Öğretmenevleri ve Polisevleri

Polisevlerinde gördüğüm sıcak ve samimi duruma karşın kimi Öğretmenevlerinde gördüğüm kaba, ilgisiz, isteksiz, baştan savıcı tutumlar benim polislerimize karşı olan sevgimi artırdı.

Geçen yıllarda il dışına çıkınca Öğretmenevleri olumsuz yönleriyle dikkatimi çekmişti. Bu yıl yılki gezimde daha çok dikkatimi çekti. Bu yüzden Öğretmenevleri ile Polisevlerinin misafirhanelerini karşılaştırmalı olarak değerlendireceğim.
 
Öğretmenevleri düşüncesini ortaya atan ve uygulamaya koyan kişi geçmişteki Milli Eğitim Bakanlarından Orgeneral Hasan Sağlam’dır. Asker kökenli olduğu için, Orduevlerinden esinlenerek Öğretmenevlerini hayata geçirdi. Öğretmenlerin maaşlarından kesilen cüzi miktardaki paralarla, yatabilecekleri temiz ve ucuz bir imkân sunmak, öğretmenlerin sosyal ve kültürel gelişimlerine katkıda bulunmak için bu yola girilmişti. İyi de olmuştu.
 
Sonları daha iyi imkânlarla her ile hatta büyük bütün ilçelere Öğretmenevleri açıldı. 33-35 yıl sonra gelinen noktada bugün Öğretmenevleri amacına uygun olarak işletiliyorlar mı, o günlerden bugüne kadar neler aynı kaldı, neler değişti? Değişiklikler öğretmenlerimizin lehine mi, aleyhine mi? Bu soruların yanıtlarını bulmaya çalışacağım.
 
Önce şu düşüncemi dile getireyim: Bugün Öğretmenevleri öğretmenlerin barınmaktan, sosyal-kültürel gereksinimlerini karşılamaktan öte; başka bakanlıkların, diğer kamu görevlilerinin ihtiyacını karşılar hale geldi. 45 günlük son gezimde, barınmak için önce bulunduğum yerdeki Öğretmenevine başvurmama rağmen, Öğretmenevlerinde yatış sürem 8-10 günü geçemedi. Sebep? “Yatağımız yok. Doluyuz.” Hafiften bir araştırma ile gördüm ki, Öğretmenevlerinde yatanların büyük bir çoğunluğu öğretmen değil; başka kurumların çalışanları, torpilli kişiler yahut serbest meslek sahibi yurttaşlarımız. Hani buralar bizim paralarımızla inşa edilmişti, öğretmenlere saygınlık kazandırmak için planlanmışlardı?


 
Demek oluyor ki: M.E.B., Milli Eğitim Müdürleri ve Öğretmenevlerinin yöneticileri kendi kurum ve personelini koruyamıyorlar, kendilerine saygı duymuyorlar. Bu durum Bakan’ından Öğretmenevi müdürlerine kadar bir acizliktir, utançtır.
 
Şimdi konunun bir başka yönüne, Öğretmenevlerindeki hizmetin kalitesine değineyim. Kaldığım bir iki Öğretmenevi hariç, diğerlerinde kaliteli hizmet sunma, işleyişiyle insanları eğitme düşüncesi diye bir şey yok. Yatarken yahut girip çıkarken görürsünüz ki: Ya odanızın tülü yok, ya perdenizin bir ucu kornişinden çıkmış sarkık, ya muslukların contaları eskimiş hep su kaçırıyor, ya televizyon yahut buzdolabınız bozuk, vs, vs.
 
Bunları görünce canınız sıkılıyor, bir öğretmen olarak meslektaşlarınızdan utanıyorsunuz: “Bu nasıl öğretmenlik, bu nasıl eğitimcilik, bunlar mı bizim öğrencilerimizi yetiştirecekler” diyorsunuz. Yarınki kuşakları bu kişilikteki adamlar yetiştirecekse Bunlardan müdür olmaz, bunlardan eğitimci olmaz; geleceğimizi bunlar belirleyeceklerse vay halimize! M.E.B. yetkilileri, Maarif Müfettişleri, valilerimiz ve kaymakamlarımız buraları hiç mi görmezler?
 
