

Görünen o ki, İslam dünyası kendi Martin Lutherlerini yetiştirmedikçe hep ve daha çok acı çekecek.

26 Aralık 2019-18 Ocak 2020 günlerinde S. Arabistan’ın Cidde, Mekke, Taif, Medine şehirlerinde idim. Oralarda bize Diyanet’te görevli ve Diyanet’ten emekli hocalar (8 tane) şirket adına rehberlik ettiler, dini konuşmalar yaptılar. O hocaların İslamiyet adına yaptıkları konuşmaları beni rahatsız etti. Amacım kuruluş ve kişileri kötülemek değil; doğrulara ve yanlışlara dikkatinizi çekmek olduğundan, isim vermeyeceğim, konuşmalardan örnekler vereceğim.
 
28 Aralık 2019 günü akşama doğru Müzdelife gezisine götürüldük. Orada bize, “Üstat, Dr. Necati Öztürk”ün konuşma yapacağı söylendi. Sonra Arap kıyafetli Öztürk gelince İlahiyat Fakültesi’ni beraber bitirdiğimiz Necati Öztürk olduğunu fark ettim. Konuşmasına başlamadan önce vardım, tanıştık. Üstat Necatı 1.5 saate yakın konuştu. Konuşmalarının çoğu saçma idi. Rahatsız oldum. Gideceği sırada yanına vardım; ‘Hocam anlattıklarınız kafama yatmadı. Bunları oturup sizinle baş başa bir değerlendirelim’ dedim. “Bugün zamanım yok, gideceğim” dedi. Bugün olmazsa yarın, öbür gün olur deyince; “Zaman ayıramam” cevabını verdi. Dedim ki: Hocam, ben daha 18 gün Mekke’deyim. Konuşsak iyi olur deyince: “Yok” dedi. Israr ettim; bunları birlikte tartışırsak ne ala, tartışmazsak sizi her yerde anlatacağım, sosyal medyada yazacağım, anlattıklarınızı rapor edip Diyanet’e gönderirim. Beni buna zorlamayın, bana dedi-kodu, gıybet yaptırmayın, dedim. “Tamam. Falan hocaya telefon edeyim, sizinle buluşalım” cevabını verdi ve gitti. 16 gün bekledim, ses yok. Şimdi size Üstat Necati’nin anlattıklarından örnekler veriyorum:
 
“Siz buraya (Mekke) Allah’ın misafiri olarak geldiniz. Allah istemeseydi vallahi siz buraya gelemezdiniz. Allah’ın seçkin kulları olduğunuzu bilin. Allah burayı herkese nasip etmez, buraya getirmez. Peygamberimiz, “Allah misafirin duasını kabul eder” buyurdu. Buradaki dualarınız inşallah kabul olacak. Kâbe’yi görünce pek de büyük-yüksek değilmiş demeyin. Aslında Kâbe’nin yüksekliği manen göklere kadar uzanır. Kabe kadar yüksek bir bina olamaz. Hacerül Esved’e dokunmak yahut selamlamak Allah ile tokalaşmaktır. Zemzem her derde devadır, hangi niyet ile içerseniz dileğiniz yerine gelir. Birisi zemzem sanarak gazyağı içmiş. Gazyağı boğazını yakmış. Eskimiş olduğu için boğazımı yaktı ama olsun demiş, haceti yerine gelmiş. Bana birisi geldi, 15-20 yıldır evliyim, çocuğum olmuyor, ne yapayım dedi. Ben de biraz zemzem verdim, niyetini bozma iç dedim. Bu adam bana iki sene sonra geldi, ikiz kız çocuğu olduğunu söyledi. Zemzem işte böyle.. Burada boş durmayın, çok tavaf yapın. 500 tavaf yapan cenneti garantiler. Hudutları içinde kalan Mekke’ye HAREM denir. Haremin taşı- haramdır, dışarı götürülmez. Azıcık ta olsa götüren haram işler. Buradan herkes küçücük bir taş götürse Mekke bitir. Gelmişken Kâbe’de bir iki yatın, sabahlayın. Hep otelde yatmayın..”


 
Doktorasını İngiltere’de yapan İlahiyat Fakültesi mezunu Üstat Necati daha neler söyledi, neler. Üstat Necati bunları söyler de, cemaat durur mu? Bu konuşmadan sonra kimi kadın veya erkeklerin Kâbe’nin etrafında sabahladıklarını duydum. Kimileri: “Tavafı 50’ye tamamladım, cennetliğim” diye sevindiklerini gördüm.
 
