Diyanet’in Hicaz’daki Hocaları -II-

Günümüzün Diyanet’inde görev yapan yahut emekli olmuş hocaların büyük çoğunluğu çok cahil. Dar düşünceli, mezhepçi ve bağnaz. Siyasallaşmışlar. Çoğu tembel, üretici değil tüketici.

1 Ocak 2020 günü şirketin sorumlusu, “Akşam 21’de… hoca otelin mescidinde vaaz yapacak” dedi. Boş durmaktansa gidip dinleyeyim dedim. Hoca: “Bugün size Fatiha’nın anlamını açıklayacağım” diyerek söze başladı. Güzel bir konu seçmiş diye sevindim. Yaratılış gayemizin Allah’a ibadet olduğunu belirten birkaç cümlesinden sonra hoca dedi ki:
 
Burada çok ibadet yapalım. Çalışmak da bir ibadettir diyorlar.  Bu bir Yahudi sözüdür, Yahudi oyunudur.” Hemen kalkıp gidecektim, ama yakıştıramadım. Hocayı sonuna kadar dinledim. Vaaz bitip de herkes çıkmaya başlayınca hocanın kolundan tuttum, baş başa biraz konuşalım dedim. Bir kenara çekildik. “Çalışmak da bir ibadettir sözünün Yahudi sözü/oyunu olduğunu söylediniz. Bu kabul edilebilecek bir düşünce değil. Bunu nereden çıkardınız?” Cevap:
 
Bir hadis var. O hadisin sonunda bu var” gibi asılsız laflarla beni atlatmaya kalktı. Sözünü kestim: Sen hiç mercimek, nohut, fasulye, ekmek yedin mi? Bunlar çalışarak, tarlaya ekilerek elde edilir. Çalışmazsak bunların hiç birisi olmaz. Bugün Batılılar zengin, Müslüman ülkeler fakir. Bunun sebebi onların çalışkan, bizim tembel oluşumuzdandır. Onlar sanayide, teknolojide, uzayda bizden ileriler. Bunun da nedeni çalışkan olmalarıdır, dedim.
 
***
 
Arabistan’daki tüm hocaların iki sözlerinden biri: “Namaz, nafile, tespih”, vs idi. Orada: “Çalışalım, üretelim, terleyelim”  diyenleri duymadım.
 
***
 
Mekke’deki hocalardan birisi grubunu aldı, Kâbe’ye gitti, “İslam’da cemaatle tespih namazı” diye bir namaz olmadığı halde; o hoca imam oldu, cemaate tespih namazı kıldırdı. Umreciler de hocayı iyi beğendiler: “Ne hoca be… Allah razı olsun.”


 
Tabii ki İslam dininde namaz var, teheccüd var, nafile ibadetler var, zikir-tespih var. Ama: çok çalışmak, madden güçlenmek, zengin olmak da var. Allah bize: “Düşmanlarımıza karşı elimizden geldiği kadar güç hazırlayın.” (Enfal: 60), “İnsan için çalıştığından başkası yoktur” (Necm: 39) diyor. Hocalar niye bu ve benzeri ayetler üzerinde yoğunlaşmıyorlar? Müslümanların “Medine fukarası” olmaları yüz akı mı, yüz karası mı? Bugün dünyanın tekme tokat yiyenleri hep Müslümanlar. Müslümanların kaderi bu mu?  Bu mübarek hocalar sanki bize Budizm’in, Hinduizmin, Ortaçağ Hıristiyanlığının mirasçıları.
 
Eğer Müslüman halklar, örneğini verdiğim bu hocalara aynen inanmayı sürdürür ve arkalarından giderlerse, hiç mutlu olamayacaklar, her gün ezilecekler. Bu yüzden bugün Müslüman halkların en büyük dertleri başka inanç ve uluslardan önce: Tembel, sömürgeci, cahil ve geri kafalı hocalar olmalı. Bu kanaatimi bir “Hoca-Diyanet düşmanlığı” değil, “Bir tedavi arayışı, yanlış reçeteyi yırtıp atma” olarak düşünün.
 
İslam dini sırf ibadet dini değildir. Bu dinde ibadetlerle birlikte; ahlak, yenilenme, yenileme, üretim, günlük hayat gibi ölçüler de var. İslam’ı tüm yönleriyle hayata geçirirsek mutlu oluruz.
 