Ben polis değil öğretmen emeklisiyim. Bu gezimin çoğunu Polisevlerinde kalarak geçirdim.İnanın Polisevleri Öğretmenevlerinden daha temiz, daha tertipli düzenli.Polislerimiz daha güler yüzlü ve cana yakınlar. Bunları dile getirmek benim için sıkıntı değil, vicdan borcudur.
 
Bir de, Öğretmenevleri ile Polisevlerinin fiyat bakımdan karşılaştırmasını yapayım. Gittiğim ve yattığım her yerde Öğretmenevlerinin Polisevlerine göre daha pahalı olduğunu gördüm. İkisi de aşağı yukarı aynı statüdeler; Müdürleri kamudan maaş alıyor, görevlileri belli bir ücretle çalışıyorlar, vergi durumları aynı-belki-Öğretmenevleri daha az vergi veriyor. M.E.B. yetkilileri gelsinler, bunun izahını bize yapsınlar. Polisevlerinde gördüğüm sıcak ve samimi duruma karşın kimi Öğretmenevlerinde gördüğüm kaba, ilgisiz, isteksiz, baştan savıcı tutumlar benim polislerimize karşı olan sevgimi artırdı. D.S.İ., T.M.O. vb kamusal misafirhanelerde de kaldım. Sözünü ettiğim ucuzluğu, kaliteyi ve güler yüzü buralarda da gördüm. Bana göre buralar da Öğretmenevlerini geride bırakmışlar.
 
Size somut bir iki olay anlatayım. Gaziantep’te, iki gün ikişer üçer saat ara ile bir Öğretemenevini: “Boş yatağınız var mı, ücretiniz nedir” diye aradım. Aldığım cevaplar hep: “İki saat sonra bir arayın. Akşam arayım. Kişi başı yatak ücretimiz kahvaltı dahil 65 TL” oldu ve Gaziantep’te bir türlü Öğretmenevinde kalamadım. Lüks olması şart değildi, duşu ve WC si olan bir otele gittim, kişi başı günlük 40 TL’den kaldım. Bir başka ilin bir ilçesinde bir akşam vakti Öğretmenevine varıp yer sordum. “Boş yatak” yanıtını alınca, zaten hep böyle oluyor dedim. Ayrılırken görevli arkamdan geldi: “Bir odada bir yatak var. Yere de bir yatak atalım kalın” dedi. Odanın WC ve duşu yoktu, olmaz dedim, ayrıldım. Merdivenlerden bu görevli arkamdan bağırarak geldi, “Hocam çift kişilik bir yatağımız/odamız var, gelin orda kalın” demesin mi? Israrla o odayı göstermek istedi. “Çok canım sıkıldı, artık ben burada yatmam” dedim. Nedense bu kişi sonradan, ben hiç bir şey demeden: “Öğretmenevlerini sosyal alan yaptılar. Evli olmayan çiftler bile gelip yatıp gidiyorlar. Şu anda burada yatanların üçte biri Suriyeli. Öğretmenevlerine öğretmenlerin hiç katkısı yok. Şimdi sizin maaşlarınızdan kesinti yapılmıyor” gibi çok dengesiz sözler söyledi.
 
Bunları anlatmaktaki amacım Öğretmenevleri ve meslektaşlarımı kötülemek değildir. M.E.B. ve yöneticiler eğitim ve öğretimimizin temel taşı olan öğretmenlerimize değer versinler, öğretmenlerimiz örnek eğitimci olarak yetiştirilsinler, eğitim yöneticilerimiz de o kutlukların hakkını versinler diyorum. Öğretmenevlerindeki çalışanların içinde çok iyi, insancıl, eğitim-öğretimin değerini kavramış, eğitimciye değer kişiler de var. Kilis Öğretmenevinin bir bayan çalışanı bu güzel insanlardan birisi. Böylelerine sevgi ve saygılarımı iletiyorum.
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.
Yüreğine sağlık selamlar.N.Peker1 ay önce
yüreğine sağlık selamlar