Milli Mücadele İttifakı

İşgal yıllarının Türkiye’sinde işgalcilerle işbirliği yapan hain kişi ve kuruluşlar vardı. Padişah Vahdettin, Sadrazam Damat Ferit, Şeyh ül İslam Mustafa Sabri gibi kişiler, Teali i İslam, Selamet i Osmaniye, Kürt Teali, İngiliz Muhipleri Cemiyeti gibi kuruluşlar  bunlardan birkaçıdır.
 
Atatürk’ün çok az sayıdaki yakın silah arkadaşları bazı valiler ve hocalar ile halkımız Atatürk’ün öncülüğünde, Müdafaa i Hukuk cemiyetlerinin şemsiyesi altında Millî Mücâdele hareketini başlattılar. Millî Mücâdele kazanıldı. O başarının önemli nedenlerinden biri milli güçlerin birleşmesi ve birlikte hareket etmesidir. O birlik sağlanmasaydı yurdumuzu kurtaramazdık.
 
Osmanlı Devleti’nin gerileme ve batış yıllarında ekonomimiz çökmüş, dışarıdan aldığımız borçlarla elimiz-ayağımız bağlanmıştı. İçimizdeki yabancılar bizden daha avantajlı ve rahat idiler. Kamu mallarımız ipotekliydi, milli kimliğimiz çiğnenmişti, milli eğitimimiz ilkeldi, Saray ve çevresi lüks yaşıyor, hanedan ve zenginlerin oğlanları “bedelli askerlik” ile hayatın tadını çıkarıyor, gariban Anadolu çocukları cephelerde ölüyordu.
 
Bugün tarih tekerrür ediyor. Bakınız ekonomimiz yine çökük. İş başındakiler Cumhuriyet’in kazanımlarını sattılar. Elimizde kalan alın terlerimiz “Varlık Fonu” adı altında sömürgecilere ipotek ediliyor. Ülkemizdeki yabancılar bizden mutlu. Suriyeliler bedava sağlık hizmeti görürlerken sosyal güvencesiz yurttaşlarımız sağlık hizmeti alamıyorlar. İktidarın sadaka ekonomisi seçmenin iradesine el koydu. Osmanlı yöneticileri milli kimliğimizi nasıl yok etmişlerse, Türkiye’nin bugünkü yöneticileri aynısını yapıyorlar. Bugünküler eğitim ve öğretimimizi sandığımızdan ve görünenden daha çok ilkelleştirdiler. Saray Hayatı yine hortladı. Günümüzün hanedan zadeleri askerlikten sıyırırlarken gariban gençlerin tabutları geliyor.
 
Bitiş yıllarının Osmanlı ricali şahsi çıkarları ve gelecekleri adına düşmanlarla nasıl işbirliği yapıp milli varlık ve bağımsızlığımızı satmışlarsa; Cumhuriyet’imizin bugünkü ricali de (birçoğu), aynı nedenlerle düşmanlarımızla işbirliği yaptılar, bağımsızlığımızı pazarladılar. Bunlar yabancılarla iki sayfa dokuz maddelik “gizli” anlaşmalar yapıyorlar, emperyalist projelerde görev alıyorlar, Siyonistlerin madalyalarıyla dolaşıyorlar. Vahdettin Mustafa Kemal gibi kahramanları “asi” ilan etmiş, haklarında ölüm fermanları çıkarmıştı. Bugünküler Mustafa Kemal’in Generallerini Ergenekon-Balyoz suçlusu olarak hücrelerde öldürttüler. Dünün İngiliz Muhipleri, Kürt Teali, İslam Teali Cemiyetlerinin benzerleri şimdi yeniden türediler, bizi zehirliyorlar. Dürrüzade Abdullah ve İskilipli Atıfların kalıntıları devlet ve millet düşmanlığı yapıyorlar.
 
1919-1920’li yılların Osmanlısı ile 2000-2018’li yılların Türkiye’si aynı. Seçimlere böyle gidiyoruz. Türkiye’nin bugünkü siyasi dalgalarıyla çöküş yılları Osmanlı’sının siyasi dalgaları benzeşiyor. Bir tarafta kendi saltanat ve istikbalini düşünen bir parti ve kirli yamaları, öbür tarafta içinde farklı düşünceler bulunsa bile: “Bağımsızlık, Vatan, Cumhuriyet, Atatürk” diyen bir ittifak var. Bu ittifak kendisini “Millet İttifakı” olarak niteliyor. Millet ittifakı; “Barış, Adalet, Kuvvetler ayrılığı, Parlamenter sistem” diyor. Bu şartlar altında akıl ve vicdanını kiraya vermemiş yurttaşlarımızın tercihi ne olmalıdır? Ben Saltanatçı, din ve milliyetçilik düşmanları değil, “Millet İttifakı” tercih edeceğim.
 
Bazıları, Millet İttifakı’nın bazı parçaları için: “Bunlar geçmişte şöyle demişlerdi, şunların da şusu var” diyebilirler. Olabilir, ama kimin geçmişi 24 ayar saf altın? Herkesin bir geçmişi vardır. Taşları kaldırıp baksak, her taşın altında bir nem çıkar. Biz bugün, kimin nerde durduğuna, ne söylediğine bakacağız. Gün Türkiye’ye sahiplenme, milli kalıntıları birleştirme günüdür. Burada bir hatırlatma yapayım; Milli Mücadele yıllarında Halide Edip Adıvar, Refik Halit Karay gibi kişiler Amerikan mandasını savunuyorlardı. Rauf Orbay Saltanatçı idi. Mustafa Kemal bu kişilerin bu düşüncelerini bildiği halde bunları da Milli Mücadele hareketinin içine aldı, güç birliği ile amaca ulaştı. Tarihimiz tekerrür ediyor. Eğer 24 Haziran seçimlerinde Millet İttifakı başarısız olursa; PARLAMENTER SİSTEMİMİZ kalkacak, Saray/Tek Adam Sistemi kökleşecek, Cumhuriyet’imiz büyük kayıplar verecek.
 
Sonuç: Türk milleti yeniden bir Millî Mücadele veriyor. Bir yurttaşımız bu mücadeleye MİLLİ MÜCADELE İTTİFAKI dedi. Deyişi doğru buldum, onun için başlık yaptım. Milli Mücadelemize başarılar diliyorum, Allah yardımcımız olsun.
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.