 
Bir Başka Hoca
Bir Başka Yönüyle Hocalar

 
İranlı General Kasım Süleymani 3 Ocak 2020 günü Amerikalılar tarafından öldürüldü. Gelişme ve yorumları sürekli a Haber’den takip etmek zorunda kaldım. Çünkü otelimizin tüm odalarındaki televizyonlar (öğrendiğim kadarıyla diğer otellerde aynı imiş) a Haber ve ATV’ye göre ayarlanmış, diğer kanallar yok. a Haber ve ATV, 3 gün boyunca İran ve Kasım Süleymaniyi suçlu, Amerika’yı suçsuz göstermek için kurnazca yayın yaptı.
 
6 Ocak 2020 günü şirketin yetkilileri bizi Hz. Muhammed’in Mekkelilerle sözleşme yaptığı Hudeybiye’yi ziyarete götürdüler. Giderken, otobüsteki hoca, “İslam kardeşliği” hakkında konuşma yaptı, İslam dünyasının yaşadığı sıkıntılardan söz etti. Sonra sözünü: “Müslümanlar olarak birbirimize dua edelim. İnşallah dualarımız kabul olur” diyerek bitirdi. İçimizden birisi: “Hocam zaman İran’a dua etme zamanı. İran’da sıkıntı çok” diye seslendi. Hoca dedi ki: “İran dua etmeye değer mi? Bunu tartışmak lazım.” Yani hoca İran’a dua edilmeyeceğine işaret etti.
 
Aradan 4-5 gün geçti. Hocayı otelin lobisinde tek başına gördüm. Yanına varıp: “Hocam, İran’a dua edilmez demek istediniz, öyle mi” dedim. “Evet” dedi. “Ama kendinizle çelişiyorsunuz. Müslüman Müslüman’a yardım ve dua etmeli diyorsunuz, İran’a dua edilmeyeceğini söylüyorsunuz. Çok acımasızsınız” diye çıkışınca: “İran Müslüman değil ki..” Sözünü kestim; “hocam Allah’ın varlığına ve birliğine, Hz. Muhammed’e, Kuran’a ve öbür dünyaya inanan Müslüman olur. İranlılar bunlara inanıyor. Yani İranlılar Müslüman” dedim. Aldığım cevaba bakın:
 
Ama İran Şii, biz Sünniyiz.” Sordum: Şii olan Müslüman olamaz mı? “İranlılar Osmanlılara çok çektirdi…” Yine sözünü kestim: Şu mezhep, Şii-Sünni saplantısını bırakın hocam. Amerikan emperyalizminin, Siyonizm’in işini kolaylaştırıyorsunuz, dedim. Bu kez hoca: “Bu konuyu sonra geniş konuşalım” diyerek yanımdan ayrıldı. Takdir edersiniz ki hoca bu konuyu konuşmak için bir daha yanıma gelmedi, uzaktan uzağa beni izledi.
 
Sonuca gelelim: 
 
  1. Günümüzün Diyanet’inde görev yapan yahut emekli olmuş hocaların büyük çoğunluğu çok cahil. Dar düşünceli, mezhepçi ve bağnaz. Siyasallaşmışlar.Çoğu tembel, üretici değil tüketici. Bunlarla Osmanlı hocalarının hiç farkı yok. Ben bu hocaları izlerken Diyanet İşleri eski Başkanlarından Ahmet Hamdi Akseki’yi hatırlarım. Merhum Akseki “Yeni Hutbelerim” adındaki muhteşem kitabıyla, bir taraftan aydın din öncülüğü yapmış, bir taraftan da İslam’ın ziraata, ormana, sağlığa, bilime ve diğer konulara verdiği önemi açıklayan hutbeler yazmış, önümüzde ışık olmuştu. Bugün bize Ahmet Hamdi Akseki gibi hocalar lazım.
  2. Türkiye’nin bugünkü hocaları çok tehlikeli. Çünkü bunların çoğu düşünce mikrobu üretiyor. Bir kanser mikrobunun girdiği bünyeyi çürüttüğü gibi, bunlar da bizim beynimizi çürütüyorlar. Yazımın 1. bölümünü okuyan bir büyüğüm telefonda: “Hocam, bu hocaları iyi bir eğitimden geçirmek gerekir” deyince: “Bunlar öyle kolay düzelmezler. Bunları camilerden uzaklaştırmak, camilere sıfırdan iyi yetişmiş aydın hocalar getirmek gerekir” dedim.
 
 
 
Devam edecek
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.