Kars -1

Kars ilimiz eskiden beri ozan yatağıdır. Bugüne kadar Kars’tan birçok ozan yetişmiş ve bu ozanlarımız ulusumuzun ve insanlığın mutluluğu için çalıp söylemişlerdir.

Serhat şehri Kars” derlerdi de bu kadar güzel olduğunu hayal edemezdim. Bu yaz Kars’ta iki gün kaldım. Tadına doyamadım, hevesimi alamadım. Fırsatını bulursam bir daha gideceğim, daha çok kalacağım.
 
Kars’ta, tarihi taş binaların çok olduğu cadde ve alanları gezerken, insanoğlunun demir gibi sert ve siyah taşları yontarak harika sanat eserleri yarattığını görürsünüz, hayran kalırsınız; “Sanat ruhun estetik hüviyet kazanmasıymış” dersiniz. Kars’taki taş yapıların çoğu Ermeni ustaların eseri imiş. Haklarını teslim etmek gerekir, Ermeniler taş işçiliğinde eskiden beri maharetliler. Unutmamak gerekir ki, taş işçiliğinde Türkler de çok maharetliler. Kars’ta, bilenlerle ve yaşlılarla yaptığım sohbetlerde tarihi taş yapıların sırf Ermenilere ait olmadığını, bu yapılarda Ermeniler kadar Türklerin de el emeği olduğunu söylediler. Bir Karslının bana anlattığına göre, Üniversitedeki bir akademisyen, “Ermeniler taş işçiliğini ilkin Türk ustalardan öğrendi” demiş.
 
Sadece Kars’ın merkezinde anlatılacak o kadar yer ve olay var ki, 8-10 yazıya sığmaz. Burada birkaçını, bana verilen şehir rehberi ve broşürlerden yararlanarak özetleyeceğim.
 
Gazi Kars: Kars 26 kez büyük savaşlara sahne olmuş, birçok kez el değiştirmiştir. Değişik milletler değişik zamanlarda Kars’a gelip yerleşmişler, farklı kültürler Kars’ta harmanlanmış. Selçuklu Sultanı Alparslan’ın 1064’te Ani şehrini fethetmesiyle Türkler Kars’a yerleşmişler. Yavuz Sultan Selim’in 1514’te bölgeyi fethetmesinden sonra Kars bölgenin eyalet merkezi olmuş. 1855’te Ruslarla yapılan savaşta Karslılar büyük kahramanlıklar gösterdiği için Sultan Abdülmecit Kars’a “Gazi” unvanını vermiş. Kars, 40 yıl Rusların işgalinde kalmış, 1920’de topraklarımıza katılmıştır.
 
Gazi Ahmet Muhtar Paşa Konağı: 19’uncu Yüzyılın ilk çeyreğinde inşa edilmiş Osmanlı dönemi yapılarındadır. 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşında (93 Harbi) Ordu Komutanı Gazi Ahmet Muhtar Paşa tarafından bir süre Karargâh Binası olarak kullanılmış. 2001 yılında Kars Valiliği tarafından bakımı yapılan konağın içindeki tarihi resimler ve belgeler insanı 93 Harbi’ne götürüyor.
 
Kars Arkeoloji Müzesi: Kars ilimiz, Kafkaslardan Anadolu’ya girişte ilk yerleşim merkezi olduğu için birçok uygarlığa tanıklık etmektedir. Bu yüzden müzede ilginç ve önemli eserler var. Yalnız bir tanesinden söz edeyim. Bu müzede 65 milyon yıl önce yaşamış bir Dinozora ait fosil var.
 
Kanlı Tabya/Kars Cephesi Harp Tarihi Müzesi: Stratejik önemi ve coğrafi konumu açısından dedelerimiz Kars’ın merkez ve çevresine 46 adet Tabya (Hazırlık, donatma, yığma, askeri sığınak, depo) yapmışlar. Zamanla çoğu yıkılmış. Şimdi 5 tanesi ayakta ama yalnız birisi (Şehir Merkezinde ki Kanlı Tabya) açık. Tabyanın bakımı, içerisindeki silahlar, bilgiler, gösteriler nefis mi nefis. 1828 yılında Ruslar Kars’a saldırdıklarında Tabyadaki askerlerin hepsini bir gece baskınında şehit etmişler. Bunun için o tabyaya “Kanlı Tabya” denmiş.


