Parti mi Türkiye mi?

Korumamıza bırakılmış Cumhuriyet rejimi bizim olmazsa olmazımızdır. Muhalefet liderlerini bu noktada açık ve ilkeli durmaya, parlamenter sistemi taahhüt edip etmeye çağırıyoruz.

24 Haziran 2018 günü cumhurbaşkanı ve milletvekilleri seçimi var. Muhalefet partileri bu süreç ve seçimde “parti” hesabı yaparlarsa, Türkiye’nin (Cumhuriyet ve demokrasimizin) korunup kurtarılmasını esas almazlarsa aleyhlerinde söyleyecek çok sözümüz olur.
 
24 Haziran’da fanatik AKP’liler Türkiye adına oy kullanamazlar. Çünkü Türkiye düşmanlığının arkasındalar, iradesizler. AKP’yi diğerleri gibi bir “Türkiye partisi” olarak görüp oy vermiş yurttaşlarımızın bu kez istedikleri bir muhalefet partisini tercih etmelerini bekliyoruz. Çünkü AKP’nin beyni Cumhuriyet merkezli değildir, AKP demek RTE demek tek adam sultası demektir.
 
Ayrıca unutmayalım ki, RTE demokrasimizi sonlandırmak için farklı taktikler uygular, eline geçirdiği fırsatları değerlendirir. Ayrıca muhalefet Hz. Ali gibi birisiyle değil, Muaviye gibi birisiyle yarışıyor. Öyleyse muhalefet bu seçimlere giderken son derece akıllı olmalıdır.
 
Muhalefetin bir dilimi hep kendini beğeniyor, diğerlerini çöpe atıyor. Bu dilimde: “Kul sözünü doğmalaştırma, lideri putlaştırma, safında yalnız kalma kendini aklama, başkalarını karalama” gibi onmaz ve olmaz bir sıkıntı var. Bu dilimin huyunu değiştirmesi gerekir, aksi halde Türkiye düşmanları bu kez de başarırlarsa iyiden iyiye kökleşecekler.


 
Muhalefetin bir dilimi de laf üretiyor, halka kuleden sesleniyor, Cumhuriyet devrimlerinden tavizler veriyor, içinde bazı bölücüleri, emperyalizmin bazı elemanlarını barındırıyor. Bu dilim başlangıçtaki sağlığını kazanmalıdır. Tavizlerle, gündelik ayak oyunlarıyla Cumhuriyet korunmaz.  
 
24 Haziran seçimlerine giderken: Geçmişte bugünün Cumhuriyet yıkıcılarıyla birlikte olduğu halde bugün daha yerli ve mantıklı politikalar üretmeye başlamış muhalefet dilimleri, Türkiye şartlarının doğurduğu ve milli/yerli görülen muhalefet dilimleri de var.
 
Türkiye’de milli devlet bir iktidar var. Bu iktidar bu seçimlerini kazanırsa Türkiye toprağa gömülecek. Muhalefet bu tehlikeyi önlemek için uğraş veriyor ama, güç ve atış birliği yapmadığı, “tali” konulara takıldıkları için sonuç alamıyorlar. Muhalefet bu tehlikeli duruşu bırakmalıdır, Türkiye’yi uçuruma itmemelidir. Birbirimizle kaynaşma, yanlışlarımızı düzeltme zamanıdır.
 
Türkiye’de, “Millet! Türklük!” diyerek kurulmuş partiler de var. Bu partilerin başkan ve yöneticileri Türkiye’nin karanlık bir tünelden geçtiği şu günlerde ya susuyorlar, ya da Türkiye düşmanlarına mermi oluyorlar. Buralardaki temiz vicdanlı yurttaşlarımızın yapacakları tercih Türkiye safına katılmaktır. Türkiye Cumhuriyeti’nin safına katılmayanların ottan farkı olmaz.
 
Muhalefetten bazıları halkımızın bir kısmına: “Siz önceden şu partiye oy verdiniz. Şöyle dediniz. Sizin kökeniniz şu” gibi sözler ediyorlar. Bugün bu dil ve düşünce yanlıştır. Halkımızın bir bölümü dün değişik neden ve zorluklarla yanlış bir yere oy vermişse “hep suçlu” kalmaz. Geçmişe bakmayalım, yüzümüzü yarına çevirelim. Gün, “TÜRKİYE” deme günüdür.
 
Bir düşüncemi daha paylaşmak istiyorum. 16 Nisan 2017 günü “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi” adı altında bir Anayasa referandumu yapıldı. Bizi şaibeli olarak Cumhuriyet ve demokrasiden “Tek adam”lık sistemine geçirdiler. Bugün Türkiye’de Atatürk’ün emanet ettiği PARLAMENTER CUMHURİYET sistemi yok. “Tek adam” kim olsun sorusunun özne ve maşası yapmak için bizi sandığa çağırıyorlar. Türkiye’nin bazı muhalefet partisi liderleri bu TEK ADAM rejimini yutmuş, çürük bir tekneyle yola çıkmış haldeler. Korumamıza bırakılmış Cumhuriyet rejimi bizim olmazsa olmazımızdır. Muhalefet liderlerini bu noktada açık ve ilkeli durmaya, parlamenter sistemi taahhüt edip etmeye çağırıyoruz. Bu konuda muhalefet liderleri ve çevresi sınav veriyor. Kimin ne düşündüğünü öğrenelim.
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.
Yasin Doruk2 ay önce
yazdıklarıana kendin inanıyorsan tükürsünler .