Kurtuluş Savaşı Gezisi 2018 (6)

Kocatepe’de öğretmen ve öğrencilerimizi temsil etmek üzere birer grup öğretmen ve öğrencinin görülmesi çok yerinde olurdu ama nerde?

Yunan İdeali, Türk Mistisizmi, Milli Eğitimimiz
 
26 Ağustos günü öğleden sonra Valiliğe gittim, bir birimin müdürü ile sohbet ettim. Halkın geceyi kendi kendine geçirdiğini, orada idari ve askeri rehberlerin bulunmasında yarar olacağını, Salar’daki 7. sınıf öğrencimizin Büyük Taarruz ve Kocatepe’yi bilmediğini bunların eksiklik olduğu söyledim. Duyarlı birisi imiş, “haklısınız” dedi ve şu açıklamayı yaptı: “Vali Bey Milli Eğitim Müdürü’ne sözlü olarak söyledi, ‘İldeki bütün okulların öğrencilerini Kocatepe’ye götürelim, Büyük Taarruzu anlatalım, bana bir liste ve program getir, ulaşım araçlarını sağlamak bana ait’ dedi. Oralı olan olmadı. Beyefendi vali başka ne yapsın?..”
 
Anlatılandan İl Milli Eğitim Müdürlüğü adına utandım. Böylesi duyarsız eğitim yöneticilerinden hayır gelmez. İl Milli Eğitim Müdürlüğü böyle davranırsa, Öğretmenler, Salar Kasabası’nda olduğu gibi, öğrencilere Kurtuluş Savaşımızı hiç anlatılmaz.
 
Kocatepe’de öğretmen ve öğrencilerimizi temsil etmek üzere birer grup öğretmen ve öğrencinin görülmesi çok yerinde olurdu ama nerde? Yeri gelmişken söyleyeyim; bugün İlk, Orta, Lise ve Yükseköğretimde Milli Mücadelemizi genişçe ve ZORUNLU olarak okutacak bir irade ve milli eğitim programa ihtiyacımız var. Milli mücadelesini çocuklarına öğretmeyen Türkiye’nin geleceği tehlikelidir. Okullarımızda öğrencilerimize anlatılan 15-16 Haziran hain kalkışması Milli Mücadelemize ayrılan süreden, yapılan etkinliklerden daha çoktur. Yöneticiler aklı başında yöneticilik yapacaklarsa, sırtlarını Milli Mücadelemize döndürmesinler.
 
Kocatepe’de ve Afyonkarahisar Valiliği’nin 2018 Kutlama Programı’nda Kocatepe Üniversitesi’nin öğretim görevlileri ve halka açık etkinlikleri gözüme çarpmadı. Bu Üniversitemizin özellikle tarih bölümünde görev yapan akademisyenlerinden biri veya birkaçı o haftanın bir gününde, bir konferans veya panelle umumu bilgilendiremez miydi?


 
Bu anlattıklarımı yaşarken ve yazarken gözlerimin önüne rahmetli arkadaşım Prof. Dr. Durmuş Yılmaz geldi. O yaşarken hep şunu söylerdi: “Çocuklarımıza ve öğrencilerimize İstiklal Savaşımızı iyi öğretmeliyiz. Tüm şehitliklerimizi gezdirmeliyiz. Geçmişini bilmeyen bir nesil sıkıntıya düşer...” Durmuş hoca bunları söylemekle yetinmezdi, öğrencilerini alır Afyon, Uşak, Kütahya, Eskişehir’deki savaş alanlarını gezdirirdi. Şimdi düşünüyorum, bu gezimin bilinçaltında Durmuş Hoca’nın da belki katkısı var.
 
Kocatepe ve diğer yerlerdeki anıtları, şehitlikleri gezerken eşim sordu: “Biz niye şimdiye kadar buraları gezmedik?” Anında şu cevabı verdim: “Geçmişte, uzun süre içinde bulunduğumuz çevre ve kişilerin yüzünden olsa gerek.
 
26 Ağustos günü öğleden sonra Afyonkarahisar’ın Etnografya Müzesini, tarihi yapı ve çarşılarını gezdik. Geceyi DSİ’nin misafirhanesinde geçirdik. Burası Öğretmenevinden daha kaliteli ve daha ucuzdu.
 
 
 
MEGALO İDEA VE MİSTİK RUH
 
Türkler İstanbul’u alıp Balkanlar’a yerleştikten sonra Rumlarda Megalı idea oluştu. Bu düşünce/emel İstanbul’u başkent yapmak, Anadolu’da kaybettikleri toprakları geri almak.Yunanlılar bu ideal ile 1829’da bağımsız Yunan Devleti’ni kurdular, 15 Mayıs 1919’dan itibaren Anadolu’yu işgal ettiler. Bugün Egedeki adalarımızın Yunanlılarca işgalinde, Kıbrıs’taki sıkıntıda bile o büyük emel var.
 
Bizde ne var ne yok? Bizde büyük emeller yok; küçük düşünceler,  ucuz kahramanlıklar, slogan atma, halkı susturma gibi zararlı duygu ve huylar var. Kocatepe’nin eteğindeki 7. sınıf öğrencisi (A...) 26-30 Ağustos günleri Kocate’de neler olmuş bilmiyor ama babası ile Mevlana ziyaretine hazırlanıyor. Dinamizm el âlemi gezegenlere götürürken mistisizm bizi toprağın altına/mezara gömüyor. Konya yönetimi durmaksızın sema gösterileri sunuyor, Uluslararası Mistik Müzik Festivalleriyle milleti uyuşturuyor. Uyuşturuyor çünkü uyuşukları yönetmek kolay.
 
Burada, “Muhacir, Ensar, Suriyeli, Mienmarlı” diyerek ağlayanları, kefen giyip cami önlerinde toparlananları da bir hatırlayalım. Bunlar işin söz ve sömürüsündeler. Bunlar “cihatderler ama evlerine kaçarlar; aynen UHUT kaçkını münafıklar gibi. Bu mistik kafalılar bizim ruhumuzu karartıyor, damarlarımızı kansız bırakıyorlar. Benim bunlara değil de, destekleriyle bunları şımartan yurttaşlarımıza bir sorum var: Bunların tuzağından ne zaman kurtulacağız?
 
 
Devamı var
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.