Müslümanın Siyasetle Ölçümü

Türkiye’deki bir cemaatin yan kolları ve yedek dilleri: “Müslümanların partisi olduğu için AKP’ye oy vereceklerini gazete ilanlarıyla kamuoyuna duyurdular.

İslam’ın iman esaslarına inanan kişiye “mümin”, bu iman esasları ile birlikte bir de İslam’ın ibadet esaslarını kabul edip uygulayan kişiye “Müslüman” denir. Allah, iman esaslarına inanmakla kalmayıp ibadet yapan kişilerin daha makbul olduklarını bildirir.
 
İnanç ve ibadetlerde ağırlık, hafiflik, uzunluk, kısalık, hacim gibi nitelikler olmaz, çünkü inanç ve ibadetler metafizik (soyut) değerlerdir. Şu var ki, inanç ve ibadetlerde içtenlik/ihlas olur ama biz inanç ve ibadetleriyle kimin içten olduğunu bilemeyiz, içtenliği ancak Yaratan bilir. Bu yüzden biz herhangi bir müminin, Müslüman’ın inanç ve amellerini test edemeyiz.
 
Biz bir kişinin kâfir veya kötü Müslüman olduğunu da bilemeyiz. İnançsızlık ve “kötü Müslüman” yargısı ancak kişinin özgür beyanı ile doğruluk kazanır. Dolayısıyla bizim birisine kendi ölçülerimizle “kâfir, münafıkdeme hakkımız da yoktur. Bu hak da Yaratan’ındır. Günümüzde kendilerini “mümin, sağlam Müslüman” olarak sunan nice kişiler var ki bunlar siyasi görüş ve felsefi inançlarını beğenmedikleri kişilere: “Onun itikadı bozuk, ameli çürük, yarım Müslüman” gibi laflar ediyorlar ki, bu çok yanlıştır. Bu yanlışlığın ana nedeni dindeki bölünmelerden, siyasetteki ihtiraslardan kaynaklanıyor. Daha yeni, seçim için çadır kurup bildiri dağıtan sakallı iki gençle bir süre sohbet ettim. Siyaseti din ile yoğurmayan/harmanlamayan bir iki partinin taraftarları için: “Onlar Müslüman değiller ki…” gibi dediler.


 
Türkiye’deki bir cemaatin yan kolları ve yedek dilleri: “Müslümanların partisi olduğu için AKP’ye oy vereceklerini gazete ilanlarıyla kamuoyuna duyurdular. Konya’dan İstanbul’daki şeyhlerine ziyaret için giden kadınlara şeyhin yakın çevresindekiler: “Aman Erdoğan’dan başkasına oy vermeyin. Kocalarınız başka partili olup oylarınızı bu partiye vereceksiniz diye sıkıştırsa bile ciddiye almayın, ‘tamam, oyumu senin dediğine verdim’ deyip yalan söyleyin. Bu konuda yalan söylemek dinen caizdir …” gibi telkinlerde bulunmuşlar.
 
Allah bize: “Kullarımın dinini değerlendirmeyin, benimle aldatmayın, yalan söylemeyin” dediği halde bunun aksini yapıyorsak ölçümüz bozuk demektir.
 
Çocukluğumda köyümüze-Ramazan aylarında-“Cerciler” gelirdi. Bunlardan “Cerci Recep” denileni hiç unutmam. Hoca yapılı bu cerciler camide bir aşır okurlar, herkes birer tas buğday verir, Cerci biriken buğdayı yaşlı ve cılız eşeğine yükler giderdi.
 
Bugün cerciliği bazı siyasetçiler yapıyor. “Dindar partiyiz. Asım’ın Nesliyiz. Falanlar cami düşmanı” gibi şarlatanlıklarla oy topluyorlar, o oyları makama, saraya, villaya, dolar vb mallara dönüştürüyorlar, safa sürüyorlar. Eskiler cerciliği ilkel usullerle, yağır eşeklerle, sırf Ramazan ayında yaparlardı. Bugünküler lüks uçaklarla, modern cihazlarla, senenin her ayında (çokça seçim önlerinde) cer yapıyorlar. Biz Allah ile aldatıldığımız sürece cerciler kanımızı ve dinimizi sömürecekler.
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.