İmam-Hatip Liseleri ve Said Nursi-II

Türkiye Cumhuriyeti’nin öğretmenleri, okullardaki yöneticileri, kaymakamları ve valileri, Milli Eğitim Bakanları ve Cumhurbaşkanları nasıl olur da okullarımıza Said Nursi adını verirler? İmam-Hatipler

Doğu illerimizi gezerken, bazı İmam-Hatip Ortaokulu ve İmam-Hatip Liselerine Said Nursi adının verildiğini gördüm. Orada aklıma iki soru geldi:
 
1-Said Nursi’nin adı neden İmam-Hatip okullarına veriliyor?
2- Said Nursi’nin Atatürk’e bakışı nedir?
 
Bazı İmam-Hatipliler ile dini çevreler Said Nursi’yi: “Din âlimi, evliya” sanırlar. İmam-Hatipler dini eğitim ve öğretimi verdiğinden buralara Said Nursi adı veriliyor yahut böyle olmalıdır. Oysa Said Nursi bilimsel bir din âlimi değildir. Yazdıklarının bir kısmı Kuran’a, İslam’ın genel esaslarına terstir.Kimin evliya (Allah dostu) olduğunu Allah bilir. Said Nursi’nin kitaplarından alıntılar yaparak bu düşüncemi açıklayayım. Said Nursi diyor ki:
 
“..belki yalnız Kuran’ın malı ve meali olan Risale-İ Nur namına..” (Said Nursi, Emirdağ Lâhikası s. 279 Yeniasya Neşriyat, İstanbul 2007) “Hazreti Ali ve Gavs-ı Azamın ihbaratı nevinden, Kuran-ı mucizü l beyanın bu zamanda bir mucize-i manevisi olan Risale-İ Nur’a…” (Said Nursi, Kastamonu Lâhikası s. 120, Yeniaysa Neşriyat, İstanbul 1994) “Risale-i Nur şahsi malım değildir. Kuran-ı Hakim’in bu zamanda tereşşuh (sızıntı) eden bir mucize-i maneviyesidir.” (Said Nursi’den naklen Mustafa Yıldırım, Meczup Yaratmak s. 120. Ulus Dağı Yayınları Ankara 2006) “Risale-İ Nuru yalnız ben methetmiyorum. Onu Hz. Kuran methediyor. Hz Ali methediyor.. Şu halde elbette ki o bediüzzamandır, fahrüddeverandır (devrin en ulusudur.)” (Mustafa Yıldırım, a.g.e. s.106) “Müslümanlık-Hıristiyanlık ittifakını bozmaya çalışanlara karşı üç zümre: Nurcular, Hıristiyan ruhaniler ve misyonerler uyanık olmalıdır.” (Said Nursi’den naklen Prof. Dr. Yümni Sezen, Dinlerarası Diyalog İhaneti, Giriş. Kelam Yy. İstanbul 2006) “Amerika gibi din lehine ciddi çalışan muazzam bir devleti kendine hakiki dost yapmak, iman ve İslamiyet’le olabilir.” (Said Nursi, Emirdağ Lâhikası, s. 816)


 
Bakın Said Nursi kitaplarını kutsallaştırıyor, sözlerini ilahi vahiymiş gibi anlatıyor. Böyle şey olmaz. Kuran veHz. Ali Said Nursi’nin kitaplarını övmez. Bu bir evhamdır, asılsızdır. Dikkat edin, “Dinlerarası diyalog” denen zırvalığı Said Nursi yıllar önce ortaya atmış. Said Nursi bizi Hıristiyanlarla, misyonerlerle ittifak kurmaya çağırıyor. Müslümanların bir kısmını kandırıp “Nurcular” diye ayırıyor. Müslümanları ayrıştırmak/bölmek Kuran’ın “Bir olun” emrine terstir. Allah bize: “Dinde ayrılığa düşmeyin (Kuran, Şura: 13), “Hep birlikte Allah’ın ipine sarılın, parçalanıp ayrılmayın” (Kuran, Al-i İmran: 103) diyor. Bugün Nurcular Kuran’dan çok Risale-i Nurları okurlar, neredeyse Risale-i Nurları Kuran’ın önüne geçirirler. Bu, Allah’ın isteğine aykırıdır. Çünkü Allah, sözlerin en güzeli Kuran’dır (Kuran, Zümer: 23) diyor.
 
