Günümüzün Mandacıları -2

Türkiye’de Amerikancılık yapanlar yalnız “din-tarikat-cemaat” öncüleri değildir, birçok siyasiler de Amerikancıdır. Örneğin Recep Tayip Erdoğan, Abdullah, Gül, Ahmet Davutoğlu gibi kişiler de Amerikan

Recep Tayyip Erdoğan ve Abdullah Gül:
 
Türkiye’de Amerikancılık yapanlar yalnız “din-tarikat-cemaat” öncüleri değildir, birçok siyasiler de Amerikancıdır. Örneğin Recep Tayip Erdoğan, Abdullah, Gül, Ahmet Davutoğlu gibi kişiler de Amerikancılık yapmışlardır. Erdoğan daha milletvekili bile olmadan, 3 Kasım 2002 seçimlerinden 282 gün önce, AKP Genel Başkanı olarak Amerika’ya gider, Amerika’da söz sahibi olan, CIA’de önemli görevler yapan Graham Füller, Morton Abramowitz, Henri Barkey, Richard Perle gibi kişilerle görüşür. Erdoğan 3 Kasım 2002 den sonra Amerika’ya ikinci bir ziyaret daha yapıyor. Bu kez W. Bush, Paul Wolfowitz, Manc Grosman gibi üst düzey kişilerle görüşüyor.*
 
Dünyanın en zengin ve ileri sanayi ülkelerinin oluşturduğu G-8’in 2004 toplantısı 9 Haziran’da ABD’nin Georgia Eyaleti’nde, See Islan’da Büyük Ortadoğu Projesi’nin (BOP) toplantısı yapılır. Adı daha sonra Genişletilmiş Ortadoğu Projesi olarak değiştirilen bu toplantıya İran, Suriye, S. Arabistan, Ürdün, Lübnan, Mısır, Türkiye gibi ülkeler de davet edilirler. Ama Türkiye hariç, bu İslam ülkelerinden hiç birisi o toplantıya katılmaz. Toplantıya Türkiye’yi temsil etmek üzere Erdoğan katılır. Toplantıda Türkiye BOP’un merkezindedir, bazı AKP’liler “Erdoğan BOB’ta eşbaşkan oldu” diye övünmeye başlarlar.[1]
 
Başta Amerika olmak üzere Batı’lı ülkelerin yer altı ve yerüstü kaynakları tükenmektedir. Ortadoğu ülkeleri yer altı ve yer üstü zenginliklere sahiptir. Başta Türkiye olmak üzere Ortadoğu’daki bazı devletler güçlenmektedir. Ulus devletlerin güçlenmesi Batı’nın sömürgeciliğine engeldir. Bu ve benzeri nedenlerle Ortadoğu ülkelerinin harita ve yöneticileri değiştirilmeli ki, Batı’lıların geleceği güvence altına alınsın. Bu amaçla ABD, BOP formülünü kurdu. Bu formüle göre Recep Erdoğan BOP’a yapılacak, Erdoğan aracılığıyla Ortadoğu’ya yerleşilecek.
 
Bu süreçte ABD’nin Dışişleri eski Bakanlarından Condoleezza Rice, bakanlığı döneminde bir makale yazar. 7 Ağustos 2003 günü The Washington Post Gazetesi’deki makaleye göre BOP, Türkiye’nin de içinde bulunduğu 22 İslam ülkesinde uygulanacaktır. Makalesinin sonunda Rice: “Bölge halkının daha özgür ve daha fırsat dolu (!?) şartlarda, Amerika ve dünya halkının daha güvenli ortamlarda yaşamaları için çalışacağız” der.


 
Bu arada Amerika, Saddam Hüseyin’in bazı icraatlarını bahane ederek Irak’ı işgal etmeye, Türkiye’nin Güneydoğusu’na yerleştireceği 60 bin kadar bir ABD ordusu ile BOP’u uygulamaya çalışmaktadır. Recep Erdoğan ve Abdullah Gül, “Amerika askerlerinin Türkiye’ye konuşlanmasını temin için” TBMM’den yetki isterler, ama başarılı olamazlar. CIA’nın Türkiye uzmanı Henri Barkey, 1 Mart 2003 tezkeresinin T.B.M.M.’de reddedilmesinden sonra, 26 Mart 2003 günü Utah Üniversitesi’nde: “Felaket İle Flört: Türkiye, Irak ve ABD” konulu bir konferans verir. Berkey konuşmada, 1 Mart Tezkeresi’nin reddedilmesinde TSK’ni sorumlu tutar: “AKP lideriyle anlaşarak Türk Ordusu’nu çok sıkı bir kafese kapattık” der.
 