Şu İslam anlayışına bakın. Bütünüyle ilkel, olduğu gibi akıl ve mantık dışı. İlk insanların dini olan Totemizm, İslam’ın doğduğu Mekke’de hayat bulmuş. Yüksek din öğrenimi yapmış, üstüne üstlük bir de İslam’ın bir alanı hakkında doktora yapmış birisi böyle düşünür, böyle sallarsa; din öğrenimi yapamayan insanlarımız neler düşünmez, neler söylemez! Şimdi anlıyor musunuz Müslümanlar arasındaki bitat ve hurafelerin kaynak ve nedenlerini?
 
Demek istediğim ve yapmamız gereken o ki: Biz önce yüce Yaratan’ın biz verdiği “AKIL” denen paha biçilmez değeri mutlaka, ama mutlaka kullanacağız. Biz, bize anlatılanların doğru mu, yanlış mı olduğunu, iyi mi kötü mü olduğunu düşüneceğiz ve bu soruların yanıtını aklımızla bulacağız. “Şu hoca böyle demiş, falan âlim şöyle fetva vermiş, Diyanet İşleri Başkanı dedi ki, … Bırakın bunları. Dinimizi önce, Yaratan’ın bize verdiği akılla öğreneceğiz”. Deli yahut bunak değilsek, art niyetli ve şımarık değilsek; aklımız bizi dinin doğrularına, güzel davranışlara kesinlikle götürür. Allah’ın yanında doğru ve geçerli olan inanma ve tapınmalar önce sağduyudan geçecek.
 
Dr. Necati Öztürk konuşmasını yaparken Diyanet’te “Sözleşmeli personel” olarak çalıştığını söyledi. Şirketin Mekke temsilcisine: “Siz bu Necati’den başka hoca bulamadınız mı? Bu kişinin hurafeleriyle niye Müslümanların inanç ve ibadetlerini bozuyorsunuz” dedim. Aldığım cevap: “Necati Hoca’yı ben çağırmadım. Şirketin sahipleri istiyor” oldu.
 
Mekke’de Diyanet’in Din ataşesi varmış. Orayı buldum. Doğrudan ateşe ile görüştüm, üstat Necati’nin anlattığı hurafeleri aktardım. Üstat Necati’nin sözleşmeli olarak Diyanet’ten maaş alıp almadığını sordum. “Evet, sözleşmeli, para veriyoruz” deyince:  “Böyle bir zihniyete para veren Diyanet paramızı boşa harcıyor, Müslümanların inanç ve ibadetlerini bozuyorsunuz. Sizin göreviniz doğruyu öğretmektir” dedim.  Ateşe bana “Haremin taşı-toprağı haramdır, alınıp götürülmez diye bir hadis var” diyerek, Necati’nin taş-toprak fetvasını savunmak istedi. Kendisine: “Hocam, Allah Kuran’ın birkaç yerinde haramı ve helali belirlemek bana aittir diyor. Bu ayetleri nereye koyacağız” deyince sustu, lafı çevirmeye başladı.  Baktım ateşe duyarsız, ortada duruyor. Türkiye’ye döndükten sonra konuyu olduğu gibi Diyanet İşleri Başkanlığı’na yazacağımı söyledim, oradan ayrıldım.
 
Türkiye’ye döndükten sonra beni Suudi Arabistan’a götüren şirketin sahibi ile görüştüm, konuyu anlattım. Adam istediği gibi hoca bulamadıklarını, her bir konuşması için Necati Öztürk’e 200 Amerikan doları ödediklerini, gruplara hoca bulma ve görevlendirme konusunda Diyanet’in kendilerini zora soktuğunu söyledi, örnekler verdi. Adama söyleyecek bir sözüm kalmadı. Bu vesile ile öğrendim ki, Haç-Umre ücretlerinin yüksek olmasında Diyanet’in kabul edilemez rolü var.
 
Her dini sohbet için 200 Amerikan doları alın. “Zorunlu hoca, benim görevlendireceğim hoca” dayatmasıyla haç ve umre fiyatlarının artmasına önayak ve sebep olun. Helal olsun size be! Müslümanların inancını bozmada, parayla inanç ve ibadet satmada bayağı başarılısınız.
 
Görünen o ki, İslam dünyası kendi Martin Lutherlerini yetiştirmedikçe hep ve daha çok acı çekecek.
 
 
Devamı var
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.