Milliyetçilik Üzerine (2)

Türkiye Türkleri olarak bugün biz bunu yaşıyor gibiyiz. Bizim için, milliyetsizlik yahut başka bir milliyetçilik olamayacağına göre, yeniden ve daimi milliyetçilik bizim olmazsa olmazımızdır.

Milliyetçilik köklü ve kadim (başlangıcı çok eski, derin) bir gerçekliktir, psikolojik ve sosyolojiktir; olmasa da olur, gündelik ve moda değildir.
 
Söz yerinde ise, yaşanan zamanın kültürel, sosyal, ekonomik ve bilimsel yapısı milliyetçiliğe bir özgül ağırlık kazandırır, uluslar ve ulusların bireyleri bu özgül ağırlığa göre milliyetçi, yarı kimlikli, kimliksiz, aktif yahut pasif olurlar.
 
Zaman içerisinde, milli olgular itibarsızlaşmaya, çiğnenmeye, unutulmaya başlayınca (milliyetçilik eskiyince), millet yaşama güçlükleri çekmeye başlayınca, milliyetçiliğin yenilenmesi kaçınılmaz olur; milliyetçilik yeni dallar ve meyveler verir, rengini tazeler. Bu hal: Milliyetçiliğin yenilenmesi ve “daimi” olduğunun önümüze tek seçenek olarak çıkması demektir.
 
Milliyetçiliğin yenidenleşmesi ve daimiliği, milli benliğin çöplüğe atılması aşamasından önce, acıların çekilmez duruma gelmesinden sonra önümüze gelir. Türkiye Türkleri olarak bugün biz bunu yaşıyor gibiyiz. Bizim için, milliyetsizlik yahut başka bir milliyetçilik olamayacağına göre, yeniden ve daimi milliyetçilik bizim olmazsa olmazımızdır.
 
Milliyetçilik zorluklar anında bir çıkış yolu ise, bir güçtür; efradına güç kaynağı olur. Milliyetçilik belli bir coğrafya ve kültür hazinesi içindeki insanları mutsuzluklardan kurtaracak bir güç ise zenginliktir. Bir coğrafyadaki milyonlarca insanın kişilikleri ve kanları aynı olamayacağına göre, oradaki farklılıklar bir zenginliktir, o zenginliği milliyetçiliğin avantajı yapmak gerekiyor. Daha doğrusu milliyetçiliği demokrasi ile mezcetmek, uyumlu hale getirmek gibi bir görevimiz var.


 
Türkiye’deki Türk milliyetçileri bugün böylesi bakış ve düşüncelerden uzak, gündelik hayatın esinti ve yapısına göre milliyetçilik yapmaktadırlar. Bu alanın düşünür ve akademisyenleri hayatın zorluklarını hesap ederek (geçim derdi, akademik basamakları tamamlama gibi) milliyetçilik yapmaktalar. Alanın sanayici ve iş adamları bir darbe yaşamadan ayakta durmanın yollarını arıyorlar. Bu alanın politikacıları çok sığ, çok beceriksiz, çok tutarsız ve inişli çıkışlı bir milliyetçilik yapmaktalar. Şunu söylersek çok abartı yapmayız: Tüm alanların milliyetçileri bugün fikren ve bedenen dinamik değil durağan, çağdaş değil çağ dışı, politik değil apolitik, üretici değil tüketici, çekici değil itici, bütünleştirici değil ayrıştırıcı, öncü değil kitle ve uydu konumundalar.
 
Türk milliyetçileri niçin böyleler? Egolarını tatmin etmek, milliyetçiliğin sırtından (aynen dinin sırtından geçinenler gibi) Türk milletinin sırtından geçindikleri için böyle yapıyorlar. Bizim Türkiye’de bu olumsuz gidişi olumluya çevirebilmemiz için, çözümü sırf üst perdeden değil, alt düzeyden, geniş kitleler açısından da bir şeyler yapmamız, güçlük çekmemiz gerekir. Bu güçlük (yahut görev) milliyet-milliyetçilik konusunda bilmemiz gereken asgari bilgilere sahip olmamız gerekiyor. Bu işi sırf politikacılara, bilim adamlarına, sanayici ve iş adamlarına bırakmayacağız; biraz okuyacağız, yorumlayan ve düşünen kişiler olacağız, sağlıklı çizgi ve ölçülerimiz olacak; adını andığım bu kesimleri daha bilgili, daha cesur ve daha tutarlı olmaya zorlayacağız. Tarihte, bir milleti birkaç politikacının, birkaç bilim adamının, iki üç zenginin kurtardığı çok az görülmüştür, üzerimizdeki yükü başkalarının sırtına yüklemekle menzile varamayız.
 
 
SARAY MİLLİYETÇİLERİ:
 
Türkiye’deki Türk milliyetçiliği ve milliyetçilerinin çıkmazda olduğunu anlatmak için size yalnız politik açıdan bir örnek vereyim.
 
Türk milliyetçiliğini siyaseten temsil iddiasında olan bir partinin lider ve yöneticileri iki seçimdir milletin karşısına kendi aday, ilke ve programıyla çıkmıyor, çıkamıyor; Türklük/milliyet karşıtı bir partinin koruma ve koltuğuna takılar seçimlere gidiyor. Milliyetçiliği kimselere kaptırmak istemeyen bu kişiler ketenden yapılma minder ve yorganlarıyla İstanbul yolculuğuna çıktılar, kadın ve at pazarlarında siyasal İslamcıların ömrünü uzatabilmek için amigoluk yapıyorlar, broşür ve bildiri dağıtıyorlar.
 
Demek Türk milliyetçiliği şimdi Türkiye’de iddiasız, güvensiz, programsız, zırh değil ketenden yama. Olayı biraz daha derinleştirirsek şunu da söyleyebiliriz: Bugünkü Türk milliyetçileri Türkiye’de Arapların, İngilizlerin, Amerikalıların, yani işgalcilerin ve hainlerin değirmenine su taşımaktalar, Türk milletini “milliyetçilik-ülkücülük” sloganlarıyla avutmaktalar. Bunlara: “Türkiye’nin Saray milliyetçileri” diyebilirsiniz. 
 
 
Devamı var
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.