Abdullah Gül Türkiye’nin Cumhurbaşkanı, Recep Tayip Erdoğan Başbakanı olarak Amerika’nın politikaları doğrultusunda beyanatlar vermeyi, adımlar atmayı sürdürürler. Örneğin Recep Tayyip Erdoğan ikiye bir “BOP Eşbaşkanı” olduğunu, “Diyarbakır’ın bir Merkez olacağını” söyledi. Erdoğan, BOP Eşbaşkanı olduğunu çok yerde söylemiştir. Haftalık Aydınlık Dergisi’nin 15 Nisan 2007 gün ve 1030 sayısı ile 23 Mart 2008 gün ve 1079 sayısında konu ile ilgili çok bilgi var.
 
Komşumuz Suriye’nin toprakları yıllardır ABD askerlerinin işgali altındadır. ABD yıllardır Suriye’deki PKK ve PYD gibi terör örgütlerine silah veriyor. Erdoğan ve yakın çalışma arkadaşları Suriye yönetimi ile birlik olup ABD’ni başarısız kılma yerine Suriye yönetimini zora sokuyor. Sonuç Amerika ve İsrail’in işine yarıyor. Eğer Türkiye Suriyeliler konusunda Amerika’nın yanında olmasaydı, ABD bölgede bu kadar kan dökemezdi. Tam burada size bir bilgi vereyim.
 
Zamanın ABD Başkanı Barak Obama 24 Ekim 2012 günü CBS Televizyonu’nda yaptığı bir konuşmada diyor ki: “Yaptığımız her şeyi Suriye’deki gelişmelere elbette büyük ilgi gösteren İsrail’le, bölgedeki ortaklarımızla istişare ederek ve bu konuda büyük ilgisi olan TÜRKİYE’le koordine ederek yapıyoruz.”  
Bir haber: Obama’dan Erdoğan’a Arap Baharı teşekkürü-SOL 21.09.2011-12: 23
 
“Dün gece Nevyork’ta gerçekleşen Obama-Erdoğan görüşmesinde Suriye’ye yaptırım kararı çıktı. Obama Arap Baharı ile ilgili desteğinden ötürü Erdoğan’a teşekkür etti.”
Bir başka haber: 8 Sütun, 10.01.2012 Salı 16.09
 
Başbakan Erdoğan, Norveç Başbakanı ile birlikte gerçekleştirdiği ortak basın toplantısında Amerika’ya dedi ki: “Demokrasi oturmadan Irak’tan çekilmeyin.”
 
Erdoğan 4 Kasım 2002 günü ABD Savunma Bakan Vekili Dr. Paul Wolfowitz’e bir mektup gönderir. 17 Ocak 2004 günü Star Gazetesi’nde Hayrullah Mahmut’un köşesinde yayınlanan ve bugüne kadar yalanlanmayan o mektupta Erdoğan şunları yazıyor:
 
“Değerli Dr. Wolfowitz,
 
Ülkelerimiz arasındaki tarihsel ortaklık ve dostluğun gelecekte de sürmesi ümidimi paylaşmak için, bu mesajımı ortak dostlar aracılığıyla doğrudan size ulaştırmak isterim.
 
Seçim sonuçlarının bizim genelkurmay saflarında biraz rahatsızlık yaratmış olabileceğinden, resmi konumunuz gereği, hiç kuşkusuz haberdarsınızdır. Bilmenizi isterim ki, onların Türkiye’nin müreffeh, seküler (çağdaş) ve birinci dünya topluluğunun güvenilir bir üyesi olması ümitlerini partim ve ben de paylaşıyoruz. Ve geçmişte hiç olmadığı kadar birleşmiş olan ülkemizin çıkarları için en iyisi olacak şekilde birlikte çalışabileceğimiz kanaatindeyim.
 
Bu amaçla, Org. Özkök ile mümkün olduğu kadar kısa sürede mahrem, özel bir toplantı yapabilmeyi ümit ediyorum. Özel cep numaram şudur: 0533 7…
 
Bu yardım ve ülkeme geçmişte gösterdiğiniz dostluk için çok teşekkürler.
 
Sizinle kişisel olarak görüşmeyi sabırsızlıkla bekliyorum.
 
Samimiyetle SİZİN OLAN,
Recep Tayyip Erdoğan
Genel Başkan”[2]
 
Ben bu mektubu yorumlamayacağım. Yorumunu siz kendiniz yapın.
 
Star Gazetesi 19 Temmuz 2011 günü şu haberi yayınladı: “Kaddafi’yi bitiren darbeyi İstanbul toplantısı indirdi. 21 ülkenin Dışişleri Bakanı ve Uluslararası Kurumun Genel Sekreteri Libya’da tek temsilci olarak Muhaliflerin Konseyini kabul ettiklerini açıkladı.”
 
