Kurtuluş Savaşı Gezisi 2018 (40)

Yazı serisini bitiriyorum. Tüm şehitlerimizi saygıyla anıyorum. Allah hepsine rahmet eylesin.

Gezinin Değerlendirilmesi
 
Giresunlular ve Çalışlar Şehitliklerini ziyaretten sonra kurtuluş savaşımızın Sakarya sahasını görmek için 31 Ekim-01 Kasım 2018 günlerinde Ankara ve Polatlıdaydım.  Buralarda verimli bir gezi yapamadığım için yazmıyorum. Yeniden iyi bir gezi yapabilirsem anlatırım.
 
Şimdilik şunu söyleyeyim: Polatlı Belediyesi Tarihi Alanlar Tanıtma Merkezi (POTA) Başkanı emekli Albay Sayın Kadim Koç yörede ciddi, gönüllü ve verimli çalışmalar yapıyor. Bu nedenle kendilerine teşekkür ediyorum.
 
Gezide gördüğüm ve yaşadığım eksiklikleri yeri geldikçe dile getirmiş olsam da, öneminden dolayı hepsinin bir özetini vermek ve değerlendirmelerde bulunmak gerekiyor.


 
1- Biz Kurtuluş Savaşımızı yeteri kadar öğrenmediğimiz gibi çocuklarımıza da öğretmiyoruz. MEB hazırlayacağı bir plan ve proje ile savaş alanlarını önce öğretmenlerimize, sonra öğrencilerimize gezdirirse, bu açığımızı gençlerimiz açısından kapatmış oluruz.
 
2- Savaş alanları ve şehitliklerimizi gezme/gezdirme işi sırf MEB’na bırakılmamalı, yapılacak düzenlemelerle Kültür Bakanlığı ile yazılı-görsel medya da devreye sokulmalı, bu iş milli bir devlet politikasına dönüştürülmelidir.
 
3- Kurtuluş savaşımızın öğretilmesi noktasında YÖK de görev üstlenmeli, YÖK’ün ilgili birimleriyle eşgüdüm çalışması yapılmalı, yazılı kaynaklar oluşturmalıdır. Hazırlanan basılı ve dijital yayınlarla herkes tarihimizi maliyetine öğrenmelidir.
 
4-Savaş alanlarında hala Kurtuluş Savaşımızın acılarını yaşamış insanların 1. ve 2. derecedeki yakınları var. Bunlar ölmeden, konuyla ilgili tüm bilgi ve materyaller toplanmalı, arşivlenmeli ve bir de müzeler kurulmalıdır.
 
5-Kurtuluş Savaşımızın yapıldığı illerdeki valiler, kaymakamlar, belediye başkanları, birim amirleri atanırlarken bu yönde yetenek, bilgi ve ilgisi olanlar seçilmelidir.
 
6- Kurtuluş savaşımızın belgelendirilmesi, o belge ve bilgilerin ortaya çıkarılması noktasında Genelkurmay Başkanlığı’nın arşivlerinden mutlaka yararlanılmalıdır.
 
7-Kurtuluş savaşımızın yeterince öğretilmemiş olmasında bugüne kadar Genelkurmay Başkanlığı yapmış kişiler ile onlara ast olmuş subaylarımızın da kusurlarının olduğu açıktır. Diyelim ki savaşın bittiği yıllardan Atatürk’ün ölümüne kadar yaralıydık, yorgunduk, yoksulduk, gerekeni yapamadık, 1950-1960 arası Cumhuriyet ve Atatürk devrimlerine karşı mesafeli olan bir iktidar vardı. Genelkurmay Başkanlığı ve başkanları 1960’tan sonra bu konunun üzerine niye eğilmediler, gerekli proje ve çalışmaları niçin yapmadılar? Genelkurmay Başkanlığı hiç değilse bugünden sonra bu çalışmayı yapmalıdır. Her generalimiz, görev yaptığı yörede, daha önce sözünü ettiğim Tümgeneral İzzet Koçak’ın çalışmaları kadar çalışma yapsaydı, bugün kurtuluş savaşımızı daha iyi bilir, yurt ve şehitlerimize daha fazla sahiplenirdik.
 