 
Kars’ta Ozanlık Geleneği: Halk edebiyatında “Âşık” denen kişiler vardır. Bunlara Ozan da denir. Âşıkların 16. yüzyıla kadarki adı Ozandır. Âşıklar/Ozanlar kopuz (Telli Türk sazı) eşliğinde şiirler söyleyen kişilerdir. Dede korkut kitabında: “Kolca koltuk yükseltip elden ele, beyden beye ozan gezer. Erin cömerdini, erin cimrisini ozan bilir” der. Bu ifade bize ozanların/âşıkların erleri (yiğit insanları) bildiklerini, bilgi ve marifetlerini sazları eşliğinde dile getirdiklerini anlatır. Ozanlar çoğunlukla gösterişsiz, hoş görülü, halk diliyle konuşan insanlardır. Ozan ruhlarda hırs olmaz, kapris olmaz, makam-mevki düşkünlüğü olmaz. Ozanlar irticalen söyleyip çalarlar, şiir ve sözlerinde edebiyatın tüm sanatları vardır. Ozanlar, içinde yaşadıkların dünyanın ve halkın hastalıklarını çok iyi teşhis ederler; sırf teşhis ile kalmazlar; tedavi (ıslah) yolunu da gösterirler.
 
Kars ilimiz eskiden beri ozan yatağıdır. Bugüne kadar Kars’tan birçok ozan yetişmiş ve bu ozanlarımız ulusumuzun ve insanlığın mutluluğu için çalıp söylemişlerdir. Kars’ta iken Kars’taki ozanlarımızın buluştuğu, çalıp söyledikleri, sohbet ettikleri bir yer var mı, içlerine katılayım diye sordum. Bir kenarda, sıradan bir kahvede akşamları buluşup sohbet ettiklerini öğrendim. Gittim kimse yok, haftada bir gün buluşuyorlarmış, benim gittiğim gün buluşma günü değilmiş.
 
Ozanların haftada bir gün, kenardaki sıradan bir kahvede buluşuyor olmalarına üzüldüm. Üzüntüme sebep olanlar oradaki ozanlarımız değil; Kars’ın merkezi ve yerel yöneticileridir. Şöyle ki: Kars valiliği ve Belediyesi ozanlarımız için güzel bir mekân tahsis etseler, o mekânın normal giderlerini karşılasalar, orası haftada bir gün değil sürekli açık olsa, ozanlarımız ve dinleyicileri istedikleri zaman oraya gelip gitseler, orası da bir sivil eğitim-öğretim kurumuna dönüşse, ozanlarımız kendilerine değer verildiğini görerek mutlu olsalar, ne kaybederdik? Maalesef Kars’taki yöneticiler bu kadarını bile düşünmemişler. Kars’ta gezerken gördüm, Kars’ın il merkezinde kamuya ait boş duran o kadar çok güzel mekânlar var ki, sayamazsınız bile. Ozanlarımızın bizden bir beklentileri yok, bizim onları kucaklama, gönüllerini hoş etme görev ve sorumluluğumuz var.
 
Zamanımızda Karslı âşıklar denince aklımıza hemen Âşık Şenlik, Âşık Murat Çobanoğlu, Âşık Maksut (Koca) Feryâdî gibi isimler gelir. Bu yazımı henüz hayatta olan Ozan Maksut Feyâdî’nin çalıp güzel ve tok sesiyle söylediği bir şiiriyle bitireyim.
 
 
HUZUR OLMAZ DÜNYADA
 
“İnsanoğlu kendisini bilmezse,
Olmaz olmaz, huzur olmaz dünyada.
Bütün yüreklere sevgi dolmazsa,
Olmaz olmaz, huzur olmaz dünyada.
 
Kimse birbirine saygı duymazsa,
“Hak” diyenler Hak yoluna uymazsa,
Tokun gözü, açın karnı doymazsa,
Olmaz olmaz, huzur olmaz dünyada.
 
Bağlanmışsa insanlığın bir gözü,
Kör olmuşsa adaletin bir gözü,
Düz değilse terazinin her gözü,
Olmaz olmaz, huzur olmaz dünyada.
 
Savaş adlı kirli haller var iken,
Çıkara uzanan yollar var iken,
Şu kandan beslenen filler var iken,
Olmaz olmaz, huzur olmaz dünyada.
 
Birileri yürek dağlıyor ise,
Birileri çıkar sağlıyor ise,
Biri gülüp biri ağlıyor ise,
Olmaz olmaz, huzur olmaz dünyada.
 
Bağlanmışsa insanlığın bir gözü,
Kör olmuşsa adaletin bir gözü,
Düz değilse terazinin her gözü,
Olmaz olmaz, huzur olmaz dünyada.
 
Birinin gözyaşı akıyor iken,
Biri de yiyip gülüp şakıyor iken,
Biri yiyip biri bakıyor iken,
Olmaz olmaz, huzur olmaz dünyada.
 
Maksut Feryadi’yi üzen olmazsa,
Sızlar mı bağrını ezen olmazsa,
Hak adalet âdil düzen olmazsa,
Olmaz olmaz, huzur olmaz dünyada.”
 
MAKSUT FERYADİ
 
 
DEVAMI VAR
 
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.