Haber7.com: 21 Mart.2011.00.35 “ABD’yi Libya’da Türkiye Temsil edecek. ABD televizyonu kanalı CNN’in haberine göre, Türkiye Libya’da ABD’nin “koruyucu gücü” olarak görev yapacak…”
 
Vatan İnternet: 23.03.2011 “Türkiye, ABD’nin çıkarlarını korumada hami devlet olacak. Ankara-ABD Ankara Büyükelçisi Francis Ricciardone, Libya’da ABD’nin çıkarlarını koruması için Türkiye’nin hami devlet olacağını söyledi.”
 
Hatırlatma: NATO (Amerika ve Batı ülkeleri) Libya’yı havadan ve denizden vururken, Türk savaş uçakları ve gemilerinin NATO’nun muharip güçlerini koruduğunu, savaş komuta merkezinin İzmir olduğunu hatırlayalım.
 
Vatan Gazetesi 24 Mayıs 2003 günü Abdullah Gül ile ilgili bir haber yayınladı. Habere göre Dışişleri Bakanı Abdullah Gül Milliyet’ten Sedat Sertoğlu’na: Onunla (ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell) 2 sayfa 9 maddelik gizli bir anlaşma yaptığını söyledi. Sonradan basına sızan o anlaşmanın maddeleri şunlar:
 
Türk birlikleri Irak’tan çekilecekler, Türkiye PKK’ya yapacağı askeri harekâtları önceden ABD’ye bildirecek, Türkiye ABD’nin İran ve diğer Ortadoğu ülkelerine uygulayacağı harekât için ABD’ye kolaylık sağlayacak, Türk ordusunun asker sayısı ABD’nin uygun gördüğü sayıya indirilecek, Türkiye Irak’ın kuzeyinde kurulacak Kürdistan’ı tanıyacak, Türkiye Abdullah Öcalan vb üst düzey PKK’lılar için af çıkaracak, Türkiye Kamu Reformu Yasasını çıkaracak, Kıbrıs’ta Denktaş devre dışı bırakılacak, Türkiye Ermenistan ile ilişkilerini normalleştirecek.
Bakınız: http://www.guncelmeydan.com/pano/abdullah-gul-un-2-sayfa-9-maddelik-gizli-anlaşmasi-t17959- (22.11.2019)
 
T 24 12 Eylül 1013 günü “gizil” anlaşmayı haber olarak verdikten sonra başka detaylar verdi. Irak’ta yaralanan ABD askerlerinin Türk hastanelerinde tedavisi, Türkiye’deki bazı arama-kurtarma varlıklarının Irak’a yeniden intikali, ABD güçleri için gerekli lojistik malzemelerin Türkiye’den Irak’a teslimatı gibi.
 
16.7.2007 günkü gazetelerden bazıları Abdullah Gül’ün, 11 Eylül’den sonra ABD’nin Ortadoğu ülkelerine yaptığı askeri harekât için: “ABD KESİNLİKLE DOĞRU YOLDA” dedi.
 
Milliyet Gazetesi’nin 16 Mayıs 2006 günü verdiği habere göre Abdullah Gül: “Dünya barışı için son 50 senede dünyada en çok Amerikalılar kendi çocuklarını barışa feda etmişlerdir” dedi.
 
14.09.2019 GÜNLÜ Yeniçağ Gazetesi’nden: Bir haber daha: ABD Dışişleri Bakanlığının üç numaralı ismi Nicholas Burns İstanbul ve Ankara’yı kapsayacak gezisine çıkmadan önce Türk-Amerikan ilişkilerinin geleceğine ilişkin mesajlar verdi. Cumhurbaşkanı Gül ve Başbakan Erdoğan için dedi ki: “GÜVENİLİR İSİMLER. BİZE VERDİKLERİ SÖZLERİ TUTTULAR.”  (Ayrıca Washington kaynaklı bir haber 15.09.2007)
 
Bir soru: Gül ve Erdoğan hangi sözleri verdiler, yerine getirdikleri sözler neler?


DEVAM EDECEK

 
 

* Bu görüşmeler ve daha fazla bilgi için Turan Yavuz’un ÇUVALLAYAN İTTİFAK adındaki kitabına bakılabilir.
[1] Merdan Yanardağ, Bir ABD Projesi Olarak AKP, s. 51-56
[2]Doğu Perinçek, Tayyip Erdoğan’ın Yüce Divan Dosyası Haçlı İrtica, s. 43-44
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.