Enderuncular ve Riyakârlar

Bu haliyle bu teravih namazı namaz olmaktan çıkmıştır; MÜZİKLİ MEYDAN OKUMA ŞOVUNA dönmüştür. Esasen Esenlerdeki bu müzikli Teravih namazı bir başka GEZİ EYLEMİ olmuştur.

Cumhuriyet tarihinde bu yıl ilk kez, Devlet ve Diyânet Erkânı’nın katılımı ile İstanbul Yenikapı’da, ortalama 300 bin kişiyle “Enderun Usulü Teravih Namazı” kılındı, dualar edildi. Umulur ki, 31 Mayıs-1 Haziran gecesi yapılan bu GÖSTERİ İBÂDETİ ile “BEKA SURUNUMUZ” çözüldü, düşmanları ve şeytanları geberttik.
 
Bundan sonraki hedefimiz; Osmanlı Türkiye’si, Firdevs Cenneti.. Destuur! Haydi, ya Allah! Bismillah! Sana şükürler olsun Rabbim. Biz mücahit kullarına sen neleri lütfediyorsun!
 
 
Osmanlı’da Enderun:
 
Enderun İÇ demektir. Osmanlı saraydan yönetilirdi. “Sarayın içi, Osmanlı Sultanlığının iç dünyası” gibi şeyleri düşünün, kafanızda bir dünya doğsun. O dünyada:
 
Sarayın sahibinin (padişahın) eşleri var, oğlanları ve kızları var, hizmetçileri var, Saray Camisi var,  Saray okulları (Enderun) var.
 
Padişahların eşleri var; Boşnak, Hırvat, Rum, Yahudi, Arnavut. Padişahların dilberleri, cariyeleri, gözdeleri var; her biri bir FETİH ARMAĞANI. Bu eşler, bu dilberler, bu cariyeler, bu gözdeler Hıristiyan, Yahudi, Süryani dönmesi vs. Olsun, varlar ya.
 
Sarayın camileri çok süslü ve görkemli. Olsun, Osmanlı’nın ihtişamını temsil ediyor ya, siz ona bakın.
 
Padişah ve saray erkânının çocukları çok kıymetliler; halkın çocuklarıyla halk mekteplerinde okumazlar. Bu MELEZ çocuklar Saray’daki Enderun Mektebinde, lüks sınıflarda, başarılı ve deneyimli hocalarda okurlar. Anadolu Türk halkından olan çocuklar bu okullarda okuyamazlar. Ülkeyi Enderun’dan yetişme zadegânlar yönetir vs.
 
 

Enderun Usulü Teravih Namazı:
 
Osmanlı Enderun Kafası Ramazan Ayı’ndaki Teravih Namazları için yeni buluşlar yaptı. Her bir dört rekâtı ayrı bir makam (yani MUSİKİ) ile okumalar, selamlar arasında mırıldanmalar, Teravih Namazı’nı kalabalıklar halinde kılmalar, vs.
 
 
Doğrular ve düşüncelerim:
 
Diyanet Reisi Ali Efendi ve şürekâsının 20 rekât, süslü püslü, müzikli ve bağırışlı Teravih Namazı İslam’ın ruhuna, Hz. Muhammed’in yoluna aykırıdır. Hz. Muhammed Medine’de, bir Ramazan gecesi, “Mescid-i Nebi”de 20 rekât teravih/sünnet namaz kılmış. İkinci, üçüncü günler bakmış ki cemaat bu nafileyi çok ciddiye almış, olağanüstüleştiriyor; bu kez 20 rekât Teravih Namazı Kılmayı bırakıyor, evine çekip gidiyor, arkadaşlarına da: “Gidin evinize, evinizde ne kadar canınız isterse o kadar kılın” diyor, GÖSTERİYİ ÖNLÜYOR.
 
Sonra Peygamber Ramazan gecelerinde bazen 20, bazen 10, bazen 8 rekât namaz kılıyor. Görüleceği gibi Teravih namazı rekât olarak bir sayı ile kayıtlı değil, camiden çok evde kılınır, isteyen durum ve isteğine göre, istediği rekât kadar kılar. Bidatçı Müslümanlar Hz. Muhammed’in tutumuna aykırı olarak, zamanla, kalıplaşmış 20 REKÂT TERAVİH NAMAZI uydurdular. Uydurma günümüze kadar geldi. Ali Erbaş gibileri günümüzde olabildiği kadar, nicelik ve niteliği bozulmuş Teravih namazını savunuyorlar.
 
Bununla da kalınmıyor, Teravih namazları makam türleri, Çamlıca Tepesi, Esenler Meydanı gibi yerlerde MÜZİKAL GÖSTERİLERE dönüştü. Daha ileri adımlar atıldı; Osmanlı tapınmacılığına, Seçim malzemesi yapılmaya, sağa-sola çatmaya kadar götürüldü.
 
Şu kafaya bakar mısınız: “Falan yerde toplanalım, şu kadar kişi olalım, cihana ve rakiplerimize meydan okuyalım” deniyor. Bu haliyle bu teravih namazı namaz olmaktan çıkmıştır; MÜZİKLİ MEYDAN OKUMA ŞOVUNA dönmüştür. Esasen Esenlerdeki bu müzikli Teravih namazı bir başka GEZİ EYLEMİ olmuştur.
 
Dikkat ediniz, Cumhuriyet’imizin yüzüncü yılına Saraylarla, Enderun (Padişah) namazlarıyla, SARAY SOFRALARI ile, besleme danışmanlarla gidiyoruz.
 
Cumhuriyet’in imamları Çamlıca ve Esenlerdeki namazlara gitmek zorundalar. Gitmeyenlere soruşturmalar açılıyor. Yani Rifat Börekçilerin, Elmalı’lı Hamdi Yazırların takipçileri münafıklaştırılıyorlar, kıyıma uğratılıyorlar.
 
Eninde sonunda padişahlık yine dibe vuracak, saraylar yine kapanacak, “İslam” adına uydurulan bidatlar silinecek, gösterişçi ve baskıcılar gidecek, Peygamber’in gerçek teravisi kılınacak, Türkler ve Türkiye Cumhuriyeti kazanacak.
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.