Halime Çavuş (Kocabıyık)

“Halime Çavuş, Kurtuluş Savaşı sırasında milislerde hizmet etmek için kendisini erkek olarak gizleyen bir Türk kadınıydı.”

Fevziye Abdullah Tansel, “İstiklâl Harbi’nde Mücâhit Kadınlarımız adlı kitabında Halime Çavuş için şunları yazar: “Kastamonu İl Yıllığı’nda pantolon ve paltolu, başında kalpak, elinde büyük bir balta bulunan bir kadın resminin altında, “Kastamonu’nun yetiştirdiği Milli Mücadele kahramanlarından Halime Çavuş” cümlesinin bulunduğu görülür; onun bu yoldaki çalışmalarını aydınlatıcı bilgilerin, ileride elde edileceğini umuyoruz.” (s. 59,60)
 
Sonraki yıllarda, sosyal medyaya Halime Çavuş ile ilgili bazı fotoğraf ve bilgiler düşmüştür. O fotoğraflardan birisi ile bilgilerin bir kısmını buraya alarak kahramanımızı tanıtayım.
 
İngilizce Wikipedia’dan çeviri:
 
“Halime Çavuş, Kurtuluş Savaşı sırasında milislerde hizmet etmek için kendisini erkek olarak gizleyen bir Türk kadınıydı.”


 
Doğumu: 1898 Duruçay.
Ölüm tarihi ve yeri: 20 Şubat 1976 Duruçay.
Muharebeler ve Savaşlar: Türk Kurtuluş Savaşı.
Ödül: İstiklâl Madalyası.
Sıra: Çavuş.
 
Halime Çavuş, Kurtuluş Savaşı başlar başlamaz savaşa katılma kararı alır. Ailesinin: “Gitme kızım” yalvarışlarını hiç dinlemez. Erkek kılığına girerek savaşçılarımızın içine katılır. Erkek gibi saçını kestirir, sakal tıraşı olur, gören onu erkek sanır, Halim adını kullanır. Kadın olduğunu kimseye söylemez. Değişik faktörlerin bunda etkisi olsa gerek.
 
Halime Çavuş İnebolu’dan Ankara ve Sakarya’ya cephane taşıyan yardım kolunda görev aldı. Mustafa Kemal, silah ve mühimmat sevkinin seyrini denetlemek için İnebolu’ya geldiğinde Halime Çavuş’un çalışmaları ve titizliği dikkatini çekti. Soğuk bir günde heyecanla, gönüllü olarak gördüğü Halime Çavuş’a Mustafa Kemal: “Sen üşümüyor musun?” diye sorar. Halime Çavuş’un verdiği yanıt bakın: “Benim üşümem hiç önemli değil. Bu cephane binlerce askerimizi koruyacak. Bu cephaneler vatanımızı kurtaracak. Koskoca vatan karşısında, bizim üşüyüp üşümememizin ne önemi var!”


 
Bu asil cevap karşısında Mustafa Kemal Halime Çavuştan kimliğini ister. Kadın olduğunu anlayınca şaşırır. Yaverine, Halime Çavuş ile ilgili tüm bilgileri not ettirir, Ankara’ya döner.
 
Yunan savaş gemileri Türklerin İstanbul’dan İnebolu’ya cephane sevk ettiklerini öğrenir ve İnebolu’yu bombalarlar. Birçok ölü ve yaralı vardır. Yaralılardan birisi Halime Çavuştur. Halime Çavuş yaralı haliyle Türk askerlerine şöyle moral verir:
 
“Korkmayın. Bize bir şey yapamayacaklar. Mücadeleye devam edin!..”
 
Savaşı Türkler kazanır. Ama Halime Çavuş Çavuşluk üniformasını hiç çıkarmaz; erkeklik kıyafetini değiştirmez, yine tıraşlı gezer; vatan müdafaasını ve erkekçe yaşamayı sürdürür.
 
Bir gün Halime Çavuş, “Devlet tarafından” Ankara’ya çağrılır. Anne-babası Halime’ye: “Gitme” diye ısrar ederler ama Halime Ankara’ya gider. Çankaya’ya götürülür. Kalabalığın içinde Atatürk’ü görünce tanır, koşar elini öper.
 
Atatürk Halime Çavuş’u 15 gün Çankaya’da misafir eder. Bu süre içinde Latife Hanım ile, Atatürk’ün manevi kızlarıyla tanışır. Latife Hanım misafiri Halime ile çok ilgilenir. Düzenlenen bir törenle Halime’ye İstiklâl Madalyası ve Çavuş rütbesi verir.
 
Mustafa Kemal Atatürk Halime Çavuş’a: “Gitme, seni yollamayayım. Bizim sürekli misafirimiz ol. Burada kal.” Önerisinde bulunur. Halime Çavuş’un: “Paşam, benim geride kalan bir ailem var. Annem, babam beni bekler. Gideyim onları da göreyim, merak ederler.” Yanıtını verince Atatürk: “Ben ana babaya itaatli evlada saygı duyarım. Aferin sana.” Der, Halime Çavuş Kastamonu’daki ailesinin yanına döner.


 
Türkiye Cumhuriyeti Halime Çavuş’a bir de Gaziunvanı vermiş, ölene kadar maaş bağlamıştır.
 
Halime Çavuş hiç evlenmemiş, kardeşi Hasan Kocabıyık’ın oğlunu evlat edinmiştir. Vefat ettiğinde 75 yaşandaydı. Saygıyla anıyoruz, yeri cennet olsun.
 
Bir çağrışım ve bir soru:
 
 Dün, askerlik yapmak için cephelere koşan, silah kullanan, devletin verdiği parayı almayan kahraman, samimi, yurt bekçisi kadınlarımız vardı. Bugün; askere gitmekten korkan, “BEDELLİ ASKERLİK” ile vatan hizmetinden kaçan, değişik adlar altında hazinemizi soyan, birkaç yerden maaş alan, oğlanlarına “ÇÜRÜK” raporu çıkartan, bunlar yetmezmiş gibi bir de; “Vatan-Millet” nutuklarıyla bizi kandıran bir sürü sözde “Milletvekili”, “Devlet adamı” var. Bu çelişki neyin nesi, bu soysuzluk ve yan kesicilik ne zaman iflas edecek?
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.