Kurtuluş Savaşı Gezisi 2018 (18)

“Arkadaşlar, gidip Toros Dağları’na bakınız, eğer orada bir tek Yörük çadırı görürseniz ve orada bir duman tütüyorsa, şunu çok iyi biliniz ki, dünyada hiçbir güç ve kuvvet bizi asla yok edemez.” - ATA

Üç Bozkırlı, İki Hadimli
 
Büyükaslıhanlar’dan sonra Dumlupınar İlçesi’ndeki Atatürk Evini/Müzesini gezdim. Müzedeki tabancaların markalarına baktım; Amerikan, Rus, Avusturya ve Fransız malı. İçerinde bir tek Osmanlı tabancası yok. Koskoca Osmanlı’nın neden bir tek tabancası yok, neden başkalarının silahlarıyla savaşmak zorunda kalmışız? Bunu Osmanlıcıların dikkatine sunuyorum.
 
Dumlupınar’dan sonraki durağım Dumlupınar Şehitliği oldu. Şehitlik; imparatorluğun tüm topraklarından, Türkiye’nin her ilinden gelmiş, erinden subayına, çocuğundan ihtiyarına kadar şehit olmuş bir bütün, bir kutsal ana, bir kutsal alan.
 
Dumlupınar Şehitliği’nde şahit olduğum iki tarihi gerçeği bundan sonra hiç unutamam:
 
1-Konya’nın Bozkır İlçesi’nden gelip şehit olmuş 8-14 yaşları arasındaki üç çocuğumuz,
 
2-Konya’nın Hadim İlçesi’nden vatan savunması için ayrılıp çeşitli cephelerde 11 yıl savaştıktan sonra Dumlupınar’a koşmuş, oğlu onbaşı Mehmet’in sancaktarı olduğu alayda savaşırken oğlunun kucağında şehit olmuş Çetmili Kara Ali Çavuş.


 
Şehitlerimizin arasında gezerken Konya-Bozkır’dan gelip şehit olmuş üç çocuğumuzun künyesini okudum. 8, 11, 14 yaşındalar. Bu üç şehit çocuk Toroslar’ın eteğinden Dumlupınar’a niçin, nasıl, kimlerle geldiler, ana-babaları vatan savunması için mi gönderdi, anasızdılar da babaları; “köyde yalnız kalmasınlar, ben savaşırken bana mermi taşısın, su versin” diye mi getirdi, yoksa ana-babalarına: “Biz de savaşacağız” diye dayattılar mı veya bu çocukların babaları yoktu da, “her evden bir savaşçı olsun” mu dediler, bu çocuklar bu yaşlarda kara toprağa nasıl girdiler, diye düşünüp araştırıp dururken; Şuhutlu,  Habip Akalın adındaki araştırmacımızın sosyal medyada dolaşan şu anlatımına ulaştım:
 
Hüsnü’nün babası Ömer, Kurtuluş Savaşı sırasında gönüllü asker olarak Afyon’a gider. Orada Ermeniler tarafından şehit edilir. Bunun üzerine Ömer’in eşi 8 yaşındaki oğlu Hüsnü’yü yanına alır, yurt savunması için Dumlupınar’a gelir. Anne ve oğlu Hüsnü topçularımıza kağnı ile mermi taşımaya başlarlar. Bir gün yağmur yağarken, Hüsnü mermiler ıslanmasın diye mermilerin üstünü örtmeye çalışırken gerideki Yunan askerleri Hüsnü’yü fark ederler, öldürürler. Bu bilgiyi teyit için Habip Akalın’ın telefonunu buldum konuştum. Anlatılanların fazlası var, eksiği yok.”      
 
Hadimli baba-oğlun şahadetleri de çok dramatik. Baba Kara Ali, 8 yaşındaki oğlu Mehmet’i köyünde bırakarak Balkan Savaşı’na gitmiş. 11 yıl Galiçya, Hicaz, Yemen, Kafkas cephelerinde savaşmış. Kurtuluş Savaşı başlayınca Kafkasya’dan doğruca Dumlupınar’a geçmiş. Katıldığı alayın sancaktarı da 19 yaşına giren oğlu Mehmet imiş. Kara Ali 31 Ağustos günü Yunan mermisi ile şehit olmuş. Kendisini oğlu Mehmet yerden kaldırmış. Alayın sancaktarı Mehmet de, 9 Eylül 1922 günü ordumuz İzmir’e girerken Yunan askerlerinin açtığı ateşle şehit olmuş.
 
Kurtuluş Savaşı gezimde bu tarihi gerçekleri öğrendiğimde aklıma Mustafa Kemal Atatürk’ün şu sözü geldi: “Arkadaşlar, gidip Toros Dağları’na bakınız, eğer orada bir tek Yörük çadırı görürseniz ve orada bir duman tütüyorsa, şunu çok iyi biliniz ki, dünyada hiçbir güç ve kuvvet bizi asla yok edemez.”
 
Bugün Toroslar’da bir değil on binlerce Yörük Çadırı var, dumanı tütüyor. Dünyada hiçbir güç ve kuvvet bizi asla yok edemeyecek, buna kesin kes inanıyoruz ama içimizde birtakım terbiyesizler var canımızı sıkıyorlar. Kim bunlar?
 
 
UTANMAZLAR
 
Bunlar, Yunan havarileri. Bunlar, “Türk-Yunan savaşında: Keşke Yunanlılar kazansaydı” diyebilecek kadar sapıtan püsküllü belalar. Bunlar günümüzün Vahdettinleri, Mustafa Sabrileri. Bu can sıkıcıların içinde “bedelli askerlikçiler, çürük raporcular” gibi şeytanlıklarla milletimizdeki vatan sevgisini yok etmeye çalışan, milletin sırtından yaşayan utanmazlar da var. 
 
Bunlar, yaptıkları yetmezmiş gibi bir de alenen Türk milletine ve Türkiye Cumhuriyeti’ne saldırıyorlar.
 
 
Devamı var
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.