8- Bir aylık gezimde Afyonkarahisar, Kütahya, Uşak, Eskişehir, Bilecik, Manisa, İzmir, Aydın, Denizli ve Ankara olmak üzere on (10) ilimizin şehitlik, anıt ve müzelerinin çoğunu gördüm. Bilecik hariç, diğer illerimizin İl Kültür ve Turizm Müdürlüklerinden ili tanıtan rehber kitaplar aldım. Yolculukta ve sonra o kitapları gözden geçirdim. Hepsinin dizgi, baskı ve kağıtları güzel. İçlerinde ören yerleri ve yöredeki uygarlıklarla ilgili bilgiler var.  Dinlenme ve eğlenme yerleri var.  Resimleriyle birlikte camileri, mescitleri, medreseleri, tekkeleri hakkında bilgiler var. İlin meşhur yemek ve tatlılarının tarifleri var. Ne yok biliyor musunuz? Oralarda yapılan Kurtuluş Savaşımızla ilgili bilgiler, belgeler, resimler yok. Bu çok üzücü! O kitaplarda uygarlıklar, camiler olmasın demiyorum. Olsun ama kurtuluş savaşımızın şehitleri ve şehitlikleri de olsun.  O kitaplarda Kurtuluş Savaşımız, yani milli mücadelemiz yoksa orada gaflet vardır, dalâlet vardır!
 
Bu illerin yöneticileri zümre kararı almışçasına, düşmanlarımıza mesaj verircesine, “Türk İstiklal Savaşı’nı toprağa gömdük, Bizans ve Yunan uygarlıklarını diriltiyoruz” dercesine başkalarını anlatmışlar, bizi gizlemişler.
 
9- “15 Mayıs 1919’dan 09 Eylül 1922”ye kadar geçen sürede yaşadığımız işgalleri, yaptığımız savaşları alanlarda görüp öğreneyim” derseniz, maalesef başaramazsınız. Başarsanız da –benim gibi-birçok eksiğiniz olur. Çünkü elinizde bir yol haritası ve kitaplaşmış bir hazırlık yok. TC’nin ilgili kurum ve görevlileri bugüne kadar böyle bir çalışma yapmamışlar.
 
İnsan, milli mücâdelemizi il il, gün gün, nokta nokta, ova ve dağlarıyla, krokileriyle, şehitlik levhalarıyla, mevzileriyle, Polatlı veya Kocatepe’den İzmir’e kadar öğrenmek istiyor, ordularımızın ve Başkomutanımızın hangi günlerde, nerelerde yatıp kalktığını görerek İzmir’e varmak istiyor. Maalesef böyle bir çalışma yok. Bu tür bir çalışmanın yapılması gerekiyor.
 
Bunu yapmak için yüzlerce, binlerce kişiyi görevlendirmek gerekmiyor. Başta Genelkurmay Başkanlığı olmak üzere, ilgisi olan beş-altı birimden, 10-15 kişilik bir ekip kurarsınız; o ekip Ankara’dan yola çıkar; İzmir’e kadar olan illerimizi 8-10 ay tarar ve önünüze ihtiyacımız olan eseri koyar. Vatanseverlik ve devlet adamlığı lafla değil, işle yapılır.
 