Said Nursi’den yaptığımız son alıntıyı dikkatlice okuyun. Said Nursi orada bize Amerika ile birlikte olmamızı, bunun iman ve İslamiyet gereği olduğunu söylüyor. Said Nursi’nin bu düşüncesi asla kabul görmemeli ama maalesef Türkiye’de Amerika’yı dost gören bir sürü Nurcu ve dindar politikacı var. Allah: “Ey iman edenler! Yahudileri ve Hıristiyanları dost/veli edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostudur…” diyor. (Kuran, Maide: 51) Dikkat edersek bugün dünyada İslam ülkelerini karıştıran, Müslümanları öldüren ülkelerin başında Amerika gelir. Said Nursi “Âlim ve Evliya” diyorsanız, İslam’ın gerçek alimi ve velisi böyle olmaz. Bu söylediklerimi İmam-Hatip ve İlahiyatlarda öğretmenlik-öğrencilik yapanlar bilirler. Öyleyse İmam-Hatipliler ve İslam dindarları Said Nursi’nin adını niçin okullarına verirler, Said Nursi’nin fikirlerini nasıl beğenirler? Demek bize diplomaları ve sözleriyle değil, inanç ve amelleriyle Allah’ı ve Kuran’ı esas alan İmam-Hatipliler, İlahiyatçılar lazım.
 
İkinci sorunun cevabına; Said Nursi’nin Atatürk hakkında yazdıklarına gelelim. Atatürk Said Nursi’ye diyesi imiş ki:
 
Sen geldin namaza dair şeyler yazıp içimize ihtilaf verdin”. Ben de onun hiddetine karşı dedim: “Namaz kılmayan haindir. Hainin hükmü merduttur. Dehşetli bir put kırdım.” (Said Nursi, Emirdağ Lahikası, s. 422. Yeni Asya Yy. İstanbul 2007) “Ölmüş gitmiş ve dünyadan ve hükümetten alakası kesilmiş bir adam hakkında otuz sene evvel bir hadisi şerifin ihbarıyla Kuran’a zararlı öyle bir adam çıkacak dediğimi ve sonra Mustafa Kemal o adam olduğunu zaman gösterdi.” (Emirdağ Lahikası, s. 486) “Said ve arkadaşları Mustafa Kemal’e din yıkıcı süfyan” (dehşetli dinsiz ve münafık) demişler ve kalplerdeki sevgisini bozmaya çalışmışlar. Onun için mahkûm ediyoruz.” (Emirdağ Lahikası s. 556) “Din-i İslam’ı bu mübarek Türk milletinden kaldırmak için Lozan Muahedesinde söz veren… Mustafa Kemal’e..” (Emirdağ Lahikası, s. 573)
 
Görüldüğü gibi Said Nursi Atatürk’e: “hain, put, zararlı adam, din yıkıcı, dinsiz, münafık, Lozan’da İslam’ı kaldıran kişi” olarak hakaret ediyor, iftira atıyor, aşağılıyor. İstiklal Savaşımızın Başkomutanı, Cumhuriyet’imizin kurucusu bir büyük insana bu hakaretleri yapmak, bu iftiraları atmak değil bir âlime, cahil bir mümine bile yakışmaz. İslamiyet müminlerden birisinin bir başka mümin ve Müslüman’a “Sen kâfirsindeme hakkını vermez. (Kuran, Nisa: 94) Durum bu iken nasıl olur da Said Nursi Atatürk için “Din yıkıcı. Dinsiz” der, Türkiye Cumhuriyeti’nin öğretmenleri, okullardaki yöneticileri, kaymakamları ve valileri, Milli Eğitim Bakanları ve Cumhurbaşkanları nasıl olur da okullarımıza Said Nursi adını verirler? İmam-Hatiplere Said Nursi’nin adını vermek Atatürk düşmanlığıdır, ekmeksizliktir, münafıklıktır.
 
Her şey gözlerimizin önünde oluyor. Emperyalizmin dışarıdaki beyinleri ile içimizdeki uşakları ve din tüccarları birliğimizi bozuyorlar, “Osmanlı Modeli, Hilafet ve Saltanat” hayalleriyle milli devletimizi yıkmaya çalışıyorlar. Biz her şeyden önce bu oyunu bozmak zorundayız.
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.