Ezilenler Ayaklanması

Kasas Sûresi’nin 4. 5. ve 6. ayetlerinde Allah şunları açıklıyor:
             
“4-Firavun orada büyüklük tasladı, halkını çeşitli gruplara böldü. Onlardan bir grubu ezmek istiyor, oğullarını kesiyor, kadınlarını sağ bırakıyordu. Çünkü o bozgunculardan idi. 5-Biz de istiyorduk ki, yeryüzünde ezilenlere lütufta bulanlım, onları önderler yapalım ve onları mirasçı kılalım. 6-Onları yeryüzünde işbaşına getirmek suretiyle, Firavun, Haman ve ordularına korktuklarının başlarına geleceğini gösterelim istiyorduk.”

           
Müslümanlar; “Kuran, İslâm” denince çokça Allah’ın varlığına ve birliğine inanmayı, namaz-oruç-zekât-hac gibi ibâdetleri yapmayı anlarlar. Başlarındaki yöneticiler halkı birbirine mi düşürüyor, despotluk mu yapıyorlar, kodamanlar yoksul ve kimsesizleri mi eziyorlar, umurlarında bile değil. Bu anlayış, bu umursamazlık, anlamını verdiğim Kuran ayetiyle uyuşmuyor. Bu ayetler bizi miskinlikten  kurtulmaya, söz sahibi olmaya çağırıyor.
             
Kuran’ın Müslümanlara yüklediği görevler şöyledir: 1-Allah’a ait görevler, 2-İnsanlara ve dünyaya ait görevler. Allah’a ait görevler kul ile Allah arasındadır. İnsan ve dünyaya ait görevler hak yememek, zorbalık ve bozgunculuk yapmamak, zorbalığa engel olmaktır. Müslümanlar çokça Allah’a ait görevleri yapmağa çalışıyorlar ama insanlar ve dünya ile ilgili görevlerini yapmıyorlar; yarım Müslüman oluyorlar. Oysa Allah Müslümanları insanlara ve dünyaya ait görevlerini de yapmaya çağırır. Kamu düzeninin sağlıklı olmadığı bir yerde insanlık ve İslamlık olmaz. Mesela Allah der ki: “Sizden iyiliğe çağıran, kötülükten alıkoyan bir topluluk bulunsun. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir.” (Kuran: 3/104). Dikkat edersek, Allah’a ait (öbür dünyaya) sandığımız görevlerde de (oruç, zekat gibi) hayatımızı iyileştirecek, bize, yaşanabilir bir ülke ve dünya kuracak ilkeler var.
            
Kuran’da, Allah’ın sevmediğini söylediği, cezalandıracağını bildirdiği tarihi kişilerden birisi Firavundur. Firavun böbürlenen, bölücülük ve zorbalık yapan, aşırı giden, haksızlık eden, lüks hayat yaşayan bir yönetici modelidir. Allah, bu kötü huyları yüzünden Firavun’u sevmediğini ve cezalandırdığını bildiriyor. Böyleleri için Allah diyor ki: “Benim sevmediğimi siz de sevmeyin. Firavun yapılıları yönetici yapmayın. Başınızda böyleleri varsa; onları kovun, yerlerine siz geçin…”
   
Allah bunları söylerken, biz şimdi Müslümanlarının yaşadıkları şehir ve ülkelere bakalım. Buralardaki yöneticilerin çoğu iktidarlarını sürdürmek için halklarını ayrıştırıyorlar, birlikte yaşayıp giden insanları birbirlerine düşman ediyorlar. Yalan söylüyorlar, kitleleri uyandıracak aydınları susturuyorlar. Kendisine muhalif olanlara baskı yapıyorlar. Sahtekarlık ve hırsızlıklarını dincilikle örtüyorlar. Emperyalistlerle işbirliği yapıyorlar. Halktan topladıkları vergilerle saraylarda lüks hayat yaşıyorlar. Fakirler dolmuş parasını bile bulmakta zorlanırlarken kendileri uçak  ve zırhlı otomobillerle sefa sürüyorlar. Sözde din bilginleri de, “zalim de olsa devlet başkanına itaat vaciptir, isyan günahtır” gibi uydurma hadis ve fetvalarla kitleleri uyuşturuyorlar. Oysa Allah zalimleri sevmiyor, zulme rıza gösterilmesini istemiyor, işbirlikçileri affetmiyor.
 
Allah Firavunlar boğulsun, ezilenler kurtulsun diyor. Öyleyse boynu bükük insanlar olmayacağız. Ne yapacağız? İsyan edeceğiz, ayaklanacağız. Sözünü ettiğim isyan ve ayaklanma hukuk tanımazların isyan ve ayaklanması değildir; bu isyan ve ayaklanma hukukun yerel ve evrensel ilkelerine uyarak, uyuyan vicdanımız uyandırmaya yönelik isyan ve ayaklanmadır. Türkiye ve Ortadoğu’daki ezilen insanlar Kasas Suresi’nin yukarıdaki ayetlerini hayata geçirirlerse insanlığa örnek bir inkılap modeli sunmuş olurlar.
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.