10- Dokuzuncu maddede herkese yönelik ortalama bir yazılı eseri önerdim. Aslında biz, kurutuş savaşımızla ilgili daha geniş, daha kapsamlı, daha yararlı ve kalıcı bir çalışma yapmalıyız. Şöyle ki: Akademisyen ve öğretmen tarihçi-coğrafyacılardan, subaylardan, gazetecilerden, fotoğrafçılardan, edebiyatçılardan, sinemacı ve tiyatroculardan oluşan 50-60 kişilik bir heyete kamunun araç ve gereçleri verilse, bu heyet kurtuluş savaşımızın yapıldığı tüm alanlarda iki yıl kadar çalışsa; veriler her yönüyle dosyalansa, arşivlense: Bu veriler bir kitap seti olarak bastırılıp tüm kütüphane ve okullarımızın demirbaşına girse, bu verilerden birer film serisi yapılsa, bu verilerden hikâye, roman, tiyatro, drama eserleri yazılsa, bu verilerle CD-DVD’ler hazırlansa ve satışa sunulsa, büyük bir görev yapılmış olur. Bu milli hizmeti ilgililerden bekliyoruz. 
 
11- Şehir merkezleri ile şehir merkezlerine yakın şehitliklerimiz bakımlı; diğerleri bakımsız. Türkiye’nin üst düzey idari, askeri ve siyasi ricali bu ayıp ile yaşamamalılar, her şehitliğe sahiplenmeliler. Şehitliklerimizin çoğunda hiç görevli yok. Sayısını bilmiyorum ama atıyorum, Türkiye’de 300 tane şehitliğimiz olsun. Her birine ikişer görevli atasanız 600 kişi eder. T.C. buralara asgari ücretli ikişer kişi atasa, şehitlerimize ve şehitliklerimize karşı olan borcumuzu ödemiş, şehitler ve şehitlikler arasında ayırım yapmamış oluruz. T.C. 15-16 Temmuz gecesi meydanlara koşup yaralanan herkese maaş veriyorsa, vatan ve bağımsızlığımız için toprağa gömülen kefensiz şehitlerimiz için de 600 kişiye asgari ücretten maaş versin.
 
12- Geçmişte Genelkurmay Başkanlığı yapmış birisi parasının bir kısmıyla cami yaptırdı. Diyanet İşleri Başkanlığı her hafta Camilerde: Cami, Kuran kursu, Müftülük ve Diyanet için para topluyor. O general’in şimdiye kadar maaşından, Diyanet’in camilerde bir kez olsun şehitliklerimiz için para ayırdıklarını yahut topladıklarını görmedik. Bu nasıl komutanlık, bu nasıl bir Diyanet?Derdimiz bir Generalin camiye para vermesi ve Diyanet’in yaptırdığı camiler değildir. Derdimiz, böylesi kişi ve kuruluşlarımızın şehitliklerimizle ilgilenmemeleridir. Böylesi kişi ve kuruluşlar şehitlikler gibi milli konularda da öncülük etselerdi, milletimiz ufkunu açarlardı. Ayakta durmanın ilk şartı cami yardımı ve Diyanet değildir; milletimizin iyi aydınlatılmasıdır, doğru yönlendirilmesidir.
 
13- 1919-1922 yılları arasındaki savaşlarda 9.167 şehidimiz 31.173 yaralımız var. Yaralanma, askere alma, hastalık gibi nedenlerle 980 subay, 36.239 erimiz öldü. Harp boyunca hareketlerde 33.683 subay ve erimiz yaralandı. Bunun 33.460’ı ateşli silahlarla, 225’i süngülerle olmuşturr. Harp sonunda malul kalanların 159’u subay, 1.284’ü er olmak üzere toplam 1.443’tür. (Sabahattin Selek, Anadolu İhtilali, c.1, s. 116-117 Kastaş Yy. İstanbul 2010) Bu sayıları 12 milyonluk bir ülkede kurtuluş savaşımızın maliyeti hakkında ufak bir bilgi olsun diye veriyorum.
 
Kurtuluş savaşımızı hangi maddi, manevi, insani, insani şartlar altında yaptığımıza işaret etmek üzere, buraya o günlerin bir fotoğrafını koyuyorum. Bu fotoğraf üzerinde biraz düşünelim. 
 
Yazı serisini bitiriyorum. Tüm şehitlerimizi saygıyla anıyorum. Allah hepsine rahmet eylesin.
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.