Muharrem İnce

Cesur, dik duruşlu ve yol gösterici tarzından dolay Sn. İnce’yi kutluyorum. Öğretmenlerden ve yürekli kişilerden böylesi politikalar beklenirdi.

Kişilere, düşünce kuruluşlarına ve siyasi partilere ne sürekli bağlı kalırım ne karşı olurum. Kişi ve düşünceleri tabulaştıranları sevmem. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş ilkelerine bağlıyım, Atatürk’ü severim. Bu yüzden Cumhuriyet ve Atatürk düşmanlarıyla dincileri hiç sevmem. Bazı düşüncelerine katılmasam bile Cumhuriyet ve Atatürk sevdalılarına açığım.
 
Muharrem İnce’yi bu düşüncelerle konu yapıyorum. Farkında iseniz M. İnce gittiği her yerde, yaptığı her konuşmada Cumhuriyet’ten, Atatürk’ün biz yaptığı hizmetlerden övgüyle söz ediyor. İnce’nin bu özelliği T.C.’nin okullarında uzun süre öğrencilik ve öğretmenlik, Atatürk’ün kurduğu CHP’de yıllarca siyaset yapmış olmasındandır. Kanaatime göre İnce gönüllü bir Cumhuriyet yurttaşı, çalışkan bir Cumhuriyet öğretmeni, sevdalı bir CHP’lidir.


 
Bazıları okuduğu okullardan, siyaset yaptığı partilerden, beslendiği cemaat-tarikatlardan aldığı zehirli düşüncelerle T.C. ve Atatürk’e saldırırken, biz niye M. İnce gibilerine mesafeli duralım? Oy veririz vermeyiz ayrı bir konu, ama Cumhuriyet, Atatürk, çağdaşlık, akılcılık diyenlerin Muharrem İnce gibilerini eleştirip durmaları yanlıştır. Tüm ölçülerimizi tutmuyor diye bugün İnceyi eleştirenler yarın T.C.’nin temelleri söküldükten, tüm haklarını kaybettikten sonra çadırsız ve kimliksiz kalacaklarını düşünmeliler. Bazı beylik sloganlarla M. İnce’den oy koparmaya çalışanlar yarın bir diktatörün eline düşünce ayakları yere basar ama iş işten geçmiş olur.
 
M. İnce’nin konuşmalarında benim ilgimi çeken, planlı konuşmalarıdır. Mitinglere hazırlıklı çıkıyor; hangi işleri niçin, nasıl yapacağını söylüyor. Gençlere eğitim ve iş sözü veriyor. “İş yeri, sanayi ve çalışma” diyor. “Türkiye’ye markalar” sözü veriyor. İncenin bu duyarlılıkları Öğretmen kökenli olmasından; yıllık, ünite ve günlük plan ve programlarına alışkın olmasından ileri geldiği açıktır. Böyle bir hayattan gelen kişi, aynısını Cumhurbaşkanı olunca da yapar. Okul ve sınıflarda T.C. ve Atatürk ile yoğrulmuş birisi bu alışkanlığını TBMM ve Çankaya’ya da taşır.
 
İnce’nin ikiye bir, yazılı kâğıtlarını okurken isimleri kapattığını söylemesi; “ben tarafsızlığa alışkınım, haksızlık yapmayacağım, dürüst olacağım” demektir. Öğretmenlik o mesleği yapanlarda-genelde-özverili çalışma, herkesle ilgilenme, zorluklara göğüs germe, almadan verme gibi güzel huyları yerleştirir. Bir fizik öğretmeni olduğu için M. İnce teknoloji, rakam ve hesap üzerinde çok duruyor. Bir siyasetin çakallarını düşünün, bir de çalışarak hayatını kazanmış, fedakârlığa mecbur kalmış, siyaseti dobra dobra yapanları düşünün ona göre karar verin.
 
Buraya M. İnce’nin bir sözünü almak istiyorum. Diyor ki: “Bedava kek isteyenler Erdoğan’a, fabrika isteyenler bana oy versin.” Bu sözün sahibine oy verin veya vermeyin, derdimiz o değil. Derdimiz şu: Siyaset cambazlarının verdiği sadaka/tüketim ekonomisiyle mi yaşayalım, yoksa üretim ekonomisiyle mi yaşayalım? “Ben sadakacı, dilenci, boynu bükük, yüzü kara olacağım. Çalışmak istemiyorum, derdim fabrika ve çocuklarımın geleceği değil” diyenler kömürcü ve makarnacılara oylarını versinler. “Çalışayım, onurumla yaşayayım, fabrikalarımız olsun, bereket gelsin, kimseye muhtaç olmayalım” diyenler de M. İnce tarzı politikacılara oylarını versinler.
 
Cesur, dik duruşlu ve yol gösterici tarzından dolay Sn. İnce’yi kutluyorum. Öğretmenlerden ve yürekli kişilerden böylesi politikalar beklenirdi. Muharrem İnce’ye başarılar diliyorum.
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.